Akıllı lens ameliyatının yan etkileri nelerdir?

Akıllı lens ameliyatının yan etkileri nelerdir?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Gözünüzün içine bir mercek koyuyorlar, hop, her şey cam gibi oluyor diyorlar ama o iş tam öyle değil işte... Ameliyat masasına yatmadan önce insanın aklına bin bir türlü soru geliyor tabii, en başta da şu ışık parlamaları meselesi. Geceleri araba kullanırken karşıdan gelen farlar saçılıyor, etrafta garip halkalar oluşuyor, insan bir an neye uğradığını şaşırıyor. Çoğu kişi zamanla alışırsın abi ya diyor ama o ilk aylardaki parlama hissi cidden can sıkıcı olabiliyor.

Göz kuruluğu da bu işin tuzu biberi, sanki gözünüzün içine kum kaçmış gibi bir his bırakıyor gün boyu. Suni gözyaşı damlalarıyla akraba oluyorsunuz resmen, cebinizde sürekli bir tüp ilaçla gezmek zorunda kalıyorsunuz. Ameliyattan sonraki o ilk haftalarda batma, yanma, sanki gözü tam açamama hali çok normal deniyor ama insan yine de huylanıyor vallahi. Zaten göz dediğin öyle hemen pat diye iyileşen bir organ değil, biraz sabır, biraz şefkat istiyor.

Yakını kusursuz görürken uzağı hafif bulanık görmek ya da tam tersi bir durumla karşılaşmak da ihtimaller dahilinde, yani mucize beklememek lazım. Bazen mercek tam oturmuyor mu derler, yoksa numara ufak bir sapma mı yapıyor bilinmez ama o çok övülen netliği yakalamak zaman alabiliyor. Gazete okurken harika ama tabelaya bakarken eee dedirten cinsten bir memnuniyetsizlik bu... Hatta bazı hastalar sırf bu yüzden ameliyattan sonra hafif bir dinlendirici gözlük bile kullanmak zorunda kalabiliyor, ironiye bak.

En korkulanı da tabii ki enfeksiyon riski, gerçi günümüz teknolojisinde milyonda bir falan diyorlar ama kul yapısı sonuçta... Ameliyat sonrası hijyene dikkat etmezseniz, o gözü olur olmadık yere kaşırsanız işler bir anda sarpa sarabilir. Doktorların üstüne basa basa "gözünüze su değdirmeyin, sakın ovuşturmayın" diye tembihlemesi boşuna değil yani, kulak arkası etmemek gerek. Enfeksiyon dediğin şey öyle şakaya gelmez, adamı hastane yollarında süründürür billahi.

Bazen de gözün arkasındaki o kapsül dediğimiz doku zamanla kalınlaşıyor, sanki akıllı lensin üzerine ince bir perde inmiş gibi oluyor... Hani camı silersiniz de arkasında buğu kalır ya, aynen öyle bir his. Neyse ki bunun çözümü kolay, lazerle iki dakikada hallediyorlar ama insan o an yine mi ameliyat olacağım diye bir ürkmüyor değil. İlk başta her şey harikayken birkaç yıl sonra görüşün hafifçe flulaşması can sıkabiliyor haliyle.

Renklerin tonu bile değişebilir bu arada, bazı hastalar her şeyi olduğundan daha mavi ya da daha sarı gördüğünü söylüyor. Eski doğal merceğin süzdüğü ışıkla bu yapay lenslerin süzdüğü ışık bir olur mu hiç, elbette fark edecek. Dünyayı başka bir filtrenin arkasından izliyormuş gibi hissetmek ilk başta insanı biraz yabancılaştırıyor ortama... Zamanla beyin bu yeni duruma adapte oluyor, renkleri eski bildiği gibi kodlamaya başlıyor ama o geçiş süreci şaşırtıcı.

Peki, herkes bu yan etkileri yaşayacak diye bir kural var mı, kesinlikle hayır. Kimisi ertesi gün kalkıp hayatına kaldığı yerden devam ediyor, dünyayı yeniden keşfetmiş gibi seviniyor. Kimisi de aylarca o gözdeki ufak tefek pürüzlerle uğraşıp duruyor, keşke olmasaydım diye hayıflanıyor. Sonuçta bu bir cerrahi müdahale ve her vücudun, her gözün tepkisi bambaşka...
 
Geri