Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Gözün içine bir kere o mercek girdi mi, ömür boyu orada kalıyor; geri dönüşü yok diye korkanlar için söyleyeyim, zaten gitmesini de istemezsiniz. Yani düşünsenize, vücudunuza öyle bir şey koyduruyorsunuz ki ne eskiyor, ne çürüyor ne de zamanla göz numaranızın değişmesine izin veriyor. Vallahi billahi büyük nimet. Tabii insan sormadan edemiyor, "Peki ya yaşlanınca ne olacak?" diye... Aslında olay çok basit: Doğal merceğiniz yaşlandığı ve işlevini yitirdiği için onu emekli edip yerine bu yapay ama akıllı arkadaşı koyuyorlar. Bir kez takıldıktan sonra o merceğin yapısı bozulmuyor, yani teknik olarak ömürlük bir yatırım yapıyorsunuz kendinize. Ölene kadar sizinle kalacak fiziki bir parçadan bahsediyoruz burada.
Ameliyattan yıllar sonra "Gözüm yine bozuldu, bu mercek hani kalıcıydı?" diye feryat edenlerin aslında karşılaştığı şey merceğin kendisi değil, arkasındaki incecik bir perdedir. Doktorlar buna tıpta kapsül kirlenmesi diyor ama halk arasında "ikinci katarakt" diye biliniyor işte. Mercek taş gibi yerinde duruyor ama arkasındaki o doğal zar zamanla hafifçe buğulanıyor... Çözümü o kadar basit ki, muayene koltuğunda iki dakikalık bir lazer dokunuşuyla her şey ilk günkü netliğine geri dönüyor. Yani merceğin ömrü falan bitmiyor, sadece pencerenin camı tozlanıyor diyebiliriz. Camı silince manzara yine cam gibi net, yine ilk günkü gibi pürüzsüz oluyor.
Akıllı lens sizi katarakt derdinden veya gözlük takma zorunluluğundan sonsuza dek kurtarabilir ama gözünüzün yaşlanmasını tamamen durduramaz. Bunu iyi anlamak lazım abi ya; mercek sapasağlam kalsa bile gözün arkasındaki sarı nokta veya göz tansiyonu gibi diğer yapılar yıllar içinde kendi bağımsızlığını ilan edebilir. Gözü bir fotoğraf makinesi gibi düşünürseniz, lensi değiştirdiniz ama arkadaki film şeridi eskirse görüntü yine bulanıklaşır tabii. Mercek kalıcıdır, evet, ama gözünüz yaşayan dinamik bir organ. Dolayısıyla "ameliyat oldum, artık göz doktorunun kapısından geçmem" diye düşünüyorsanız, büyük yanılırsınız. Yılda bir kez o kontrol koltuğuna oturmakta her zaman fayda var, benden söylemesi.
Kafaları kurcalayan en büyük sorulardan biri de şu: "Ben bu lensten memnun kalmazsam geri çıkarttırabilir miyim?" Teorik olarak evet, teknik açıdan bu merceği oradan almak mümkün ama pratik dünyada bu iş hiç de öyle "beğenmedim, iade edeyim" denecek kadar kolay bir süreç değil maalesef. Gözün içindeki dokular o yapay merceği zamanla öyle bir benimsiyor, öyle bir sarıp sarmalıyor ki... Onu oradan sökmeye çalışmak göze gereksiz bir yük bindirmek, risk almak demek. O yüzden ameliyat masasına yatmadan önce beklentileri çok iyi ayarlamak, doktorla her detayı konuşup doğru mercek tipine karar vermek hayati önem taşıyor. Bir kere takıldı mı, onunla bir ömür arkadaş olacağınızı bilerek yola çıkmalısınız.
Ameliyattan yıllar sonra "Gözüm yine bozuldu, bu mercek hani kalıcıydı?" diye feryat edenlerin aslında karşılaştığı şey merceğin kendisi değil, arkasındaki incecik bir perdedir. Doktorlar buna tıpta kapsül kirlenmesi diyor ama halk arasında "ikinci katarakt" diye biliniyor işte. Mercek taş gibi yerinde duruyor ama arkasındaki o doğal zar zamanla hafifçe buğulanıyor... Çözümü o kadar basit ki, muayene koltuğunda iki dakikalık bir lazer dokunuşuyla her şey ilk günkü netliğine geri dönüyor. Yani merceğin ömrü falan bitmiyor, sadece pencerenin camı tozlanıyor diyebiliriz. Camı silince manzara yine cam gibi net, yine ilk günkü gibi pürüzsüz oluyor.
Akıllı lens sizi katarakt derdinden veya gözlük takma zorunluluğundan sonsuza dek kurtarabilir ama gözünüzün yaşlanmasını tamamen durduramaz. Bunu iyi anlamak lazım abi ya; mercek sapasağlam kalsa bile gözün arkasındaki sarı nokta veya göz tansiyonu gibi diğer yapılar yıllar içinde kendi bağımsızlığını ilan edebilir. Gözü bir fotoğraf makinesi gibi düşünürseniz, lensi değiştirdiniz ama arkadaki film şeridi eskirse görüntü yine bulanıklaşır tabii. Mercek kalıcıdır, evet, ama gözünüz yaşayan dinamik bir organ. Dolayısıyla "ameliyat oldum, artık göz doktorunun kapısından geçmem" diye düşünüyorsanız, büyük yanılırsınız. Yılda bir kez o kontrol koltuğuna oturmakta her zaman fayda var, benden söylemesi.
Kafaları kurcalayan en büyük sorulardan biri de şu: "Ben bu lensten memnun kalmazsam geri çıkarttırabilir miyim?" Teorik olarak evet, teknik açıdan bu merceği oradan almak mümkün ama pratik dünyada bu iş hiç de öyle "beğenmedim, iade edeyim" denecek kadar kolay bir süreç değil maalesef. Gözün içindeki dokular o yapay merceği zamanla öyle bir benimsiyor, öyle bir sarıp sarmalıyor ki... Onu oradan sökmeye çalışmak göze gereksiz bir yük bindirmek, risk almak demek. O yüzden ameliyat masasına yatmadan önce beklentileri çok iyi ayarlamak, doktorla her detayı konuşup doğru mercek tipine karar vermek hayati önem taşıyor. Bir kere takıldı mı, onunla bir ömür arkadaş olacağınızı bilerek yola çıkmalısınız.