Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
İç çamaşırında gördüğün o birkaç damla leke veya hafif pembelik anında yüreğini ağzına getirebilir, çok normal, kim olsa korkar. Ama hemen en kötüsünü düşünüp kendini paralamadan önce şunu bilmen lazım; gebeliğin ilk aylarında yerleşme kanaması denen o zararsız durumla da karşı karşıya olabilirsin. Tabii ki rengi gittikçe koyulaşan, parlak kırmızıya dönen ve damla damla olmaktan çıkıp adet kanaması gibi yoğunlaşan bir durum varsa, orada durup bir düşünmek gerek. Hatta bazen öyle bir an gelir ki, ped yetiştiremezsin, parça parça pıhtılar düşmeye başlar... İşte bu sinyaller vücudunun sana "Hey, içeride yolunda gitmeyen bir şeyler var" deme şeklidir ve hiç vakit kaybetmeden doktorunun kapısını çalmanı gerektirir.
Karnının alt kısmına, hani o her ay adet döneminde çektiğin türden ama bu sefer katbekat daha şiddetli bir sancı saplanıyorsa mevzu biraz ciddileşmiş olabilir. Sadece kasıkların da değil, beline ve sırtına doğru yayılan, hani insanı iki büklüm eden, nefesini kesen o keskin ağrılardan bahsediyorum. Vücudun içerideki dokuları dışarı atmaya çalışırken rahim kasılıp gevşiyor ve bu da sana dayanılmaz bir kramp dalgası olarak geri dönüyor haliyle. Bazen hafif bir sızı gibi başlar, önemsemezsin, ama saatler geçtikçe öyle bir hal alır ki yataktan kalkmak bile ölüm gelir... Eğer bu sancılara bir de yukarıda bahsettiğim o yoğun kanama eşlik ediyorsa, maalesef süreç çoktan başlamış demektir.
Hamile kaldığını öğrendiğin o ilk günleri hatırla; göğüslerin nasıl sızlıyordu, sabahları yataktan kalkarken miden nasıl altüst oluyordu, halsizlikten gözünü açamıyordun değil mi? İşte tüm bu can sıkıcı ama bir yandan da içini rahatlatan hamilelik belirtilerinin bıçak gibi aniden kesilmesi de aslında çok büyük bir alarmdır. Vücudundaki o tavan yapmış hormon seviyeleri, yani bebeği tutmaya çalışan o kimya bir anda tepe taklak olunca, o meşhur mide bulantıların da göğüs hassasiyetin de bir gecede yok oluverir. Kendini birden hamile değilmiş gibi bomboş, tuhaf ve inanılmaz derecede hafiflemiş hissedersin... İnsan bazen seviniyor bu rahatlamaya ama arkasında yatan sebep gebeliğin sonlanması olabiliyor maalesef.
Hiçbir belirti yaşamadan, gayet normal ve mutlu mesut rutin doktor kontrolüne gidip de o acı gerçeği ultrasonda öğrenmek de var bu hayatta, ki buna da tıp dilinde gizli ya da cevapsız düşük deniyor. Ne bir damla kan gelmiştir, ne kasıkların sızlamıştır, ruhun bile duymamıştır ama içeride kalbi durmuştur minik kalbin... Vücut bazen durumu hemen algılayamaz, gebelik kesesini ve dokuları haftalarca içeride tutmaya devam eder, sen de her şey yolunda sanırsın. İşte tam da bu lanet olasılık yüzünden "Bende tık yok, çok sağlıklıyım" deyip kontrolleri aksatmamak, o ultrason randevularına sadık kalmak hayati önem taşıyor vallahi.
Ateşin birdenbire yükselmesi, titreme nöbetleri gelmesi ya da vajinadan gelen o alışılmadık, aşırı kötü kokulu akıntılar da olayın enfeksiyon boyutuna geçtiğini gösteren çok tehlikeli işaretlerdir. Eğer rahim içindeki dokular tam olarak dışarı atılamadıysa ve içeride parça kaldıysa, bu durum enfeksiyona yol açar ki buna da septik düşük denir, Allah korusun adamı hastanelik eder. Vücudun adeta zehirleniyormuş gibi bir reaksiyon verir, halsizlikten parmağını kımıldatamazsın, için çekilir... Böyle bir tabloda "Aman geçer, bir ağrı kesici atayım" demek yapılabilecek en büyük hatadır, direkt acilin yolunu tutmak gerekir.
Karnının alt kısmına, hani o her ay adet döneminde çektiğin türden ama bu sefer katbekat daha şiddetli bir sancı saplanıyorsa mevzu biraz ciddileşmiş olabilir. Sadece kasıkların da değil, beline ve sırtına doğru yayılan, hani insanı iki büklüm eden, nefesini kesen o keskin ağrılardan bahsediyorum. Vücudun içerideki dokuları dışarı atmaya çalışırken rahim kasılıp gevşiyor ve bu da sana dayanılmaz bir kramp dalgası olarak geri dönüyor haliyle. Bazen hafif bir sızı gibi başlar, önemsemezsin, ama saatler geçtikçe öyle bir hal alır ki yataktan kalkmak bile ölüm gelir... Eğer bu sancılara bir de yukarıda bahsettiğim o yoğun kanama eşlik ediyorsa, maalesef süreç çoktan başlamış demektir.
Hamile kaldığını öğrendiğin o ilk günleri hatırla; göğüslerin nasıl sızlıyordu, sabahları yataktan kalkarken miden nasıl altüst oluyordu, halsizlikten gözünü açamıyordun değil mi? İşte tüm bu can sıkıcı ama bir yandan da içini rahatlatan hamilelik belirtilerinin bıçak gibi aniden kesilmesi de aslında çok büyük bir alarmdır. Vücudundaki o tavan yapmış hormon seviyeleri, yani bebeği tutmaya çalışan o kimya bir anda tepe taklak olunca, o meşhur mide bulantıların da göğüs hassasiyetin de bir gecede yok oluverir. Kendini birden hamile değilmiş gibi bomboş, tuhaf ve inanılmaz derecede hafiflemiş hissedersin... İnsan bazen seviniyor bu rahatlamaya ama arkasında yatan sebep gebeliğin sonlanması olabiliyor maalesef.
Hiçbir belirti yaşamadan, gayet normal ve mutlu mesut rutin doktor kontrolüne gidip de o acı gerçeği ultrasonda öğrenmek de var bu hayatta, ki buna da tıp dilinde gizli ya da cevapsız düşük deniyor. Ne bir damla kan gelmiştir, ne kasıkların sızlamıştır, ruhun bile duymamıştır ama içeride kalbi durmuştur minik kalbin... Vücut bazen durumu hemen algılayamaz, gebelik kesesini ve dokuları haftalarca içeride tutmaya devam eder, sen de her şey yolunda sanırsın. İşte tam da bu lanet olasılık yüzünden "Bende tık yok, çok sağlıklıyım" deyip kontrolleri aksatmamak, o ultrason randevularına sadık kalmak hayati önem taşıyor vallahi.
Ateşin birdenbire yükselmesi, titreme nöbetleri gelmesi ya da vajinadan gelen o alışılmadık, aşırı kötü kokulu akıntılar da olayın enfeksiyon boyutuna geçtiğini gösteren çok tehlikeli işaretlerdir. Eğer rahim içindeki dokular tam olarak dışarı atılamadıysa ve içeride parça kaldıysa, bu durum enfeksiyona yol açar ki buna da septik düşük denir, Allah korusun adamı hastanelik eder. Vücudun adeta zehirleniyormuş gibi bir reaksiyon verir, halsizlikten parmağını kımıldatamazsın, için çekilir... Böyle bir tabloda "Aman geçer, bir ağrı kesici atayım" demek yapılabilecek en büyük hatadır, direkt acilin yolunu tutmak gerekir.