Yumurtayı her gün yemek zararlı mı?

Yumurtayı her gün yemek zararlı mı?

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Pazar sabahı mahalle arasındaki o küçük kahvaltı salonuna sığınmış, masaya gelen tavada yumurtanın buharına bakıyorduk... Komşu masadan teyzelerden biri yanındakine fısıldadı: "Kızım her gün yenir mi o, kolesterolü fırlatır valla!" İşte tam o an, toplumca yıllardır sırtımızda taşıdığımız o kafa karışıklığı yeniden çöktü üzerimize. Yıllarca bize kolesterol canavarı diye yutturulan o sarı oval mucizeyi her sabah tabağımıza koyarken gerçekten kendi kendimize kötülük mü ediyoruz, yoksa kulaktan dolma korkularla vücudumuzu mu cezalandırıyoruz?

Geçen gün bir akademisyen dostumuzla çay içerken laf dönüp dolaşıp yine bu kahvaltılık meselesine geldi. "Abi vallahi billahi uzmanlar da ikiye bölündü, biz kime inanacağımızı şaşırdık," dedik, gülüştük. Hakikaten öyle değil mi ama? Bir grup hekim "Aman ha, haftada ikiyi geçmeyin" diye feryat ederken, diğer taraf "Her gün iki tane gömün, hiçbir şey olmaz" rahatlığında. Hangisi doğru, hangisi efsane...

Bizim gençlik yıllarımızda gazetelerin sağlık sayfalarını hazırlarken tıp dünyasının bu ani fikir değişikliklerine çok şahit olurduk. Bir dönem zeytinyağı tü kaka ilan edilir, ertesi yıl baş tacı yapılırdı; yumurtanın kaderi de tam olarak bu döngüye kurban gitti aslında. Oysa vücudumuzun ihtiyacı olan o kaliteli proteini, göz sağlığına birebir gelen luteini ve hafızayı diri tutan kolini bu kadar ucuza başka nerede bulacağız ki? Bazen düşünüyorum da, acaba biz sağlıklı besleneceğiz diye işin suyunu mu çıkarıyoruz nedir...

Yıllardır süregelen o meşhur kolesterol tartışmasına gelelim şimdi. İşin aslı şu ki, yumurtadaki kolesterol kanımıza doğrudan öyle pat diye geçip damarları tıkamıyor dostlar. Karaciğerimiz zaten her gün kendisi kolesterol üretiyor ve biz dışarıdan besinle aldığımızda kendi üretimini otomatik olarak düşürüyor; yani sistem aslında saat gibi tıkır tıkır işliyor. Tabii burada "Ben her gün üç tane kırar, tereyağında coşturur, yanına da sucukları dizerim" derseniz... Orada durup bir soluklanmak lazım işte.

Metropol hayatının o keşmekeşinde, sabahın köründe işe yetişmeye çalışırken kaçımız adamakıllı bir kahvaltı hazırlayabiliyoruz ki zaten? Haşla bir tane yumurta, at ağzına, çık dışarı; işte size en pratik, en doyurucu kurtarıcı. Ama tabii herkesin bünyesi bir değil; şeker hastasıysanız ya da genetik olarak kolesterolünüz tavan yapmaya meyilliyse, doktorunuza danışmadan her sabah yumurta şöleni yapmayın deriz. Bazen en basit gıda bile...

Geçen hafta mahalledeki beslenme uzmanı komşumuzla merdivenlerde karşılaştık, hazır yakalamışken sıkıştırdık tabii. "Yahu söylesene," dedik, "her gün yesek ne olur yani?" Yüzünde o bildik tebessümle, "Nasıl pişirdiğinize bağlı" deyip kestirip attı. Ne kadar doğru! Katı katı haşlayıp sarısının etrafını morartana kadar pişirirsek ya da yaktığımız kızgın yağın içinde yüzdürürsek, o şifa deposunu kendi elimizle zehre dönüştürmüş oluyoruz zaten.

Sonuçta bizler uzman değiliz belki ama yılların getirdiği tecrübeyle neyin bize iyi geldiğini hissedecek yaştayız artık. Vücudunuz size ne diyorsa onu dinleyin, tabağınızdaki renklere bakın, abartıdan kaçının ve kulaktan dolma felaket senaryolarına çok da kulak asmayın. Her sabah o yumurtayı kırarken kendinizi suçlu hissetmek yerine, doğanın bize sunduğu bu basit mucizenin tadını çıkarmak sanki en doğrusu...
 
Geri