Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Günde üç litre su içmek bu işin alfabesidir ama öyle bir dikişte yarım litre devirmekle de böbreği kandıramazsınız vallahi. İdrar yollarındaki o daracık kanallardan milimetrik bir kristali kaydırmak istiyorsanız, sıvıyı gün içine yayarak, adeta damla damla vücuda yedirmeniz şart. İdrar renginiz o berrak, şeffaf tonu yakalayana kadar bardağı elinizden düşürmeyeceksiniz; yoksa o taş orada kalır... Böbreğin süzme kapasitesini sürekli aktif tutmak, idrar konsantrasyonunu düşürerek yeni kristallerin birbirine yapışmasını engellemenin tek doğal yoludur aslında.
Kalsiyum taşım var diye sütü, yoğurdu hemen hayatınızdan çıkarmak gibi bir hataya sakın düşmeyin abi ya, tam tersi süreç baltalanır. Diyetle alınan kalsiyum, bağırsaklarda serbest dolaşan oksalata yapışır ve onun kana karışıp böbreğe ulaşmasını engeller; yani bir nevi koruyucu kalkan görevi görür. Hatta ıspanak, çikolata veya kuruyemiş gibi yüksek oksalatlı besinleri tüketirken yanında mutlaka bir kase yoğurt bulundurmak, taş oluşum riskini daha başlamadan o bağırsak florasında bitiriverir. Kalsiyum eksik kaldığında vücut bu sefer serbest oksalatı böbreklere pompalar ki...
Limon sıkarak su içmenin sadece detoks fantezisi olduğunu sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz, işin arkasında ciddi bir organik kimya yatıyor. Limonun içindeki yüksek sitrat maddesi, idrardaki kalsiyum iyonlarına bağlanarak onların oksalatla birleşip taşa dönüşmesini doğrudan bloke eder. Mevcut küçük kristalleri de adeta törpüleyerek, kenarlarını yumuşatır ve idrar kanalından acısızca kayıp gitmelerine zemin hazırlar. Sabahları taze sıkılmış yarım limonun suyunu ılık suya karıştırıp içmek, o asidik ortamı alkaliye çevirmek için mucizevi bir silahtır.
Tuzlukla aranıza çok ciddi bir mesafe koymanız gerekiyor çünkü sodyum demek, böbreklerin idrara daha fazla kalsiyum sızdırması demektir. Vücuttaki sodyum oranı arttıkça böbrek tübüllerinde kalsiyum geri emilimi sekteye uğrar ve idrarda biriken bu mineraller eninde sonunda çökelmeye başlar. İşlenmiş gıdalar, hazır çorbalar, cipsler falan hepsi bu sinsi düşmanın gizli sığınaklarıdır, uzak duracaksınız mecbur. Tuzu kestiğiniz an idrardaki kalsiyum yoğunluğunun nasıl hızla düştüğünü bizzat laboratuvar sonuçlarında görebilirsiniz.
O sancı aniden vurduğunda sıcak su torbasını böbrek yatağına koyup beklemek ya da ılık bir duşun altına girmek üreteri nasıl rahatlatır bir bilseniz... Sıcak uygulama, idrar yollarındaki o pürüzsüz kas dokusunu gevşeterek taşın aşağı doğru hareket ederken yaptığı spazmları anında hafifletir. Kaslar gevşeyince kanal genişler ve milimetrik taşların idrar torbasına düşmesi inanılmaz kolaylaşır. Tabii bu esnada hafif tempolu yürüyüşler yapmak veya evde olduğunuz yerde hafifçe zıplamak da yerçekimi kuvvetini arkaya almayı sağlar ama acı eşiği elverdiğince...
Hekim kontrolünde idrar söktürücü bitki çaylarından veya alfa-bloker grubu ilaçlardan destek almak süreci inanılmaz hızlandırabilir. Özellikle üreterin alt ucundaki kasları gevşeten bu tıbbi tedaviler, taşın mesaneye dökülme evresindeki o dayanılmaz takılma hissini ortadan kaldırır. Doktorunuz taşın cinsine göre idrar asitliğini değiştirecek potasyum sitrat gibi reçeteli takviyeler önerebilir ki bu da taşın kimyasal yapısını bozup onu içeriden eritmek demektir aslında. Kendi kafanıza göre kulaktan dolma ot kaynatıp içmek ise bazen böbreğe binen yükü iki katına çıkarabilir, aman dikkat...
Kalsiyum taşım var diye sütü, yoğurdu hemen hayatınızdan çıkarmak gibi bir hataya sakın düşmeyin abi ya, tam tersi süreç baltalanır. Diyetle alınan kalsiyum, bağırsaklarda serbest dolaşan oksalata yapışır ve onun kana karışıp böbreğe ulaşmasını engeller; yani bir nevi koruyucu kalkan görevi görür. Hatta ıspanak, çikolata veya kuruyemiş gibi yüksek oksalatlı besinleri tüketirken yanında mutlaka bir kase yoğurt bulundurmak, taş oluşum riskini daha başlamadan o bağırsak florasında bitiriverir. Kalsiyum eksik kaldığında vücut bu sefer serbest oksalatı böbreklere pompalar ki...
Limon sıkarak su içmenin sadece detoks fantezisi olduğunu sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz, işin arkasında ciddi bir organik kimya yatıyor. Limonun içindeki yüksek sitrat maddesi, idrardaki kalsiyum iyonlarına bağlanarak onların oksalatla birleşip taşa dönüşmesini doğrudan bloke eder. Mevcut küçük kristalleri de adeta törpüleyerek, kenarlarını yumuşatır ve idrar kanalından acısızca kayıp gitmelerine zemin hazırlar. Sabahları taze sıkılmış yarım limonun suyunu ılık suya karıştırıp içmek, o asidik ortamı alkaliye çevirmek için mucizevi bir silahtır.
Tuzlukla aranıza çok ciddi bir mesafe koymanız gerekiyor çünkü sodyum demek, böbreklerin idrara daha fazla kalsiyum sızdırması demektir. Vücuttaki sodyum oranı arttıkça böbrek tübüllerinde kalsiyum geri emilimi sekteye uğrar ve idrarda biriken bu mineraller eninde sonunda çökelmeye başlar. İşlenmiş gıdalar, hazır çorbalar, cipsler falan hepsi bu sinsi düşmanın gizli sığınaklarıdır, uzak duracaksınız mecbur. Tuzu kestiğiniz an idrardaki kalsiyum yoğunluğunun nasıl hızla düştüğünü bizzat laboratuvar sonuçlarında görebilirsiniz.
O sancı aniden vurduğunda sıcak su torbasını böbrek yatağına koyup beklemek ya da ılık bir duşun altına girmek üreteri nasıl rahatlatır bir bilseniz... Sıcak uygulama, idrar yollarındaki o pürüzsüz kas dokusunu gevşeterek taşın aşağı doğru hareket ederken yaptığı spazmları anında hafifletir. Kaslar gevşeyince kanal genişler ve milimetrik taşların idrar torbasına düşmesi inanılmaz kolaylaşır. Tabii bu esnada hafif tempolu yürüyüşler yapmak veya evde olduğunuz yerde hafifçe zıplamak da yerçekimi kuvvetini arkaya almayı sağlar ama acı eşiği elverdiğince...
Hekim kontrolünde idrar söktürücü bitki çaylarından veya alfa-bloker grubu ilaçlardan destek almak süreci inanılmaz hızlandırabilir. Özellikle üreterin alt ucundaki kasları gevşeten bu tıbbi tedaviler, taşın mesaneye dökülme evresindeki o dayanılmaz takılma hissini ortadan kaldırır. Doktorunuz taşın cinsine göre idrar asitliğini değiştirecek potasyum sitrat gibi reçeteli takviyeler önerebilir ki bu da taşın kimyasal yapısını bozup onu içeriden eritmek demektir aslında. Kendi kafanıza göre kulaktan dolma ot kaynatıp içmek ise bazen böbreğe binen yükü iki katına çıkarabilir, aman dikkat...