Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen hafta kahve içerken telefonuna bakmak için gözlüğünü burnunun ucuna indiren eski bir dostum, "Oğlum, millet gözünün içine mercek koyduruyor, biz hâlâ çerçeve siliyoruz" dedi. Haklılık payı var, tıp aldı başını gitti ama insan yine de durup bir düşünüyor; sonuçta söz konusu olan şey göz. Akıllı lens dedikleri bu ameliyat, aslında katarakt cerrahisinde yıllardır yapılan o mercek değişiminin biraz daha teknolojik, biraz daha uzak-yakın odağı bir arada sunan versiyonu. Risk her cerrahide var elbet, neticede gözün içine giriliyor, şakaya gelmez. Yine de modern tekniklerle bu iş öyle devasa, korkunç bir operasyon olmaktan çıktı artık...
Bizim komşunun kızı geçen yıl oldu bu ameliyatı, ilk üç gün dünyası karardı sandı, meğer sadece hafif bir ışık çakmasıymış yaşadığı. Hekimler buna "halo" veya parlama etkisi diyor, yani geceleri araba farlarının etrafında hareler görmek çok normal. Çoğu insan bu durumu birkaç ay içinde kanıksıyor, beyin o yeni görme biçimine bir şekilde adapte oluyor. Tabii bazılarında bu parlama kalıcı olabiliyor, işte risk dediğimiz şey tam olarak bu öngörülemez detaylarda gizli. Herkesin anatomisi, iyileşme hızı, hatta ışığı algılama biçimi o kadar farklı ki... Birine mucize gibi gelen, diğerinin kabusu olabiliyor bazen.
Vallahi billahi ben de ilk duyduğumda "Gözün arkasına enfeksiyon kaçarsa ne olacak?" diye panik yapmıştım, yalan yok. Endoftalmi dedikleri o mikrop kapma meselesi, milyonda bir bile olsa ihtimaller dahilinde, masada duruyor. Ama günümüzün sterilizasyon şartları, ameliyat esnasında kullanılan o özel sıvılar riski neredeyse sıfıra yakın bir yere çekiyor. Zaten operasyon dediğin topu topu on beş-yirmi dakika sürüyor, narkoz falan da yok, damlayla uyuşturup bitiriyorlar işi. Korkunun ecele faydası yok derler ya, teknolojinin getirdiği konfora güvenmekle tedirgin olmak arasında ince bir çizgi var.
Doktor bir arkadaşım anlatmıştı; muayenehanesine gelen hastaların yarısı "Hocam beni sıfır numara yap" diye baskı kuruyormuş. Akıllı lens ameliyatlarında milimetrik hesaplamalar yapılsa da bazen ufak bir sapma olabiliyor, yani ameliyattan sonra hafif bir astigmat kalabilir... O zaman ne olacak, sil baştan mı? Hayır, lazerle ufak bir rötuş yapıyorlar ya da hafif bir dinlendirici gözlük yetiyor. Yani bu ameliyatı olunca ömür boyu sıfır hata garantisi beklemek biraz aşırı iyimserlik olur. Beklentiyi doğru ayarlamak, ameliyatın kendi riskinden çok daha kritik bir konu aslına bakarsanız.
Geçenlerde bir forumda okudum, adamın teki "Gözüme akıllı lens takıldı ama uzağı net göremiyorum" diye isyan bayrağını çekmiş. Sonradan anlaşıldı ki meğer adamın göz arkasındaki sarı noktada zaten problem varmış, yani yanlış teşhis kurbanı. Retinasında, korneasında sorun olan birine bu merceği takarsan tabii ki sonuç hüsran olur, mucize beklememek lazım. Doğru hastaya doğru lens seçimi hayati önem taşıyor, işin sırrı tamamen o ilk muayenede saklı. Hekimin tecrübesi, gözün yapısını doğru okuması ve hastaya dürüst davranması...
Peki, değer mi derseniz? Gözlükten tamamen kurtulmak, sabah uyanınca saati net görebilmek büyük bir özgürlük, orası kesin. Ama her ameliyat gibi bu da kendi içinde küçük de olsa bir kumar barındırıyor. Göz kuruluğu yapabilir, göz tansiyonunu tetikleyebilir ya da ilk zamanlar odaklanma sorunu yaşatabilir. Eğer göz numaranız çok yüksek değilse ve gözlükle mutluysanız, durduk yere bu maceraya atılmak ne kadar mantıklı, orası tartışılır. Ama katarakt başlamışsa ve zaten o mercek değişecekse, akıllı seçeneğini düşünmek gayet makul bir yol.
Bizim komşunun kızı geçen yıl oldu bu ameliyatı, ilk üç gün dünyası karardı sandı, meğer sadece hafif bir ışık çakmasıymış yaşadığı. Hekimler buna "halo" veya parlama etkisi diyor, yani geceleri araba farlarının etrafında hareler görmek çok normal. Çoğu insan bu durumu birkaç ay içinde kanıksıyor, beyin o yeni görme biçimine bir şekilde adapte oluyor. Tabii bazılarında bu parlama kalıcı olabiliyor, işte risk dediğimiz şey tam olarak bu öngörülemez detaylarda gizli. Herkesin anatomisi, iyileşme hızı, hatta ışığı algılama biçimi o kadar farklı ki... Birine mucize gibi gelen, diğerinin kabusu olabiliyor bazen.
Vallahi billahi ben de ilk duyduğumda "Gözün arkasına enfeksiyon kaçarsa ne olacak?" diye panik yapmıştım, yalan yok. Endoftalmi dedikleri o mikrop kapma meselesi, milyonda bir bile olsa ihtimaller dahilinde, masada duruyor. Ama günümüzün sterilizasyon şartları, ameliyat esnasında kullanılan o özel sıvılar riski neredeyse sıfıra yakın bir yere çekiyor. Zaten operasyon dediğin topu topu on beş-yirmi dakika sürüyor, narkoz falan da yok, damlayla uyuşturup bitiriyorlar işi. Korkunun ecele faydası yok derler ya, teknolojinin getirdiği konfora güvenmekle tedirgin olmak arasında ince bir çizgi var.
Doktor bir arkadaşım anlatmıştı; muayenehanesine gelen hastaların yarısı "Hocam beni sıfır numara yap" diye baskı kuruyormuş. Akıllı lens ameliyatlarında milimetrik hesaplamalar yapılsa da bazen ufak bir sapma olabiliyor, yani ameliyattan sonra hafif bir astigmat kalabilir... O zaman ne olacak, sil baştan mı? Hayır, lazerle ufak bir rötuş yapıyorlar ya da hafif bir dinlendirici gözlük yetiyor. Yani bu ameliyatı olunca ömür boyu sıfır hata garantisi beklemek biraz aşırı iyimserlik olur. Beklentiyi doğru ayarlamak, ameliyatın kendi riskinden çok daha kritik bir konu aslına bakarsanız.
Geçenlerde bir forumda okudum, adamın teki "Gözüme akıllı lens takıldı ama uzağı net göremiyorum" diye isyan bayrağını çekmiş. Sonradan anlaşıldı ki meğer adamın göz arkasındaki sarı noktada zaten problem varmış, yani yanlış teşhis kurbanı. Retinasında, korneasında sorun olan birine bu merceği takarsan tabii ki sonuç hüsran olur, mucize beklememek lazım. Doğru hastaya doğru lens seçimi hayati önem taşıyor, işin sırrı tamamen o ilk muayenede saklı. Hekimin tecrübesi, gözün yapısını doğru okuması ve hastaya dürüst davranması...
Peki, değer mi derseniz? Gözlükten tamamen kurtulmak, sabah uyanınca saati net görebilmek büyük bir özgürlük, orası kesin. Ama her ameliyat gibi bu da kendi içinde küçük de olsa bir kumar barındırıyor. Göz kuruluğu yapabilir, göz tansiyonunu tetikleyebilir ya da ilk zamanlar odaklanma sorunu yaşatabilir. Eğer göz numaranız çok yüksek değilse ve gözlükle mutluysanız, durduk yere bu maceraya atılmak ne kadar mantıklı, orası tartışılır. Ama katarakt başlamışsa ve zaten o mercek değişecekse, akıllı seçeneğini düşünmek gayet makul bir yol.