Diyet yapmadan kilo verilir mi?

Diyet yapmadan kilo verilir mi?

Sibel Hoca

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
13 Haz 2026
Mesajlar
368
Tepkime puanı
0
Sibel Hoca
Vallahi billahi her pazartesi o tatsız tuzsuz haşlanmış sebzelere mahkûm hissetmekten, o kibrit kutusu kadar peynirlerin esaretinden hepimize gına geldi artık... İnsan ruhu kısıtlanmaya gelmiyor, hele ki konu o canım yemekler olunca bünye anında savunma mekanizmasını devreye sokuyor ve isyan bayrağını çekiyor. Kendimize sürekli "yasak" dediğimiz her lokma, bir süre sonra gözümüzde dünyanın en cazip ödülüne dönüşüyor; aslında mesele tabağımızdakileri zorla azaltmak değil, o tabağa bakış açımızı kökten değiştirebilmekte saklı.

Akşamüstü o fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeğin kokusu burnunuza geldiğinde kim iradesine tamamen hükmedebilir ki, zor dostum zor... İşte tam da bu yüzden, kendimizi hırpalamadan kilo vermenin sırrı mutfaktaki savaşı bitirip bedenimizle barış imzalamaktan geçiyor. Suyu biraz daha fazla içmek, gün içinde adımları biraz sıklaştırmak kulağa çok klişe geliyor farkındayım ama o küçük, önemsiz görünen alışkanlıklar birikip çığ gibi büyüyor zamanla.

Yemek yerken televizyonun karşısına geçip hipnotize olmuş gibi tabağı hızlıca bitirmek yerine, her lokmanın tadını çıkara çıkara, sindire sindire çiğnemeyi denediniz mi hiç? Beynimiz doyduğunu anlayana kadar geçen o sihirli yirmi dakika var ya, işte her şey o arada olup bitiyor aslında... Hızlıca tıkınıp kalktığımızda sadece midemizi dolduruyoruz, ruhumuz ise o acelede hep aç kalıyor, hep bir şeyler eksikmiş gibi hissettiriyor.

Bazen sadece canımız sıkıldığı için buzdolabının kapısını açıp boş boş bakarız, o an hissettiğimiz şey gerçek bir açlık mı yoksa hayatın sıradanlığına karşı ufak bir kaçış arayışı mı... Kendimize bu soruyu sorma alışkanlığı kazandığımızda, aslında o kadar da çok yemeye ihtiyacımız olmadığını şaşırarak fark ediyoruz. Vücudumuz bizimle sürekli konuşuyor ama biz onun sesini bastırmak için hemen en yakın atıştırmalığa sarılıyoruz, oysa biraz durup dinlesek...

Uykusuz geçen bir gecenin sabahında canınızın deli gibi tatlı veya hamur işi çekmesi asla tesadüf değil, bunu hepimiz defalarca tecrübe etmişizdir sokakta yürürken bile. Uyku düzeni bozulduğunda vücudun hormonal dengesi öyle bir sarsılıyor ki, metabolizma adından panik halinde enerji depolamak istiyor ve sizi doğrudan o fırının vitrinine yönlendiriyor. İyi uyumak, sadece dinlenmek demek değil; aynı zamanda ertesi günün porsiyonlarını da sessiz sedasız kontrol altında tutmak anlamına geliyor abi ya.

Yemeklerin porsiyon boyutlarıyla oynamak, porselen tabakları birazcık küçültmek gibi küçük hileler gözümüzü de karnımızı da kandırmanın en zahmetsiz yolu. Büyük bir tabakta azıcık duran yemek insanı daha baştan psikolojik olarak aç bırakırken, küçük tabaktan taşan o porsiyon ruha müthiş bir tatmin hissi üflüyor aniden. Yasaklar koyup hayatı zindan etmek yerine, porsiyonlarla tatlı oyunlar oynamak her zaman çok daha kalıcı ve samimi sonuçlar veriyor.
 
Geri