Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Takvime bakıyorsun, her şey bitti sanıyorsun ama o kahverengi leke yine orada duruyor işte. İnsanın canı sıkılıyor, sanki bedenin sana ufak bir oyun oynuyor gibi... Neden durulmuyor bu sular, neden tam bitti derken en başa dönüyoruz?
Bazen sadece rahim içinde kalan o son damlaların, o eski uykucu kanın dışarı çıkma çabasıdır bu, vallahi billahi bak. Korkma hemen, panik yapıp kendini tüketme. Ama işte o belirsizlik yok mu, insanı içten içe yiyip bitiren o şüphe... Acaba içeride ters giden bir şeyler mi var, hormonal bir fırtına mı kopuyor yine sessizce? Doğum kontrol hapını bir gün unuttun diye mi oldu tüm bunlar yoksa o bitmek bilmeyen stresin faturası mı kesildi yine narin bünyene?
Sadece bir damla leke... Ama kafanın içinde dönen binbir türlü korkunç senaryo...
Vücudunun sesini dinlemeyi öğrenmen gerek belki de bu süreçte, ona kızmak yerine ne fısıldadığını anlamaya çalışmalısın. Belki küçük bir miyom ses veriyor oradan, belki de tatlı bir polip kendine yer beğenip yerleşmiş sessizce... Git bir görün o çok ertelediğin doktora, erteleme kendini artık abi ya. Kendini sevmek, o çok korktuğun muayene koltuğuna cesaretle oturabilmekten geçiyor aslında. Kendine bu iyiliği yap ve bir uzmana görün.
Bazen de mevsim geçişidir o lekenin adı, ruhunun görünmeyen yorgunluğudur. Düzen dediğin şey o kadar hassas bir terazi ki, en ufak rüzgarda şaşıyor dengesi, hemen altüst oluveriyor her şey. Bir bakıyorsun yumurtlama dönemi gelmiş çatmış ve o tatlı sızıyla beraber bir iki damla pembelik süzülüvermiş... Yani her zaman en kötüsünü düşünüp kendini hırpalamamak lazım, hayatın kendi içindeki o inişli çıkışlı ritmi bu belki de.
Bazen sadece rahim içinde kalan o son damlaların, o eski uykucu kanın dışarı çıkma çabasıdır bu, vallahi billahi bak. Korkma hemen, panik yapıp kendini tüketme. Ama işte o belirsizlik yok mu, insanı içten içe yiyip bitiren o şüphe... Acaba içeride ters giden bir şeyler mi var, hormonal bir fırtına mı kopuyor yine sessizce? Doğum kontrol hapını bir gün unuttun diye mi oldu tüm bunlar yoksa o bitmek bilmeyen stresin faturası mı kesildi yine narin bünyene?
Sadece bir damla leke... Ama kafanın içinde dönen binbir türlü korkunç senaryo...
Vücudunun sesini dinlemeyi öğrenmen gerek belki de bu süreçte, ona kızmak yerine ne fısıldadığını anlamaya çalışmalısın. Belki küçük bir miyom ses veriyor oradan, belki de tatlı bir polip kendine yer beğenip yerleşmiş sessizce... Git bir görün o çok ertelediğin doktora, erteleme kendini artık abi ya. Kendini sevmek, o çok korktuğun muayene koltuğuna cesaretle oturabilmekten geçiyor aslında. Kendine bu iyiliği yap ve bir uzmana görün.
Bazen de mevsim geçişidir o lekenin adı, ruhunun görünmeyen yorgunluğudur. Düzen dediğin şey o kadar hassas bir terazi ki, en ufak rüzgarda şaşıyor dengesi, hemen altüst oluveriyor her şey. Bir bakıyorsun yumurtlama dönemi gelmiş çatmış ve o tatlı sızıyla beraber bir iki damla pembelik süzülüvermiş... Yani her zaman en kötüsünü düşünüp kendini hırpalamamak lazım, hayatın kendi içindeki o inişli çıkışlı ritmi bu belki de.