Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Sahi, en son ne zaman o koltuğa korkmadan, sırf hâl hatır sormaya gider gibi oturdun? Genelde iş işten geçip de yanağımız şişene kadar ertelemek genlerimizde var galiba. Hani o sinsi sinsi sızlayan, soğuk su içince "ben buradayım" diyen tatlı ağrılar var ya... İşte tam o sırada, işi gücü bırakıp randevu almak gerekiyor aslında. Ama biz ne yapıyoruz; bir ağrı kesici yutar geçeriz diyoruz, vallahi büyük hata yapıyoruz abi ya.
Yılda iki kere kontrol şart diyor uzmanlar, resmi olarak da bu böyle kabul ediliyor zaten. Ama kim uyuyor bu kurala dersen, herhalde bir elin parmaklarını geçmez. Diş etlerin hafifçe kanamaya başladığında, fırçalarken lavaboda o kırmızılığı gördüğünde alarm zilleri çalıyor demektir aslında. Kurumların o soğuk ve mesafeli uyarı tablolarında yazar ya hep; ağız ve çevre dokuların sağlığı genel vücut sağlığının aynasıdır diye... İşin özü tam olarak bu işte, hiç hafife almaya gelmez.
Bazen durup dururken ağzının içinde bir tatsızlık, bir koku hissedersin de anlam veremezsin ya... Hani ne yesen tadı tuzu kaçar insanın, keyfi kaçar. İşte o görünmeyen arayüzlerde, dişlerin birleştiği o gizli geçitlerde biriken tartar falan... Neyse, oralara hiç girmeyeyim şimdi ama o temizliği zamanında yaptırmazsan sonu hep hüsran.
Kendine bir iyilik yapıp, henüz hiçbir yerin sızlamıyorken o telefonu açıp bir randevu almayı denesene bu sefer. İnan bana, o koltuğa acı çekerek oturmaktansa, kahve sohbeti kıvamında bir muayeneyle kalkmak ruhuna bile iyi gelecek. Hem erken teşhis dedikleri o resmi, o ciddi kavram var ya... Sadece büyük hastalıklar için değil, senin o güzelim gülüşün için de geçerli.
Yılda iki kere kontrol şart diyor uzmanlar, resmi olarak da bu böyle kabul ediliyor zaten. Ama kim uyuyor bu kurala dersen, herhalde bir elin parmaklarını geçmez. Diş etlerin hafifçe kanamaya başladığında, fırçalarken lavaboda o kırmızılığı gördüğünde alarm zilleri çalıyor demektir aslında. Kurumların o soğuk ve mesafeli uyarı tablolarında yazar ya hep; ağız ve çevre dokuların sağlığı genel vücut sağlığının aynasıdır diye... İşin özü tam olarak bu işte, hiç hafife almaya gelmez.
Bazen durup dururken ağzının içinde bir tatsızlık, bir koku hissedersin de anlam veremezsin ya... Hani ne yesen tadı tuzu kaçar insanın, keyfi kaçar. İşte o görünmeyen arayüzlerde, dişlerin birleştiği o gizli geçitlerde biriken tartar falan... Neyse, oralara hiç girmeyeyim şimdi ama o temizliği zamanında yaptırmazsan sonu hep hüsran.
Kendine bir iyilik yapıp, henüz hiçbir yerin sızlamıyorken o telefonu açıp bir randevu almayı denesene bu sefer. İnan bana, o koltuğa acı çekerek oturmaktansa, kahve sohbeti kıvamında bir muayeneyle kalkmak ruhuna bile iyi gelecek. Hem erken teşhis dedikleri o resmi, o ciddi kavram var ya... Sadece büyük hastalıklar için değil, senin o güzelim gülüşün için de geçerli.