Duygularımı kontrol edemiyorum, ne yapmalıyım?

Duygularımı kontrol edemiyorum, ne yapmalıyım?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Geçen gün kahve fincanını masaya biraz sert bıraktım diye hüngür hüngür ağlayacak gibi oldum, şaka değil. Bazen böyle göğsünün ortasına bir öküz oturur ya, hani ne yapsan geçmez, ne yöne dönsen batar... İşte tam o eşikte durup "Ben ne yapıyorum ya?" diye sormak, aslında deliliğin değil, tamamen insan olmanın ilk kuralı. Duygular dediğin şey öyle evcil hayvanlar gibi "kuçu kuçu" deyince yanına gelen, "otur" deyince oturan cinsten canlılar değil ki laftan anlasınlar.

Vallahi billahi bazen kendimi lunaparktaki o çılgın trenlerde gibi hissediyorum; bir yukarı, bir aşağı, ani dönüşler, mide bulantıları... Kontrolü kaybetmekten korkuyoruz çünkü bize hep "güçlü dur, ağlama, öfkelenme" diye ezberlettiler. Ama kimse de çıkıp "Yahu bu için kaynıyorsa, bırak biraz taşsın" demedi. Taşmasın diye kapağı o kadar sıkı kapatıyoruz ki, günün sonunda düdüklü tencere gibi patlayıveriyoruz işte.

Neden hep en olmadık zamanlarda gelir bu yoğunluk dalgası, hiç düşündünüz mü? Mesela tam sunumun ortasında ya da market kuyruğunda... Durup dururken gözlerinin dolması, o içinin titremesi... İnsan bazen sadece kendi sesini duymak ister, kimsenin onu yargılamadığı kuytu bir köşede. Kendini bir kalıba sokmaya çalışmak, hani şu sosyal medyadaki "her anı mükemmel ve aşırı huzurlu" insan taklitleri var ya, işte onlar bitiriyor bizi.

Biraz durup nefes almayı denesen mesela, sadece beş saniye? O an hissettiğin o devasa öfke ya da hüzün dalgası aslında bir misafir, kapıyı çaldı ve içeri girmek istiyor. Onu kapıda bekletmek mi daha yorucu, yoksa içeri alıp "Buyur, ne anlatacaksan anlat ve git" demek mi... İkincisi her zaman daha az yıpratır ruhu, inan bana.

Abi yok, ben yapamıyorum, ne zaman içim daralsa kendimi suçlarken buluyorum diyorsan eğer... Yalnız değilsin, bu yollardan hepimiz geçiyoruz. Zihnimizin içindeki o dırdırcı ses var ya, hani sürekli eksiklerimizi yüzümüze vuran, işte en çok onun sesini kısmak gerekiyor bazen. Duyguları kontrol etmek, onları yok etmek ya da hapsetmek demek değildir zaten; sadece onların seni uçurumdan aşağı itmesine izin vermemektir.

Bak şimdi, sana süslü kişisel gelişim cümleleri kuracak değilim, zaten nefret ederim o tarz şeylerden. Olanı olduğu gibi kabul etmekten başka çaremiz yok bu hayatta. Bugün canın sıkkınsa sıkkındır, öfkeliyken her şeyi yakıp yıkmak istiyorsan bu da senin bir parçan. Önemli olan o yangının ortasında kibriti çakanın kim olduğunu bulabilmek...
 
Geri