Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Neden hâlâ o hastane koridorlarında saatlerce sıra bekliyoruz ki anlamıyorum, dijitalleşme dediğimiz şey hayatın her alanına sızmışken doktorla ekran başından görüşmek niye garibimize gitsin? Kontrol muayenesi denilen meratib zaten ilk teşhisten sonra hekimin "Şu tahlil sonuçlarına bir bakalım, ilaçlar işe yaramış mı görelim" dediği o kısa buluşma değil midir? Vallahi billahi saatlerce trafikte heder olup üstüne bir de mikrop kapma riskine girmeye hiç gerek yok, bilgisayarı açıp tahlilleri sistemden doktora fırlatmak varken... Fiziksel bir muayene gerektirmiyorsa, yani doktorun eliyle karnınıza bastırması ya da dinleme cihazıyla sırtınızı dinlemesi şart değilse bal gibi de oluyor bu iş online platformlarda.
Gözünüzü seveyim, ilk muayeneyle kontrol muayenesini birbirine karıştırmayın, o ikisi dağlar kadar farklı şeyler. Sizi hiç tanımayan, şikayetinizi bilmeyen bir hekimin ekran karşısından şıp diye teşhis koymasını beklemek biraz fanteziye kaçar, hatta tehlikeli bir fanteziye... Ama zira iş zaten konulmuş bir teşhisin takibine geldiyse, süreç tamamen değişiyor işte. Doktor zaten sizi görmüş, haritanızı çıkarmış, neyiniz var neyiniz yok biliyor; sadece uygulanan tedavinin gidişatını, kan değerlerinizin nereye evrildiğini gözlemlemek istiyor. Ekrandan yüzünüze bakıp "Renginiz yerine gelmiş" demesi ya da ekrandan PDF formatındaki laboratuvar sonuçlarını incelemesi için koca gününüzü heba etmeye değer mi, mantıklı düşünün bir.
Sistem nasıl işliyor peki, karmaşık mı sanıyorsunuz, hiç de değil abi ya. Sağlık Bakanlığı'nın veya özel hastanelerin sistemlerine giriyorsunuz, randevu saatinde doktorunuz karşınıza bir görüntülü arama ekranıyla bağlanıveriyor. Önceden E-Nabız'a yüklediğiniz ya da doktorun kendi sistemine düşen röntgenleri, kan tahlillerini hekim önündeki ekrandan açıp teker teker inceliyor, siz de o sırada evinizde çayınızı yudumluyorsunuz. İlaç dozunuzu mu değiştirecek, yeni bir reçete mi yazacak, hepsini elektronik sistem üzerinden saniyeler içinde halledip telefonunuza kod olarak gönderiyor. Yani anlayacağınız, kağıt reçeteyi elinize tutuşturmak dışında eski usul muayeneden en ufak bir eksiği kalmıyor bu sürecin.
Tabii her branş bu uzaktan takip işine aynı sıcaklıkla yaklaşamaz, yaklaşmamalı da zaten. Bir cildiye uzmanı lekenin son durumunu yüksek çözünürlüklü bir kameradan gayet net inceleyebilir ya da bir psikiyatrist terapinin seyrini ekran başından rahatça yönetebilir. Bir de dahiliye veya endokrinoloji gibi sadece kan tahlili takibi yapan bölümleri düşünün, adamların işi rakamlarla ve değerlerle... Fakat bir ortopedi kontrolünde kırığın kaynayıp kaynamadığını anlamak için bazen o bölgeye fiziki baskı uygulamak gerekir ki, bunu ekran başından nasıl yapacaksın? Demem o ki, hastalığınızın niteliğine göre bu yöntemi seçmek tamamen sizin ve hekiminizin aklıselimine kalmış bir durum.
Uygulamanın yasal boyutuna ve etik tarafına hiç kafa yordunuz mu peki, orada işler nasıl yürüyor? Dünya genelinde ve ülkemizde "tele-sağlık" dediğimiz bu kavramın mevzuat altyapısı oturtuldu, yani ortada merdiven altı bir durum yok, içiniz rahat olsun. Kişisel verilerin korunması, hasta mahremiyeti gibi konular dijital ortamda da harfiyen uygulanıyor, doktor sizin izniniz olmadan o görüşmeyi kaydedemez bile. Ha, doktor ekran başında bir anormallik sezer de "Yok, bu böyle olmayacak, sen yarın atla gel hastaneye" derse, hiç ikiletmeden o klinik kapısından içeri gireceksiniz, teknolojiye güveneceğiz diye inatçılık etmenin alemi yok.
Maliyet ve zaman yönetimi açısından bakıldığında, modern insanın cebine ve ruh sağlığına yapılan en büyük iyiliklerden biridir bu sistem. İş yerinden yarım gün izin almak, patrona laf anlatmak, otopark yeri ararken sinir krizleri geçirmek... Liste uzar gider, sayarken bile insanı yoruyor değil mi? Bunların yerine randevu saatinde sessiz bir odaya geçip on dakikada doktorla işini halletmek varken eski alışkanlıklara körü körüne bağlanmak niye? Akıllıca kullanıldığında hem sağlık sisteminin üzerindeki o devasa yükü hafifletiyor hem de hastanın yaşam kalitesini bir tık yukarı taşıyor.
İşin özü şu ki, teknolojinin bu nimetini doğru yerde ve doğru zamanda kullanmayı öğrenmemiz şart. Online kontrol muayenesi bir lüks ya da tembellik göstergesi değil, günümüz dünyasının getirdiği son derece mantıklı bir ihtiyaçtır. Kendinizi helak etmeden, doğru teşhis edilmiş bir rahatsızlığın takibini ekran başından yapmak varken... Aklın yolu bir, doktordan randevunuzu alırken bu seçeneği bir düşünün derim.
Gözünüzü seveyim, ilk muayeneyle kontrol muayenesini birbirine karıştırmayın, o ikisi dağlar kadar farklı şeyler. Sizi hiç tanımayan, şikayetinizi bilmeyen bir hekimin ekran karşısından şıp diye teşhis koymasını beklemek biraz fanteziye kaçar, hatta tehlikeli bir fanteziye... Ama zira iş zaten konulmuş bir teşhisin takibine geldiyse, süreç tamamen değişiyor işte. Doktor zaten sizi görmüş, haritanızı çıkarmış, neyiniz var neyiniz yok biliyor; sadece uygulanan tedavinin gidişatını, kan değerlerinizin nereye evrildiğini gözlemlemek istiyor. Ekrandan yüzünüze bakıp "Renginiz yerine gelmiş" demesi ya da ekrandan PDF formatındaki laboratuvar sonuçlarını incelemesi için koca gününüzü heba etmeye değer mi, mantıklı düşünün bir.
Sistem nasıl işliyor peki, karmaşık mı sanıyorsunuz, hiç de değil abi ya. Sağlık Bakanlığı'nın veya özel hastanelerin sistemlerine giriyorsunuz, randevu saatinde doktorunuz karşınıza bir görüntülü arama ekranıyla bağlanıveriyor. Önceden E-Nabız'a yüklediğiniz ya da doktorun kendi sistemine düşen röntgenleri, kan tahlillerini hekim önündeki ekrandan açıp teker teker inceliyor, siz de o sırada evinizde çayınızı yudumluyorsunuz. İlaç dozunuzu mu değiştirecek, yeni bir reçete mi yazacak, hepsini elektronik sistem üzerinden saniyeler içinde halledip telefonunuza kod olarak gönderiyor. Yani anlayacağınız, kağıt reçeteyi elinize tutuşturmak dışında eski usul muayeneden en ufak bir eksiği kalmıyor bu sürecin.
Tabii her branş bu uzaktan takip işine aynı sıcaklıkla yaklaşamaz, yaklaşmamalı da zaten. Bir cildiye uzmanı lekenin son durumunu yüksek çözünürlüklü bir kameradan gayet net inceleyebilir ya da bir psikiyatrist terapinin seyrini ekran başından rahatça yönetebilir. Bir de dahiliye veya endokrinoloji gibi sadece kan tahlili takibi yapan bölümleri düşünün, adamların işi rakamlarla ve değerlerle... Fakat bir ortopedi kontrolünde kırığın kaynayıp kaynamadığını anlamak için bazen o bölgeye fiziki baskı uygulamak gerekir ki, bunu ekran başından nasıl yapacaksın? Demem o ki, hastalığınızın niteliğine göre bu yöntemi seçmek tamamen sizin ve hekiminizin aklıselimine kalmış bir durum.
Uygulamanın yasal boyutuna ve etik tarafına hiç kafa yordunuz mu peki, orada işler nasıl yürüyor? Dünya genelinde ve ülkemizde "tele-sağlık" dediğimiz bu kavramın mevzuat altyapısı oturtuldu, yani ortada merdiven altı bir durum yok, içiniz rahat olsun. Kişisel verilerin korunması, hasta mahremiyeti gibi konular dijital ortamda da harfiyen uygulanıyor, doktor sizin izniniz olmadan o görüşmeyi kaydedemez bile. Ha, doktor ekran başında bir anormallik sezer de "Yok, bu böyle olmayacak, sen yarın atla gel hastaneye" derse, hiç ikiletmeden o klinik kapısından içeri gireceksiniz, teknolojiye güveneceğiz diye inatçılık etmenin alemi yok.
Maliyet ve zaman yönetimi açısından bakıldığında, modern insanın cebine ve ruh sağlığına yapılan en büyük iyiliklerden biridir bu sistem. İş yerinden yarım gün izin almak, patrona laf anlatmak, otopark yeri ararken sinir krizleri geçirmek... Liste uzar gider, sayarken bile insanı yoruyor değil mi? Bunların yerine randevu saatinde sessiz bir odaya geçip on dakikada doktorla işini halletmek varken eski alışkanlıklara körü körüne bağlanmak niye? Akıllıca kullanıldığında hem sağlık sisteminin üzerindeki o devasa yükü hafifletiyor hem de hastanın yaşam kalitesini bir tık yukarı taşıyor.
İşin özü şu ki, teknolojinin bu nimetini doğru yerde ve doğru zamanda kullanmayı öğrenmemiz şart. Online kontrol muayenesi bir lüks ya da tembellik göstergesi değil, günümüz dünyasının getirdiği son derece mantıklı bir ihtiyaçtır. Kendinizi helak etmeden, doğru teşhis edilmiş bir rahatsızlığın takibini ekran başından yapmak varken... Aklın yolu bir, doktordan randevunuzu alırken bu seçeneği bir düşünün derim.