Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Boşanma dedikleri şey sadece iki insanın bir kağıda imza atıp yollarını ayırması mı sanıyoruz acaba? Masadaki o son imza kuruyor belki ama zihnin içindeki o gürültü, o cevapsız sorular silsilesi bir türlü durulmak bilmiyor. Bir devir kapanıyor neticede; alışkanlıklar, ortak geçmiş, geleceğe dair kurulan o kocaman hayaller bir anda buharlaşıp gidiyor. İnsan böyle devasa bir yıkımın ardından "Ben tek başıma hallederim ya, ne var ki bunda" deyip sıyrılabilir mi gerçekten?
Toplum olarak duyguları bastırmaya, mantığı hemen devreye sokup "Aman canım önümüze bakalım" demeye bayılıyoruz vallahi. Ama içten içe kanayan bir wound... Yani içten içe süren o duygusal karmaşayı yok saymak, fırtınalı denizde küreksiz kalmaktan farksız aslında. Terapiye gitmek ya da bir uzmandan destek almak bu yüzden bir zayıflık göstergesi değil, aksine kendini yeniden inşa etme çabası. İnsan bazen kendi zihninin kıvrımlarında kayboluyor, yolunu bulamıyor işte...
Bazen bakıyorsun adam ya da kadın dışarıdan çelik gibi duruyor, hayatına kaldığı yerden tıkır tıkır devam ediyor gibi. Zannedersin hiç canı yanmamış, hiç bocalama yaşamıyor. Ama yalnız kaldığında, o evin kapısı kapandığında çöken o ağır sessizlik yok mu? O sessizlikle baş etmek, o suçluluk ve başarısızlık hissini göğüslemek her babayiğidin harcı değil abi, kabul edelim. Psikolojik destek tam da bu noktada devreye girip insana bir ayna tutuyor, tarafsız bir göz oluyor.
Kimse kimseyi kandırmasın; biten bir ilişkinin ardından tutulan yas son derece sağlıklı ve olması gereken bir süreç. Yas tutmadan, o acıyı iliklerine kadar hissetmeden atlanan her adım, ileride daha büyük patlamalara sebep oluyor. Bir uzmanın rehberliğinde bu yas sürecini yönetmek, o karmaşık duyguları mantık süzgecinden geçirmek hayat kalitesini baştan aşağı değiştiriyor. Yani anlayacağınız, kendinize vereceğiniz en büyük hediye belki de o koltuğa oturup içini dökmek...
Çevredeki arkadaşların, ailenin sunduğu destek bir yere kadar teselli ediyor insanı, bunu hepimiz biliyoruz. Onlar ne kadar iyi niyetli olursa olsun, işin içine duygular girdiği için objektif bakamıyorlar meseleye. Ya sürekli karşı tarafı suçluyorlar ya da sizi aşırı korumacı bir zırha bürümeye çalışıyorlar. Oysa profesyonel bir yaklaşım, sizi yargılamadan, yönlendirmeden sadece dinliyor ve kendi cevaplarınızı bulmanıza imkan sağlıyor.
İnsan boşanma sonrasında kendi kimliğini bile sorgulamaya başlıyor bazen, "Ben kimim, bundan sonra ne yapacağım" karmaşası zihni kemirip duruyor. Yeni bir hayata adapte olmak, tek başına kararlar alabilmek, özsaygıyı yeniden kazanmak öyle ha deyince olmuyor ki... Destek almak, bu geçiş dönemini sarsıntısız atlatmanın, yara izlerini birer tecrübeye dönüştürmenin en akılcı yolu. Kendinize bir şans verin, o yükleri tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.
Toplum olarak duyguları bastırmaya, mantığı hemen devreye sokup "Aman canım önümüze bakalım" demeye bayılıyoruz vallahi. Ama içten içe kanayan bir wound... Yani içten içe süren o duygusal karmaşayı yok saymak, fırtınalı denizde küreksiz kalmaktan farksız aslında. Terapiye gitmek ya da bir uzmandan destek almak bu yüzden bir zayıflık göstergesi değil, aksine kendini yeniden inşa etme çabası. İnsan bazen kendi zihninin kıvrımlarında kayboluyor, yolunu bulamıyor işte...
Bazen bakıyorsun adam ya da kadın dışarıdan çelik gibi duruyor, hayatına kaldığı yerden tıkır tıkır devam ediyor gibi. Zannedersin hiç canı yanmamış, hiç bocalama yaşamıyor. Ama yalnız kaldığında, o evin kapısı kapandığında çöken o ağır sessizlik yok mu? O sessizlikle baş etmek, o suçluluk ve başarısızlık hissini göğüslemek her babayiğidin harcı değil abi, kabul edelim. Psikolojik destek tam da bu noktada devreye girip insana bir ayna tutuyor, tarafsız bir göz oluyor.
Kimse kimseyi kandırmasın; biten bir ilişkinin ardından tutulan yas son derece sağlıklı ve olması gereken bir süreç. Yas tutmadan, o acıyı iliklerine kadar hissetmeden atlanan her adım, ileride daha büyük patlamalara sebep oluyor. Bir uzmanın rehberliğinde bu yas sürecini yönetmek, o karmaşık duyguları mantık süzgecinden geçirmek hayat kalitesini baştan aşağı değiştiriyor. Yani anlayacağınız, kendinize vereceğiniz en büyük hediye belki de o koltuğa oturup içini dökmek...
Çevredeki arkadaşların, ailenin sunduğu destek bir yere kadar teselli ediyor insanı, bunu hepimiz biliyoruz. Onlar ne kadar iyi niyetli olursa olsun, işin içine duygular girdiği için objektif bakamıyorlar meseleye. Ya sürekli karşı tarafı suçluyorlar ya da sizi aşırı korumacı bir zırha bürümeye çalışıyorlar. Oysa profesyonel bir yaklaşım, sizi yargılamadan, yönlendirmeden sadece dinliyor ve kendi cevaplarınızı bulmanıza imkan sağlıyor.
İnsan boşanma sonrasında kendi kimliğini bile sorgulamaya başlıyor bazen, "Ben kimim, bundan sonra ne yapacağım" karmaşası zihni kemirip duruyor. Yeni bir hayata adapte olmak, tek başına kararlar alabilmek, özsaygıyı yeniden kazanmak öyle ha deyince olmuyor ki... Destek almak, bu geçiş dönemini sarsıntısız atlatmanın, yara izlerini birer tecrübeye dönüştürmenin en akılcı yolu. Kendinize bir şans verin, o yükleri tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.