Frengi (Sifiliz) belirtileri nelerdir?

Frengi (Sifiliz) belirtileri nelerdir?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Yıllar evvel hastane koridorunda beklerken, elindeki eski gazete kağıdını titreyen elleriyle katlayan yaşlı bir dahiliye uzmanı, "Evlat," demişti, "tıpta her hastalık bir masal anlatır ama sifiliz... Sifiliz en eski romancıdır, izini yıllarca gizler." Tarih kitaplarının sayfalarında adeta hayalet gibi dolaşan, kralları, sanatçıları ve sıradan insanları sessizce pençesine alan bu enfeksiyon, aslında insan vücudunun duvarına kazınmış en sinsi tablolardan biridir.

Vücutla ilk temas anında kurulan o sessiz ortaklık, genellikle fark edilmeyen ufak bir yara ile başlar; şankır denilen bu lezyon, öyle masum görünür ki insan kendi kendine "Geçer ya alt tarafı bir tahriş" deyip geçer. Ağrısızdır, kimseden şüphelenmezsin, sanki vîrân bir evin bacasından sızan ilk duman gibidir; halbuki o esnada Treponema pallidum adı verilen o minik bakteri, kan dolaşımının serin sularında çoktan yolculuğa çıkmıştır bile.

Aylar birbirini kovalar, aradan zaman geçer ve bir sabah uyanırsın ki avuç içlerinde ve ayak tabanlarında hiç beklenmedik bakır rengi döküntüler peyda olmuş; kaşıntı da yoktur üstelik, insan işte o an tuhaf bir ürpertiyle irkilir. Boğazın ağrır, saçların tutam tutam dökülmeye başlar, hani derler ya adamı adeta tahtından eder... Sanki beden seninle inatlaşıyor gibi, hastalandığını bağırmadan ama derinden hissettiren o garip yorgunluk dalgası bütün hücrelerine yayılır.

Sonra ne mi olur? Perde kapanır ve hastalık uzun bir uyku moduna geçer, yıllarca ne bir ses ne bir soluk; latant dönem dedikleri o sessizlik fırtına öncesi sessizlikten farksızdır abiler, ablalar. Vücut kendi kendine savaştığını sanırken, bakteri içten içe duvarları örmeye devam eder; kimisi bu aşamada ömrünün sonuna kadar hiçbir şey yaşamaz, kimisi ise yıllar sonra bambaşka bir yüzdeyle, kardiyovasküler veya nörolojik hasarlarla kalakalır ortada.

Beyni ve omuriliği hedef alan son aşama, yani nörosifiliz kapıyı çaldığında artık işler rengini tamamen değiştirir; yürüyüşün değişir, hafızan sana oyunlar oynamaya başlar, ruh halin bir asansör gibi inip çıkar. Vücut o minik lekeyi zamanında umursamadığı için bugün bedelini ağır ödetmektedir; vallahi billahi insan kendi sağlığına bu kadar ihanet etmemeli, çünkü bu mikrop dost görünümlü en büyük düşmandır.

Belirtiler insanı yanıltır, tıp ise tam bu noktada devreye girer; bir kan testiyle her şey ortaya dökülverir ama iş işten geçmeden o ilk yarayı yakalamak gerek. Kendinde ya da bir yakınında bu garip gidişatı sezerse insan, sakın korkmasın ama geç de kalmasın; penisilin gibi mucizevi bir silah varken modern tıp karşısında bu eski düşman nihayetinde dize gelmek zorundadır.
 
Geri