Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Hamile kadını suya sokmak ilk başta her anne adayının gözünü korkutur, "Eyvah bebeğe bir şey olur mu" şüphesi hemen akla düşer. Oysa suyun kaldırma kuvveti anne bedenindeki o ağır yükü tek kalemde sıfırlar, vücut bir anlığına nefes alır.
Doktorlar her kafadan bir ses çıkarır ama işin aslı nettir: Yüksek riskli bir gebelik yoksa yüzmek mükemmel bir harekettir. Hatta hareketsizlikten kasılan o bel ve kalça ağrılarına birebirdir vallahi.
Klorlu havuz mu yoksa temiz bir deniz mi sorusu kafaları kurcalayıp duruyor. Temizliğinden emin olunmayan, devasa kalabalıkların girdiği o kimyasal dolu otel havuzları kesinlikle büyük bir mikrop yuvasıdır, uzak durmak lazım.
Deniz her zaman ilk tercihtir abi ya, tuzlu suyun o doğal dengesi vücudu canlandırır. Fakat dalgalı denizde boğuşmak, karnı dalgalara karşı siper etmek gibi saçmalıklara hiç gerek yok.
Bacaklara kramp girmesi hamilelikte an meselesidir, aniden suyun ortasında kalakalırsınız. Boyu aşmayan derinliklerde, kıyıya paralel yüzmek en akıllıca yoldur.
Nefesi tutup suyun altına dalmak... İşte bu kesinlikle yapılmaması gereken tek şeydir. Bebeğin oksijensiz kalma ihtimalini riske atmak koca bir çılgınlıktır, o yüzden suyun yüzeyinde sakince süzülmek yeter.
Güneşin tam tepede olduğu o kavurucu saatlerde sahile inmek vücut ısısını tehlikeli seviyelere çıkarır. Aşırı ısınan bir anne bedeni demektir ki bebek içeride pişiyor, aman diyeyim sabah erken veya akşamüstü saatlerini seçin.
Vücut suyun içindeyken terlediğini anlamaz, bu yüzden insan susamadığını sanır. Çantada mutlaka koca bir matara su olmalı, kıyıya her çıkışta o su yudumlanmalı.
Islak mayoyla dakikalarca oturup sohbet etmek mi? Mantar enfeksiyonuna adeta davetiye çıkarmaktır bu, hemen kurulanıp değişmek şart.
Sırtüstü yüzmek anne adayına adeta cenneti yaşatır, omurgadaki o devasa baskı bir anda yok olur gider. Rahim rahatlar, bebek içeride adeta kendi kulvarında süzülür.
Suya aniden çivileme ya da balıklama atlamak gibi agresif hareketleri unutun artık. Merdivenden ağır ağır, vücudu alıştıra alıştıra girmek en doğrusudur.
Vücut size "dur" dediği an kulaç atmayı keseceksiniz, zorlamanın alemi yok. Nefes nefese kalıp kalbi deli gibi çarptırmanın kimseye bir faydası yok çünkü...
Yüzme sonrasında gelen o tatlı yorgunluk ve deliksiz uyku bile tek başına bu sporu yapmaya değer. Anne rahatlarsa bebek de rahatlar, bu kadar basit.
Doktorlar her kafadan bir ses çıkarır ama işin aslı nettir: Yüksek riskli bir gebelik yoksa yüzmek mükemmel bir harekettir. Hatta hareketsizlikten kasılan o bel ve kalça ağrılarına birebirdir vallahi.
Klorlu havuz mu yoksa temiz bir deniz mi sorusu kafaları kurcalayıp duruyor. Temizliğinden emin olunmayan, devasa kalabalıkların girdiği o kimyasal dolu otel havuzları kesinlikle büyük bir mikrop yuvasıdır, uzak durmak lazım.
Deniz her zaman ilk tercihtir abi ya, tuzlu suyun o doğal dengesi vücudu canlandırır. Fakat dalgalı denizde boğuşmak, karnı dalgalara karşı siper etmek gibi saçmalıklara hiç gerek yok.
Bacaklara kramp girmesi hamilelikte an meselesidir, aniden suyun ortasında kalakalırsınız. Boyu aşmayan derinliklerde, kıyıya paralel yüzmek en akıllıca yoldur.
Nefesi tutup suyun altına dalmak... İşte bu kesinlikle yapılmaması gereken tek şeydir. Bebeğin oksijensiz kalma ihtimalini riske atmak koca bir çılgınlıktır, o yüzden suyun yüzeyinde sakince süzülmek yeter.
Güneşin tam tepede olduğu o kavurucu saatlerde sahile inmek vücut ısısını tehlikeli seviyelere çıkarır. Aşırı ısınan bir anne bedeni demektir ki bebek içeride pişiyor, aman diyeyim sabah erken veya akşamüstü saatlerini seçin.
Vücut suyun içindeyken terlediğini anlamaz, bu yüzden insan susamadığını sanır. Çantada mutlaka koca bir matara su olmalı, kıyıya her çıkışta o su yudumlanmalı.
Islak mayoyla dakikalarca oturup sohbet etmek mi? Mantar enfeksiyonuna adeta davetiye çıkarmaktır bu, hemen kurulanıp değişmek şart.
Sırtüstü yüzmek anne adayına adeta cenneti yaşatır, omurgadaki o devasa baskı bir anda yok olur gider. Rahim rahatlar, bebek içeride adeta kendi kulvarında süzülür.
Suya aniden çivileme ya da balıklama atlamak gibi agresif hareketleri unutun artık. Merdivenden ağır ağır, vücudu alıştıra alıştıra girmek en doğrusudur.
Vücut size "dur" dediği an kulaç atmayı keseceksiniz, zorlamanın alemi yok. Nefes nefese kalıp kalbi deli gibi çarptırmanın kimseye bir faydası yok çünkü...
Yüzme sonrasında gelen o tatlı yorgunluk ve deliksiz uyku bile tek başına bu sporu yapmaya değer. Anne rahatlarsa bebek de rahatlar, bu kadar basit.