Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllardır gazetecilik masalarında oturup insan hikayeleri dinledim de, şu basit burun tıkanıklığının hayatı nasıl zindan edebildiğini yeni yeni idrak ediyorum vallahi billahi.
Nefes alamamak nedir biliyor musunuz abi ya, insanı o an yaşayan ölüye çeviriyor resmen, hani sanki o küçük delikler kapanınca bütün dünya kararıveriyor bir anda.
Hani derler ya sabaha kadar uykusuz kaldım, hah işte o misal, gece yastığa kafayı koyuyorsun ama sabahı nasıl ediyorsun bir Allah bir sen biliyorsun.
Deviasyon mu derler o kemik eğriliğine, yoksa alerjik bir durum mu, ne bileyim ben, ama doktor asıl mesele o tıkanıklığın iki haftayı geçmesi diyor, orası kesin.
Geçenlerde bir KBB uzmanıyla oturup çay içerken anlattı, adam dedi ki "Bak beyefendi, bu iş öyle damla sıkarak geçiştirilecek basit bir nane değil," haklı valla adam.
Eczaneden rastgele alınan o sprey şişeleri var ya, hah işte onları üç günden fazla kullanmak resmen ateşe körükle gitmekten başka bir şey değilmiş meğerse.
Sürekli aynı havayı içiyoruz, evet, toz, duman, klima derken mukoza şaşkına dönüyor tabii, zavallı bünye ne yapacağını şaşırıyor bu keşmekeşin ortasında.
Eğer o tıkanıklık kulağına vuruyorsa, başını ağrıtıyorsa, hani şu tarifsiz künt ağrı var ya, hah işte o sinüzit kapıyı çoktan çalmış demektir, hemen uyanık olmak lazım.
Bazen düşünüyorum da, ne diye kendi kendimize eziyet ediyoruz ki, basit bir operasyon ya da doğru bir tedaviyle dünyası değişiyor insanın, vallahi billahi yazık günah.
Doktor yolu görünce tırsmamak lazım abicim, adamlar ne kameralarla bakıp "haşat olmuş buralar" diyorlar, en azından içeride ne var ne yok öğreniyorsun işte.
Deniz suyu spreyleri falan hikaye kalıyor bazen, adamakıllı bir radyolojik tetkik şart, yoksa körlemesine küre çekip duruyoruz bu hayatta, boşuna kürek çekmek yani.
Gece ağzın açık uyumaktan sabah boğazın zımpara gibi uyanıyorsan, işte o an alarm zilleri çalıyor demektir, benden söylemesi, sonra vay efendim niye sesim kısılmadı deme.
Hadi diyelim ki ameliyattan korkuyorsun, o zaman bile bir hekim denetiminde o mukoza şişliğini indirecek doğru düzgün bir yol haritası çizmek mecburiyetindesin, başka çıkış yolu yok.
Nefes almak hayatın aslı esası ya, hani o yarım nefeslerle yaşamaya çalışmak var ya, resmen ayağına pranga vurmak gibi bir şey, kurtulmak lazım bu eziyetten.
Nefes alamamak nedir biliyor musunuz abi ya, insanı o an yaşayan ölüye çeviriyor resmen, hani sanki o küçük delikler kapanınca bütün dünya kararıveriyor bir anda.
Hani derler ya sabaha kadar uykusuz kaldım, hah işte o misal, gece yastığa kafayı koyuyorsun ama sabahı nasıl ediyorsun bir Allah bir sen biliyorsun.
Deviasyon mu derler o kemik eğriliğine, yoksa alerjik bir durum mu, ne bileyim ben, ama doktor asıl mesele o tıkanıklığın iki haftayı geçmesi diyor, orası kesin.
Geçenlerde bir KBB uzmanıyla oturup çay içerken anlattı, adam dedi ki "Bak beyefendi, bu iş öyle damla sıkarak geçiştirilecek basit bir nane değil," haklı valla adam.
Eczaneden rastgele alınan o sprey şişeleri var ya, hah işte onları üç günden fazla kullanmak resmen ateşe körükle gitmekten başka bir şey değilmiş meğerse.
Sürekli aynı havayı içiyoruz, evet, toz, duman, klima derken mukoza şaşkına dönüyor tabii, zavallı bünye ne yapacağını şaşırıyor bu keşmekeşin ortasında.
Eğer o tıkanıklık kulağına vuruyorsa, başını ağrıtıyorsa, hani şu tarifsiz künt ağrı var ya, hah işte o sinüzit kapıyı çoktan çalmış demektir, hemen uyanık olmak lazım.
Bazen düşünüyorum da, ne diye kendi kendimize eziyet ediyoruz ki, basit bir operasyon ya da doğru bir tedaviyle dünyası değişiyor insanın, vallahi billahi yazık günah.
Doktor yolu görünce tırsmamak lazım abicim, adamlar ne kameralarla bakıp "haşat olmuş buralar" diyorlar, en azından içeride ne var ne yok öğreniyorsun işte.
Deniz suyu spreyleri falan hikaye kalıyor bazen, adamakıllı bir radyolojik tetkik şart, yoksa körlemesine küre çekip duruyoruz bu hayatta, boşuna kürek çekmek yani.
Gece ağzın açık uyumaktan sabah boğazın zımpara gibi uyanıyorsan, işte o an alarm zilleri çalıyor demektir, benden söylemesi, sonra vay efendim niye sesim kısılmadı deme.
Hadi diyelim ki ameliyattan korkuyorsun, o zaman bile bir hekim denetiminde o mukoza şişliğini indirecek doğru düzgün bir yol haritası çizmek mecburiyetindesin, başka çıkış yolu yok.
Nefes almak hayatın aslı esası ya, hani o yarım nefeslerle yaşamaya çalışmak var ya, resmen ayağına pranga vurmak gibi bir şey, kurtulmak lazım bu eziyetten.