Astım belirtileri çocuklarda nasıl olur?

Astım belirtileri çocuklarda nasıl olur?

Sibel Hoca

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
13 Haz 2026
Mesajlar
368
Tepkime puanı
0
Sibel Hoca
Geçen gün mahalledeki parkta oturdum, çocukları izliyorum... Bir yanda koşturanlar, diğer yanda salıncak sırası bekleyenler. Ama gözüm köşede, annesinin dizinin dibinde sessizce oturan o küçük çocuğa takıldı. Göğsü hafifçe, nasıl desem, böyle körük gibi inip kalkıyordu. Biz hepimiz o çocuğun sadece yorulduğunu sanırız ilk bakışta. Oysa o küçücük bedenin içeride nasıl bir savaş verdiğini, nefesi dışarı üflemek için ne kadar ter döktüğünü çoğunlukla fark edemiyoruz bile. Çocukluk çağında bu illet öyle sinsi yaklaşıyor ki, hani derler ya, ruhumuz duymuyor.

Gece yarısı ansızın gelen o kuru, inatçı öksürükleri hepimiz biliriz aslında. Hani tam uykuya dalacakken başlar, sabaha kadar ne çocuğa rahat verir ne anne babaya. "Üşüttü herhalde" der geçeriz, şuruplara sarılırız hemen. Ama vallahi öyle değil işin aslı. Eğer o öksürük her oyun sonrası, her kahkahadan sonra ya da sabaha karşı böyle nöbet gibi kapıyı çalıyorsa, orada durup bir düşünmek lazım... Göğsün derinliklerinden gelen, hırıltı desek tam hırıltı değil, ıslık sesi gibi incecik bir fısıltı... İşte o fısıltı bize içeride yolların daraldığını anlatmaya çalışıyor aslında.

Çocuklar yetişkinler gibi "Göğsüm sıkışıyor, nefes alamıyorum" diyemez ki abi. Nasıl desin, daha kelimeleri yeni öğreniyorlar. Onlar huzursuzlaşır, huysuzlaşır, durup dururken ağlama krizlerine girerler. Ya da ne bileyim, çok sevdikleri o oyunu oynamak istemezler birden. Bakıyorsun, akranları koştururken bizimki kenarda tek başına boynunu bükmüş oturuyor. Neden diye soruyorsun, cevap yok. Çünkü o yaşta halsizliği, ciğerlerinin sıkışmasını normal sanıyorlar belkide... Hayatın hep öyle zor nefes alınan bir yer olduğunu düşünüyorlar herhalde...

Bazen sadece basit bir nezle gibi başlıyor her şey. Hani şu hepimizin evine uğrayan, birkaç günde geçip giden cinsten üst solunum yolu enfeksiyonları. Ama bakıyorsun, mahallenin diğer çocukları iki günde ayağa kalkarken, astıma meyilli o küçük bünyelerde süreç bir türlü bitmek bilmiyor. Hafta geçiyor, iki hafta geçiyor, o göğüsteki doluluk, o hırıltılı soluma bir türlü yakasını bırakmıyor çocuğun. İyileşme süreci böyle uzadıkça uzuyorsa, bir şeylerin ters gittiğini anlamak için doktor olmaya gerek yok herhalde.

Göğüs kafesine dikkatli bakmak lazım aslında, hani o tişörtün altındaki küçük hareketlere. Nefes alırken kaburgaların arası böyle içeri doğru çöküyor mu, kemikler belirginleşiyor mu diye bir süzmek gerek çocuğu. Hızlı hızlı, kesik kesik soluyorlar bazen. Sanki bir yere yetişecekmiş gibi, sanki nefes kaçıp gidiyormuş da yakalamaya çalışıyorlarmış gibi... Öyle anlarda insanın içi parçalanıyor vallahi billahi. Keşke onun yerine ben nefessiz kalsaydım diyor insan.

Ev tozları, o çok sevdiğimiz evcil hayvanların tüyleri, hatta sokaktaki o mis kokulu bahar polenleri... Bizim için sıradan olan ne varsa, onların hassas ciğerleri için koca birer düşmana dönüşebiliyor birdenbire. Bir bakıyorsun çocuk peluş ayısıyla oynadıktan sonra hapşırma krizine girmiş, arkasından o malum tıkanıklık. Demem o ki, etrafı iyi gözlemlemek, çocuğun neye tepki verdiğini bir dedektif gibi izlemek gerekiyor bu hayatta. Annelerin babaların sezgileri hiçbir tıbbi cihaza benzemez, o iç ses bir kez "burada bir tuhaflık var" dedi mi, peşini bırakmamalı...
 
Geri