Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Doktor ilk kez bana GLP-1 bahsini açtığında açıkçası biraz çekinmiştim. Yani sonuçta vücudumuza dışarıdan müdahale eden biyolojik bir mekanizmadan bahsediyoruz. Ama işin özü aslında şu; bağırsaklarımızın yemek yedikten sonra doğal olarak salgıladığı o tok hissettiren hormonu taklit ediyor bu ilaçlar. Vücut kendi kendine yapamadığı ya da eksik yaptığı bir işi, dışarıdan gelen küçük bir destekle hatırlamış oluyor bir nevi.
Abi ya vallahi billahi o tabağı bitirmeden masadan kalkamama hali var ya, işte o hissiyatı bıçak gibi kesip atıyor. Nasıl oluyor derseniz, mide boşalma hızını ciddi şekilde yavaşlatıyor bu tedavi. Yemeği yiyorsunuz ve o yemek midede daha uzun süre kalıyor. Hal böyle olunca beyne sürekli "tamamdır, depo dolu, yeni bir şey göndermelerine gerek yok" sinyali gidiyor...
Kan şekeri dalgalanmaları insanı gün içinde perişan eder, bilirsiniz. Hani öğleden sonra aniden gelen o tatlı krizleri, el ayağın çekilmesi falan. GLP-1 tam da bu noktada pankreasa tatlı bir uyarı gönderiyor, sadece yemek yediğinizde insülin salgılatıyor. Yani durup dururken şekeri düşürmüyor, sistemin ritmine göre hareket ediyor.
Şunu çok soran oluyor, bu bir mucize iğne mi yoksa zayıflama ilacı mı? Vallahi ne mucize ne de tek başına sihirli bir değnek. Evet, kilo verdiriyor, hem de iştahı doğrudan baskılayarak yapıyor bunu ama asıl mesele metabolizmanın ayarlarını fabrika ayarlarına geri döndürmek. Sadece kilo vermek değil yani amaç, bozulan metabolik dengeyi yeniden kurmak.
Bazen düşünüyorum da, biz yıllarca iradesizlik sanmışız bu durumu. Meğer beynimizdeki ve bağırsağımızdaki o iletişim ağı kopmuş, doyma sinyali merkeze ulaşmıyormuş. İşte bu tedavi aradaki o kopuk kabloları tekrar birbirine bağlıyor. İradeyle, kendini zorlamakla çözülemeyen o direnç noktası bir anda yumuşamaya başlıyor.
İlk haftalarda hafif bir mide bulantısı yapabilir, bunu baştan kabul etmek lazım. Bünye yeni bir ritme alışmaya çalışıyor kolay değil tabii. Yavaş yemek yemek, porsiyonları küçültmek ve özellikle yağlı gıdalardan bir süre uzak durmak bu süreci inanılmaz rahatlatıyor. Vücudunuzun size verdiği tepkileri sakince dinleyin, onunla savaşmayın.
Herkesin metabolizması, ilaca verdiği tepki, hatta o tokluk hissini yaşama biçimi bambaşka. Komşunun aldığı dozla sizinki asla bir olmaz, olmamalı da zaten. Bir doktor gözetiminde, kan değerlerine bakılarak adım adım ilerlemek bu işin tek doğru yolu. Aksi takdirde fayda sağlayayım derken sağlığınızdan olmak işten bile değil...
Abi ya vallahi billahi o tabağı bitirmeden masadan kalkamama hali var ya, işte o hissiyatı bıçak gibi kesip atıyor. Nasıl oluyor derseniz, mide boşalma hızını ciddi şekilde yavaşlatıyor bu tedavi. Yemeği yiyorsunuz ve o yemek midede daha uzun süre kalıyor. Hal böyle olunca beyne sürekli "tamamdır, depo dolu, yeni bir şey göndermelerine gerek yok" sinyali gidiyor...
Kan şekeri dalgalanmaları insanı gün içinde perişan eder, bilirsiniz. Hani öğleden sonra aniden gelen o tatlı krizleri, el ayağın çekilmesi falan. GLP-1 tam da bu noktada pankreasa tatlı bir uyarı gönderiyor, sadece yemek yediğinizde insülin salgılatıyor. Yani durup dururken şekeri düşürmüyor, sistemin ritmine göre hareket ediyor.
Şunu çok soran oluyor, bu bir mucize iğne mi yoksa zayıflama ilacı mı? Vallahi ne mucize ne de tek başına sihirli bir değnek. Evet, kilo verdiriyor, hem de iştahı doğrudan baskılayarak yapıyor bunu ama asıl mesele metabolizmanın ayarlarını fabrika ayarlarına geri döndürmek. Sadece kilo vermek değil yani amaç, bozulan metabolik dengeyi yeniden kurmak.
Bazen düşünüyorum da, biz yıllarca iradesizlik sanmışız bu durumu. Meğer beynimizdeki ve bağırsağımızdaki o iletişim ağı kopmuş, doyma sinyali merkeze ulaşmıyormuş. İşte bu tedavi aradaki o kopuk kabloları tekrar birbirine bağlıyor. İradeyle, kendini zorlamakla çözülemeyen o direnç noktası bir anda yumuşamaya başlıyor.
İlk haftalarda hafif bir mide bulantısı yapabilir, bunu baştan kabul etmek lazım. Bünye yeni bir ritme alışmaya çalışıyor kolay değil tabii. Yavaş yemek yemek, porsiyonları küçültmek ve özellikle yağlı gıdalardan bir süre uzak durmak bu süreci inanılmaz rahatlatıyor. Vücudunuzun size verdiği tepkileri sakince dinleyin, onunla savaşmayın.
Herkesin metabolizması, ilaca verdiği tepki, hatta o tokluk hissini yaşama biçimi bambaşka. Komşunun aldığı dozla sizinki asla bir olmaz, olmamalı da zaten. Bir doktor gözetiminde, kan değerlerine bakılarak adım adım ilerlemek bu işin tek doğru yolu. Aksi takdirde fayda sağlayayım derken sağlığınızdan olmak işten bile değil...