Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Fizik tedavi uzmanları hakkında yorumlar dediğimizde insanların aslında hastane koridorlarında dökmediği içini okuyoruz. Doktor kapısında beklerken "acaba bu adam gerçekten halimden anlar mı" diye iç geçiren binlerce insan var. Vallahi billahi işin aslı tam olarak burada düğümleniyor çünkü kimse robotik reçetelerle iyileşmek istemiyor artık.
Bir yanda senelerce tıp okumuş, anatomiyi ezberlemiş profesyoneller duruyor; diğer yanda ise sabah uyanınca belindeki o lanet tutulmayla ne yapacağını bilemeyen çaresiz vatandaş. Uzmanların klinik odalarındaki o mesafeli ama bir o kadar da profesyonel duruşu hastaya güven mi veriyor yoksa daha çok mu geriyor, mesele tam olarak bu işte. Adam belki de hayatında ilk defa fizik tedaviye geliyor, korkuyor, çekiniyor... Doktorun yüzündeki o sert ifade bazen bütün süreci zehir edebiliyor ya da tam tersi tek bir gülümseme her şeyi çözer.
Hastalardan gelen geri bildirimleri tek tek incelediğinde insan aklı şaşıp kalıyor doğrusu. Kimi "doktor yüzüme bile bakmadı, elime iki tane kağıt tutuşturup gönderdi" diye isyan bayrağını çekiyor. Başkası çıkıp "abi adam öyle bir muayene etti ki sanki yıllardır sırtımı o taşıyormuş gibi rahatladım" diyerek övgüler düzüyor. Aradaki bu uçurumun sebebi ne peki, sistemin yoğunluğu mu yoksa hekimin mesleğine olan bakış açısı mı?
Hastaların internet forumlarında veya şikayet sitelerinde yazdıkları o uzun paragraflar aslında modern tıbbın aynası gibidir. Kimi doktorlar sadece cihaza bağlıyor hastayı, elektrik akımı verip gönderiyor; e hani bunun muayenesi, hani nerede o derinlemesine analiz? Tabii ki işini hakkıyla yapan, hastasının omurgasındaki en küçük eğriliği bile parmak uçlarıyla hisseden cevherler de var bu piyasada, onları da es geçmemek lazım.
İyi bir fizik tedavi uzmanı ararken aslında sadece bir doktor değil, dert ortağı arıyor insanımızın kafası. Adam ezbere hareketler yazdığında hasta bunu anlıyor abi, vallahi billahi hissediyor o samimiyetsizliği. Güven meselesi işte, o beyaz önlüğün içindeki insanın gerçekten sana odaklandığını hissettiğin an iyileşme süreci kafada başlıyor zaten.
Yorumlar taranırken göze çarpan en net detaylardan biri de iletişimin gücü. Kimi uzmanlar iki kelimeyi bir araya getiremiyor, sanki hasta değil de bir makine tamir ediyormuş gibi soğuk davranıyor. Halbuki fizik tedavi uzun soluklu bir maraton, psikolojik olarak da insanı yıpratan bir süreç... Doktorun hastasına moral vermesi, "bak bu ağrı geçecek, beraber atlatacağız" demesi ilaçtan daha çok etki ediyor bazen.
Sonuçta bu işin özü insanla insan olabilmekte bitiyor, gerisi hep teferruat. Doktorun unvanı profesör olmuş, doçent olmuş ne yazar; odasından içeri giren insanın gözünün içine bakıp derdini dinlemedikten sonra... Fizik tedavi uzmanları hakkında yapılan onca yorumun ortak paydası da bu zaten: Herkes biraz olsun anlaşılmak, önemsenmek ve gerçekten iyileşmek istiyor o kadar.
Bir yanda senelerce tıp okumuş, anatomiyi ezberlemiş profesyoneller duruyor; diğer yanda ise sabah uyanınca belindeki o lanet tutulmayla ne yapacağını bilemeyen çaresiz vatandaş. Uzmanların klinik odalarındaki o mesafeli ama bir o kadar da profesyonel duruşu hastaya güven mi veriyor yoksa daha çok mu geriyor, mesele tam olarak bu işte. Adam belki de hayatında ilk defa fizik tedaviye geliyor, korkuyor, çekiniyor... Doktorun yüzündeki o sert ifade bazen bütün süreci zehir edebiliyor ya da tam tersi tek bir gülümseme her şeyi çözer.
Hastalardan gelen geri bildirimleri tek tek incelediğinde insan aklı şaşıp kalıyor doğrusu. Kimi "doktor yüzüme bile bakmadı, elime iki tane kağıt tutuşturup gönderdi" diye isyan bayrağını çekiyor. Başkası çıkıp "abi adam öyle bir muayene etti ki sanki yıllardır sırtımı o taşıyormuş gibi rahatladım" diyerek övgüler düzüyor. Aradaki bu uçurumun sebebi ne peki, sistemin yoğunluğu mu yoksa hekimin mesleğine olan bakış açısı mı?
Hastaların internet forumlarında veya şikayet sitelerinde yazdıkları o uzun paragraflar aslında modern tıbbın aynası gibidir. Kimi doktorlar sadece cihaza bağlıyor hastayı, elektrik akımı verip gönderiyor; e hani bunun muayenesi, hani nerede o derinlemesine analiz? Tabii ki işini hakkıyla yapan, hastasının omurgasındaki en küçük eğriliği bile parmak uçlarıyla hisseden cevherler de var bu piyasada, onları da es geçmemek lazım.
İyi bir fizik tedavi uzmanı ararken aslında sadece bir doktor değil, dert ortağı arıyor insanımızın kafası. Adam ezbere hareketler yazdığında hasta bunu anlıyor abi, vallahi billahi hissediyor o samimiyetsizliği. Güven meselesi işte, o beyaz önlüğün içindeki insanın gerçekten sana odaklandığını hissettiğin an iyileşme süreci kafada başlıyor zaten.
Yorumlar taranırken göze çarpan en net detaylardan biri de iletişimin gücü. Kimi uzmanlar iki kelimeyi bir araya getiremiyor, sanki hasta değil de bir makine tamir ediyormuş gibi soğuk davranıyor. Halbuki fizik tedavi uzun soluklu bir maraton, psikolojik olarak da insanı yıpratan bir süreç... Doktorun hastasına moral vermesi, "bak bu ağrı geçecek, beraber atlatacağız" demesi ilaçtan daha çok etki ediyor bazen.
Sonuçta bu işin özü insanla insan olabilmekte bitiyor, gerisi hep teferruat. Doktorun unvanı profesör olmuş, doçent olmuş ne yazar; odasından içeri giren insanın gözünün içine bakıp derdini dinlemedikten sonra... Fizik tedavi uzmanları hakkında yapılan onca yorumun ortak paydası da bu zaten: Herkes biraz olsun anlaşılmak, önemsenmek ve gerçekten iyileşmek istiyor o kadar.