Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Hamilelik testindeki o çift çizgiyi gördüğün an başlar her şey; içeride büyüyen minik bir hayatla beraber senin de tüm dünyan, bedeninin çalışma prensibi baştan aşağı değişiverir.
Yahu bu karın daha yeni büyümeye başladı ama sanki üç kat merdiven çıkmışım gibi nefesim kesiliyor diyorsan, yalnız değilsin valla, binlerce anne adayı tıpkı senin gibi aynı şeyi yaşıyor şu an.
Beden içerideki o minik insanı beslemek, ona oksijen ulaştırabilmek için devasa bir mesai harcıyor, kalbin normalden çok daha hızlı pompalamaya başlıyor kanı.
Hormonların, özellikle de progesteronun o deliluğ ciğerlerini adeta esir alıyor, beynine sürekli daha derin nefes al sinyalleri yolluyor da yolluyor.
Ayakta dururken bile sanki maraton koşmuşsun gibi bir yorgunluk, bir nefessizlik hali gelip oturuyor göğsünün tam ortasına, insan hayret ediyor doğrusu.
Bebek büyüdükçe, o minik sıpa yukarıya doğru tırmandıkça diyaframa fena baskı yapıyor, akciğerlerin tam olarak genişleyemiyor zavallım.
Doktoruna gittiğinde endişeyle soruyorsun ya hani, normal mi bu durum diye, o da gülümseyerek gayet olağan olduğunu söylüyor ya, işte o an içindeki o buzlar eriyor birden.
Tabii her nefes darlığı masum olacak diye bir kural yok abicim, eğer işin içine morarma, göğüs ağrısı ya da şiddetli çarpıntı girerse durma, hemen koş doktoruna.
Gündelik koşturmacalara biraz fren koymak, yavaş hareket etmek, dik oturmaya özen göstermek bu soluk alıp vermeleri hafifletmenin en pratik yolu aslında.
Günün birinde bu karnın ineceği, kucağının dolacağı ve o derin nefesleri yeniden özgürce alacağın günler çok uzak değil, sadece biraz sabır...
Yahu bu karın daha yeni büyümeye başladı ama sanki üç kat merdiven çıkmışım gibi nefesim kesiliyor diyorsan, yalnız değilsin valla, binlerce anne adayı tıpkı senin gibi aynı şeyi yaşıyor şu an.
Beden içerideki o minik insanı beslemek, ona oksijen ulaştırabilmek için devasa bir mesai harcıyor, kalbin normalden çok daha hızlı pompalamaya başlıyor kanı.
Hormonların, özellikle de progesteronun o deliluğ ciğerlerini adeta esir alıyor, beynine sürekli daha derin nefes al sinyalleri yolluyor da yolluyor.
Ayakta dururken bile sanki maraton koşmuşsun gibi bir yorgunluk, bir nefessizlik hali gelip oturuyor göğsünün tam ortasına, insan hayret ediyor doğrusu.
Bebek büyüdükçe, o minik sıpa yukarıya doğru tırmandıkça diyaframa fena baskı yapıyor, akciğerlerin tam olarak genişleyemiyor zavallım.
Doktoruna gittiğinde endişeyle soruyorsun ya hani, normal mi bu durum diye, o da gülümseyerek gayet olağan olduğunu söylüyor ya, işte o an içindeki o buzlar eriyor birden.
Tabii her nefes darlığı masum olacak diye bir kural yok abicim, eğer işin içine morarma, göğüs ağrısı ya da şiddetli çarpıntı girerse durma, hemen koş doktoruna.
Gündelik koşturmacalara biraz fren koymak, yavaş hareket etmek, dik oturmaya özen göstermek bu soluk alıp vermeleri hafifletmenin en pratik yolu aslında.
Günün birinde bu karnın ineceği, kucağının dolacağı ve o derin nefesleri yeniden özgürce alacağın günler çok uzak değil, sadece biraz sabır...