Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Aynaya bakınca yüzündeki o eski canlılığın biraz çekildiğini fark ettin mi hiç? Elmacık kemiği dolgusu dediğimiz şey, tam da oradaki hacim kaybını geri toplamak için yapılan minik bir dokunuş aslında.
Yıllar geçtikçe kemik yapımız inceliyor, cilt altındaki yağ pedleri aşağı doğru kayıyor... Haliyle yüz biraz sarkmış veya yorgun görünebiliyor.
Hyalüronik asit bazlı dolgular kullanılıyor genelde bu işlemde. Zaten vücudumuzda var olan, suyu tutan o mucizevi madde var ya, işte o.
Ağrılı bir şey mi peki? Vallahi hiç gözünde büyüttüğün gibi değil, işlem öncesi sürülen uyuşturucu kremler sağ olsun, sadece hafif bir baskı hissediyorsun.
Nispeten ince iğneler ya da ucu küt kanüllerle girilip kemik üzerine dolgu yerleştiriliyor. Kanül kullanılması morarma riskini bayağı bir düşürüyor bu arada.
İşin uzmanı bir ele dokunmak şart ama abi, yoksa o doğal çehre gider, yerine bambaşka, yapay bir ifade gelir ki... Aman diyeyim.
Işık kırılmasını düzenliyor bir kere o bölgedeki dolgu. Yüzün tam ortasına gelen o tatlı aydınlık var ya, işte onu doğrudan geri kazanıyorsun.
Sadece elmacık kemiğini çıkık göstermekle kalmıyor bu arada. Şakakları destekliyor, hatta burun kenarındaki o derin çizgilere bile hafiften bir lifting etkisi yapıyor.
Kalıcılığı ne kadar dersen, kişiden kişiye değişir tabii ama ortalama bir, bir buçuk yıl kadar gidiyor. Sonra vücut onu yavaş yavaş emip yok ediyor zaten.
İşlem bittiği an hemen günlük hayatına dönebiliyorsun. Yani öyle evde yatıp dinlenmelik, işten izin almalık bir durum yok ortada.
Biraz kızarıklık veya minik bir şişlik olabilir ilk birkaç gün. O da soğuk kompresle çabucak geçip gidiyor zaten, dert etmeye değmez.
Yüz yapına uygun dozda yapılması çok kritik. Hani bazı insanlar vardır ya, yanakları aşırı dolgun durur, adeta gözleri küçülmüştür... İşte o durum tamamen dozun kaçırılmasından kaynaklanıyor.
Azı karar, çoğu zarar felsefesi tam da bu estetik dokunuş için söylenmiş sanki. Kademe kademe ilerlemek her zaman en mantıklısı.
Doğallıktan şaşmamak lazım vallahi. Kimse sizde bir işlem olduğunu anlamasın, sadece "Sende bir güzellik var, dinlenmiş görünüyorsun" desin yeter.
Doktorunla oturup yüz haritanı iyi çıkarmalısın ilk randevuda. Sen ne istiyorsun, yüzünün anatomisi neye izin veriyor, hepsini tek tek konuşmak gerek.
Kısacası yüzdeki o hacim kaybını silmek, ifadeye taze ve dinç bir hava katmak için oldukça pratik bir yöntem... Gerisi tamamen doğru uzmana teslim olmakta bitiyor.
Yıllar geçtikçe kemik yapımız inceliyor, cilt altındaki yağ pedleri aşağı doğru kayıyor... Haliyle yüz biraz sarkmış veya yorgun görünebiliyor.
Hyalüronik asit bazlı dolgular kullanılıyor genelde bu işlemde. Zaten vücudumuzda var olan, suyu tutan o mucizevi madde var ya, işte o.
Ağrılı bir şey mi peki? Vallahi hiç gözünde büyüttüğün gibi değil, işlem öncesi sürülen uyuşturucu kremler sağ olsun, sadece hafif bir baskı hissediyorsun.
Nispeten ince iğneler ya da ucu küt kanüllerle girilip kemik üzerine dolgu yerleştiriliyor. Kanül kullanılması morarma riskini bayağı bir düşürüyor bu arada.
İşin uzmanı bir ele dokunmak şart ama abi, yoksa o doğal çehre gider, yerine bambaşka, yapay bir ifade gelir ki... Aman diyeyim.
Işık kırılmasını düzenliyor bir kere o bölgedeki dolgu. Yüzün tam ortasına gelen o tatlı aydınlık var ya, işte onu doğrudan geri kazanıyorsun.
Sadece elmacık kemiğini çıkık göstermekle kalmıyor bu arada. Şakakları destekliyor, hatta burun kenarındaki o derin çizgilere bile hafiften bir lifting etkisi yapıyor.
Kalıcılığı ne kadar dersen, kişiden kişiye değişir tabii ama ortalama bir, bir buçuk yıl kadar gidiyor. Sonra vücut onu yavaş yavaş emip yok ediyor zaten.
İşlem bittiği an hemen günlük hayatına dönebiliyorsun. Yani öyle evde yatıp dinlenmelik, işten izin almalık bir durum yok ortada.
Biraz kızarıklık veya minik bir şişlik olabilir ilk birkaç gün. O da soğuk kompresle çabucak geçip gidiyor zaten, dert etmeye değmez.
Yüz yapına uygun dozda yapılması çok kritik. Hani bazı insanlar vardır ya, yanakları aşırı dolgun durur, adeta gözleri küçülmüştür... İşte o durum tamamen dozun kaçırılmasından kaynaklanıyor.
Azı karar, çoğu zarar felsefesi tam da bu estetik dokunuş için söylenmiş sanki. Kademe kademe ilerlemek her zaman en mantıklısı.
Doğallıktan şaşmamak lazım vallahi. Kimse sizde bir işlem olduğunu anlamasın, sadece "Sende bir güzellik var, dinlenmiş görünüyorsun" desin yeter.
Doktorunla oturup yüz haritanı iyi çıkarmalısın ilk randevuda. Sen ne istiyorsun, yüzünün anatomisi neye izin veriyor, hepsini tek tek konuşmak gerek.
Kısacası yüzdeki o hacim kaybını silmek, ifadeye taze ve dinç bir hava katmak için oldukça pratik bir yöntem... Gerisi tamamen doğru uzmana teslim olmakta bitiyor.