Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Eski tip motorların nazlı dünyasından çıkıp Opel'in bu popüler dizel ünitesiyle ilk kez haşır neşir olanların en büyük şoku, o kaputu açtıklarında duydukları ilk metalik tıkırtıdır... Aslında her şey gayet normal ilerlerken, sabah ilk marş anında gelen o garip ses insanı aniden tuhaf bir huzursuzluğa sürükler; sanki motorun içinde minik çekiçler birbirine vuruyormuş gibi. CDTI triger sorunları denilen o can sıkıcı mesele, genelde bu masum gibi görünen seslerle başlar ve zamanında müdahale edilmezse cüzdanı ciddi anlamda yakacak masrafların kapısını aralar. Kullandığınız aracın bakım geçmişi ne kadar temiz olursa olsun, bu motorun mekanik karakteristiği maalesef belirli kilometre sınırlarından sonra bazı kronik hassasiyetleri beraberinde getiriyor.
Zincir sisteminin zamanla uzaması ve gergi bilyalarının görevini tam yapamaması, motor yağının kalitesiyle ve değişim sıklığıyla doğrudan akraba bir durumdur... Piyasada herkesin dilden dile dolaştırdığı "şu kadar kilometre gider" ezberleri var ya, işte onlar bazen tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlanabiliyor çünkü şehir içi dur-kalk trafiğinde geçen her saat, aslında triger mekanizmasının ömründen yiyor. Yağ basıncının en kritik olduğu anlarda, o minik hidrolik gergilerin yeterince şişememesi zincirde boşluk yaratır ve o korkunç şıkırtı saniyeler içinde bütün motor kulağınıza gelmeye başlar. Ne yani, şimdi her on bin kilometrede bir yağı yenilemek yetmiyor mu sanki, insan bazen nerede yanlış yaptığını sorgulayıp duruyor.
Mekanik aşınmanın getirdiği o kaçınılmaz sonla yüzleşmek, inanın hiçbir araç sahibinin rüyasında bile görmek istemediği türden bir kabustur... Erken teşhis hayat kurtarır derler ya, bu kural otomobiller için de birebir geçerlidir; çünkü atlanan en küçük bir tıkırtı, ileride sübapların pistonlarla buluşmasına ve bütün motorun kilitlenmesine yol açabilir. Ustaların ellerindeki senta ayar çubuklarıyla o kapağı açıp içeriye baktıkları o an, insanın adeta kalbi güm güm atar. Belki de zamanı gelmişken orijinal parça yerine yan sanayi ürün tercih etmenin getirdiği o pişmanlık hissi, insanın zihninde uzun süre yankılanmaya devam eder.
Peki bu kadar dert tasa arasında aracı satmak mı mantıklı yoksa baştan aşağı kallavi bir motor bakımı yaptırıp yola devam etmek mi... İşte bu soru, sanayi köşelerinde sabahlayan her dürüst sürücünün kendi kendine sorduğu ama cevabını bulmakta en çok zorlandığı o kadim ikilemdir. Kaliteli bir triger setinin maliyeti günümüz şartlarında bütçeyi zorlasa da, motoru komple kucağa almaktan çok daha ucuz bir sigorta poliçesi olduğu gerçeğini kimse inkar edemez. Aracı kullanırken motordan gelen sesleri kulak arkası etmemek, egzozdan atılan o tuhaf renkteki dumanı fark edebilmek aslında tecrübeli bir sürücünün sahip olması gereken en kıymetli reflekslerden biridir...
Zincir sisteminin zamanla uzaması ve gergi bilyalarının görevini tam yapamaması, motor yağının kalitesiyle ve değişim sıklığıyla doğrudan akraba bir durumdur... Piyasada herkesin dilden dile dolaştırdığı "şu kadar kilometre gider" ezberleri var ya, işte onlar bazen tam bir hayal kırıklığıyla sonuçlanabiliyor çünkü şehir içi dur-kalk trafiğinde geçen her saat, aslında triger mekanizmasının ömründen yiyor. Yağ basıncının en kritik olduğu anlarda, o minik hidrolik gergilerin yeterince şişememesi zincirde boşluk yaratır ve o korkunç şıkırtı saniyeler içinde bütün motor kulağınıza gelmeye başlar. Ne yani, şimdi her on bin kilometrede bir yağı yenilemek yetmiyor mu sanki, insan bazen nerede yanlış yaptığını sorgulayıp duruyor.
Mekanik aşınmanın getirdiği o kaçınılmaz sonla yüzleşmek, inanın hiçbir araç sahibinin rüyasında bile görmek istemediği türden bir kabustur... Erken teşhis hayat kurtarır derler ya, bu kural otomobiller için de birebir geçerlidir; çünkü atlanan en küçük bir tıkırtı, ileride sübapların pistonlarla buluşmasına ve bütün motorun kilitlenmesine yol açabilir. Ustaların ellerindeki senta ayar çubuklarıyla o kapağı açıp içeriye baktıkları o an, insanın adeta kalbi güm güm atar. Belki de zamanı gelmişken orijinal parça yerine yan sanayi ürün tercih etmenin getirdiği o pişmanlık hissi, insanın zihninde uzun süre yankılanmaya devam eder.
Peki bu kadar dert tasa arasında aracı satmak mı mantıklı yoksa baştan aşağı kallavi bir motor bakımı yaptırıp yola devam etmek mi... İşte bu soru, sanayi köşelerinde sabahlayan her dürüst sürücünün kendi kendine sorduğu ama cevabını bulmakta en çok zorlandığı o kadim ikilemdir. Kaliteli bir triger setinin maliyeti günümüz şartlarında bütçeyi zorlasa da, motoru komple kucağa almaktan çok daha ucuz bir sigorta poliçesi olduğu gerçeğini kimse inkar edemez. Aracı kullanırken motordan gelen sesleri kulak arkası etmemek, egzozdan atılan o tuhaf renkteki dumanı fark edebilmek aslında tecrübeli bir sürücünün sahip olması gereken en kıymetli reflekslerden biridir...