Evlilik terapisi ne zaman alınmalı?

Evlilik terapisi ne zaman alınmalı?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Doktor elinde o plastik maketle karşına geçip "Damara stent koyacağız" dediği an, insanın içinden bir "Abi yapma ya, o kadar mı kötü durum?" çığlığı yükseliyor haliyle. Bakma öyle sakin durduğuma, anjiyo masasına yatıp da o soğuk lamba tepeden gözünü alırken kalbin ritmi rekor kırıyor vallahi. Aslında yapılan iş en basit tanımıyla, içeriden büzüşmüş, kireçlenmiş o minik damarın içine minyatür bir çelik inşaat iskelesi kurmaktan ibaret. Bildiğin metal bir kafes... Hatta tam adıyla söylemek gerekirse bir "endovasküler protez" ama gel de bunu o an o sedyede soğuk terler döken adama anlat! Lümendeki o darlık açılacak ki kan hücumu rahatlasın, dokular oksijene doysun.

Ameliyat gibi düşünüp korkuyor insan ama değil işte, kesik yok, biçik yok, kasıktan ya da koldan bir kılıfla girip gidiyorlar kalbin ta kılcalına kadar. Kateter dedikleri o incecik boru damarın içinde tıkır tıkır ilerlerken sen hiçbir şey hissetmiyorsun desek yeridir, hani sadece zıt maddeyi, yani kontrast ajanı verdiklerinde sıcak bir dalga yayılıyor ya vücuda... Hah, tam o an "Tamam" diyorsun, "Şimdi kalbin fotoğrafını çekiyorlar." Sonra o daralmış Segment'e geliyor balonlu stent. Balon bir şişiyor orada, metal kafes damar duvarına iyice yapışıp kalıyor, balon sönüp çıkıyor ama o stent ömür boyu orada nöbetçi mühendis gibi nöbet tutmaya başlıyor. Yani mekanik bir destek bu, bildiğin tıkanmış boruya içten çıta çakmak gibi bir şey...

E peki bitti mi iş, stent takıldı rahatladık mı? Vallahi billahi bitmiyor, asıl macera orada başlıyor desek yeridir... Vücut o metali yabancı madde sayıp hemen üstünü örtmeye, doku üretip stentin içini tekrar tıkamaya çalışıyor çünkü, buna da ne deniyor tıpta, restenoz! İşte tam bu yüzden artık o eski çıplak metalleri pek kullanmıyorlar, ilaç salınımlı stent dedikleri, üzerinde mikroskopik dozda anti-proliferatif ilaç barındıran zeki kafesleri takıyorlar ki hücreler coşup da damarı tekrar tıkamasın. Yine de doktorun verdiği o ikili antiplatelet ilaçları, yani kan sulandırıcıları aksatırsan... Aman diyeyim! Stentin içinde bir pıhtı atar, yani akut stent trombozu gelişir ki, başladığın yere jet hızıyla geri dönersin.

Bazen düşünüyorum da, biz sanıyoruz ki stent takılınca kalp pırıl pırıl sıfır km oluyor. Yok öyle bir dünya abi! Stent oradaki anlık yangını söndürüyor sadece, itfaiyeci gibi gelip kapıyı kırıp içeri giriyor ama evdeki o düzensizliği, o damar sertliği dediğimiz ateroskleroz sürecini kendi kendine silip atmıyor ki. Sen yine gidip o yağlı köfteleri gömer, sigarayı yakar, "Nasıl olsa stent var" dersen... O damar başka yerden patlar, ya da stentin hemen sınırından darlanmaya başlar. Vallahi bak, doktorlar aspirin yazıp gönderiyor ama işin sırrı o aspirin değil, sen o yaşam tarzını baştan aşağı revize etmedikçe o stent orada sadece geçici bir yama olarak kalır.

Bilekten yapılan anjiyolar çıktı çıkalı hasta konforu acayip arttı bu arada, eskiden kasıktan yapılınca kum torbası koyarlardı saatlerce kıpırdayamazdın, belin koparıldı sanki... Şimdi iki saatte ayağa dikiyorlar adamı. Ama ne olursa olsun, kalbine bir parçanı bırakıp çıkıyorsun o odadan. Kalbin ritmi değişiyor, psikolojin değişiyor. Yolda yürürken "Acaba stent kaydı mı, yerinden mi oynadı?" diye saçma sapan kuruntulara kapılıyor insan ilk haftalarda... Kaymaz kardeşim, o metal damar duvarıyla bütünleşiyor, intima tabakasının altına gömülüyor resmen, korkma! Yeter ki o ilaçlarını saatini aksatmadan iç, biraz da tempolu yürüyüşe başla... Gerisi hallolur.
 
Geri