Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakarken gözlerin altındaki o yorgun ifadeyi fark edip moralleri bozmak o kadar kolay ki... Blefaroplasti dediğimiz şey aslında tam olarak bu durumu düzeltmeye yarayan, göz kapaklarındaki fazla deri ve torbaları alma operasyonu. Yani kısacası, bakışlarınıza çöken o ağır havayı ve yaşlılık hissini ortadan kaldırma sanatı diyelim.
Sabahları uyanıp "Vallahi yine uykumu alamamış gibi görünüyorum" diye dertleniyorsan, yalnız değilsin. Üst göz kapağı sarktıkça insanın üstüne bir ağırlık çöküyor, hatta bazen kirpiklerin üzerine binen o fazla deri yüzünden görüş açısı bile daralabiliyor. Ameliyat dediysek öyle gözünü korkutmasın; tıp ilerledi, artık çok daha konforlu yöntemler var.
Göz çevresi cildimiz vücudun en ince, en hassas yeri neticede. Yıllar geçtikçe elastikiyetini ilk kaybeden yerin orası olması hiç tesadüf değil abi ya... Zamanla orada biriken yağ dokuları öne doğru fırlıyor, morluklar ve torbalar "ben buradayım" diye bağırmaya başlıyor.
Operasyon süreci dersen, genelde lokal anesteziyle halledilen, öyle gözde büyütülecek bir şey değil. Hekim ne yapıyor; tam göz kapağının doğal katlanma çizgisinden girip o ihtiyaç fazlası deriyi ve yağı tereyağından kıl çeker gibi alıyor. Dikişler de tam o çizgiye saklandığı için iyileşince iz miz kalmıyor ortalıkta...
Aşağıdaki torbalardan kurtulmak ise tamamen başka bir özgüven katıyor insana. Alt kapağın içinden ya da hemen kirpik altından yapılan minik bir dokunuşla o bakışlardaki hüzünlü ve bitkin ifade bir anda silinip gidiyor. Hatta insan bakmaya doyamıyor kendine, bayağı gençleşiyor yüzün ifadesi.
İyileşme süreci her bünyede farklı tabii ama öyle haftalarca eve kapanmalık bir durum yok. İlk birkaç gün hafif morarma veya şişlik olması gayet doğal, buz kompresini eksik etmediğin sürece tıkır tıkır toparlıyor kendini gözler. Bir hafta sonra dikişler alınınca "İyi ki yaptırmışım" demeye başlıyorsun zaten.
Peki kimler için uygun bu dokunuş? Gerçekçi beklentileri olan, genel sağlık durumu yerinde ve göz kapağındaki sarkmadan fiziksel ya da psikolojik olarak rahatsız olan herkes için biçilmiş kaftan. Sadece estetik kaygı değil yani, görüşü kapatan o ağırlığı kaldırmak bile insanı inanılmaz rahatlatıyor.
İyi bir hekim seçmek bu işin yüzde ellisi, belki de daha fazlası... Doğal görünümü bozmadan, "Sende bir değişiklik var ama ne?" dedirtecek o tatlı dokunuşu yakalayabilen uzmanlarla yola çıkmak gerek. Yoksa abartılı müdahalelerle ifadenin tamamen değişmesi riski de var, aman dikkat diyelim...
Sabahları uyanıp "Vallahi yine uykumu alamamış gibi görünüyorum" diye dertleniyorsan, yalnız değilsin. Üst göz kapağı sarktıkça insanın üstüne bir ağırlık çöküyor, hatta bazen kirpiklerin üzerine binen o fazla deri yüzünden görüş açısı bile daralabiliyor. Ameliyat dediysek öyle gözünü korkutmasın; tıp ilerledi, artık çok daha konforlu yöntemler var.
Göz çevresi cildimiz vücudun en ince, en hassas yeri neticede. Yıllar geçtikçe elastikiyetini ilk kaybeden yerin orası olması hiç tesadüf değil abi ya... Zamanla orada biriken yağ dokuları öne doğru fırlıyor, morluklar ve torbalar "ben buradayım" diye bağırmaya başlıyor.
Operasyon süreci dersen, genelde lokal anesteziyle halledilen, öyle gözde büyütülecek bir şey değil. Hekim ne yapıyor; tam göz kapağının doğal katlanma çizgisinden girip o ihtiyaç fazlası deriyi ve yağı tereyağından kıl çeker gibi alıyor. Dikişler de tam o çizgiye saklandığı için iyileşince iz miz kalmıyor ortalıkta...
Aşağıdaki torbalardan kurtulmak ise tamamen başka bir özgüven katıyor insana. Alt kapağın içinden ya da hemen kirpik altından yapılan minik bir dokunuşla o bakışlardaki hüzünlü ve bitkin ifade bir anda silinip gidiyor. Hatta insan bakmaya doyamıyor kendine, bayağı gençleşiyor yüzün ifadesi.
İyileşme süreci her bünyede farklı tabii ama öyle haftalarca eve kapanmalık bir durum yok. İlk birkaç gün hafif morarma veya şişlik olması gayet doğal, buz kompresini eksik etmediğin sürece tıkır tıkır toparlıyor kendini gözler. Bir hafta sonra dikişler alınınca "İyi ki yaptırmışım" demeye başlıyorsun zaten.
Peki kimler için uygun bu dokunuş? Gerçekçi beklentileri olan, genel sağlık durumu yerinde ve göz kapağındaki sarkmadan fiziksel ya da psikolojik olarak rahatsız olan herkes için biçilmiş kaftan. Sadece estetik kaygı değil yani, görüşü kapatan o ağırlığı kaldırmak bile insanı inanılmaz rahatlatıyor.
İyi bir hekim seçmek bu işin yüzde ellisi, belki de daha fazlası... Doğal görünümü bozmadan, "Sende bir değişiklik var ama ne?" dedirtecek o tatlı dokunuşu yakalayabilen uzmanlarla yola çıkmak gerek. Yoksa abartılı müdahalelerle ifadenin tamamen değişmesi riski de var, aman dikkat diyelim...