Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Vücudunun sesini dinlemeyi hiç denedin mi, hani şu bazen durup dururken içini kıpır kıpır yapan ya da seni sebepsiz yere aynanın karşısına diken o gizemli enerjiden bahsediyorum... İşte tam o günlerde, takvime hiç bakmadan da yumurtlama döneminde olduğunu şak diye anlayabilirsin aslında. Aynaya baktığında cildinin ekstra parladığını, dudaklarının daha dolgun göründüğünü fark ettiysen, vücudun sana çoktan o meşhur sinyallerden birini göndermeye başlamıştır bile.
Kasıklarında aniden beliren, bazen sağ tarafta bazen sol tarafta kendini hissettiren o hafif sızı var ya, işte o aslında içeride bir şeylerin hareketlendiğinin en net kanıtı. Hani böyle sanki içeriden biri küçük bir iğne batırıyormuş gibi olur, sonra birden geçiverir... Bazı kadınlar bu hissi çok iyi bilir, hatta sırf bu ağrıya bakarak o ay hangi yumurtalığın baskın olduğunu bile tahmin edebilir.
İç çamaşırında fark ettiğin o şeffaf, uzayan ve çiğ yumurta akını andıran akıntı ise bu işin adeta resmi duyurusudur, hani başka hiçbir şeye benzemez. Dokunduğunda parmaklarının arasında uzayıp giden bu sıvı, spermlerin yolculuğunu kolaylaştırmak için doğanın bulduğu en kusursuz çözümlerden biri vallahi. Eğer son günlerde bu ıslaklık hissini daha yoğun yaşıyorsan, bil ki o şanslı pencere senin için sonuna kadar açılmış demektir.
Sabah yataktan kalkmadan önce ölçtüğün o vücut ısındaki milimetrik değişimleri takip etmek ilk başta biraz can sıkıcı gelebilir ama inanılmaz sonuçlar veriyor abi ya. Yataktan hiç çıkmadan, gözünü bile tam açmadan dilinin altına yerleştirdiğin o derece, yumurtlamanın hemen ardından aniden yükseliverir. Vücut sıcaklığının normal seyrinden yarım derece bile olsa yukarı tırmanması, o mucizevi yumurtanın çoktan yola çıktığını fısıldar sana.
Kokulara karşı bir anda tazı gibi kesildiysen, mutfaktan gelen o kahve kokusu ya da eşinin parfümü burnuna normalden on kat daha güçlü geliyorsa hiç şaşırma. Hormonlar öyle bir oyun oynar ki insana, en sevdiğin yemeğin kokusu bile bir anda seni cezbedebilir ya da tam tersi mideni altüst edebilir... Vücudunun hayatta kalma ve neslini devam ettirme içgüdüsüyle duyularını en üst seviyeye çıkardığı, o özel anlardan birindesin işte.
Libidonun aniden tavan yapması, durup dururken gelen o yakınlaşma isteği de tamamen bu hormon dalgalanmasının bir oyunu, yoksa sen durduk yere böyle aşka gelmezdin yani. Doğanın seni üremeye teşvik etmek için salgıladığı o östrojen patlaması, seni bir anda çok daha enerjik, istekli ve çekici bir ruh haline sokabilir. Kendini her zamankinden daha flörtöz ve neşeli hissediyorsan, hormonların ritmine ayak uydurmanın tam sırasıdır diyebilirim.
Göğüslerinde başlayan o hafif sızlama ve dokunduğunda hissettiğin o dolgunluk hissi de yumurtlama günlerinin kapıyı çaldığını gösteren bir diğer klasik işaret. Bazen sütyenin bile batıyormuş gibi gelir insana, hani şöyle hafif bir hassasiyet, bir gerginlik olur ya... Progesteron hormonu yavaş yavaş sahneye çıkmaya başladığında, vücudun olası bir gebelik için hazırlık düğmesine çoktan basmıştır çünkü.
Tüm bu belirtileri aynı anda yaşayacaksın diye bir kural yok tabii ki, bazen sadece tek bir işaretle bile süreci yakalayabilirsin. Kendi döngünü, kendi bedeninin dilini zamanla çözdükçe zaten hiçbir teste ya da uygulamaya ihtiyacın kalmadığını göreceksin...
Kasıklarında aniden beliren, bazen sağ tarafta bazen sol tarafta kendini hissettiren o hafif sızı var ya, işte o aslında içeride bir şeylerin hareketlendiğinin en net kanıtı. Hani böyle sanki içeriden biri küçük bir iğne batırıyormuş gibi olur, sonra birden geçiverir... Bazı kadınlar bu hissi çok iyi bilir, hatta sırf bu ağrıya bakarak o ay hangi yumurtalığın baskın olduğunu bile tahmin edebilir.
İç çamaşırında fark ettiğin o şeffaf, uzayan ve çiğ yumurta akını andıran akıntı ise bu işin adeta resmi duyurusudur, hani başka hiçbir şeye benzemez. Dokunduğunda parmaklarının arasında uzayıp giden bu sıvı, spermlerin yolculuğunu kolaylaştırmak için doğanın bulduğu en kusursuz çözümlerden biri vallahi. Eğer son günlerde bu ıslaklık hissini daha yoğun yaşıyorsan, bil ki o şanslı pencere senin için sonuna kadar açılmış demektir.
Sabah yataktan kalkmadan önce ölçtüğün o vücut ısındaki milimetrik değişimleri takip etmek ilk başta biraz can sıkıcı gelebilir ama inanılmaz sonuçlar veriyor abi ya. Yataktan hiç çıkmadan, gözünü bile tam açmadan dilinin altına yerleştirdiğin o derece, yumurtlamanın hemen ardından aniden yükseliverir. Vücut sıcaklığının normal seyrinden yarım derece bile olsa yukarı tırmanması, o mucizevi yumurtanın çoktan yola çıktığını fısıldar sana.
Kokulara karşı bir anda tazı gibi kesildiysen, mutfaktan gelen o kahve kokusu ya da eşinin parfümü burnuna normalden on kat daha güçlü geliyorsa hiç şaşırma. Hormonlar öyle bir oyun oynar ki insana, en sevdiğin yemeğin kokusu bile bir anda seni cezbedebilir ya da tam tersi mideni altüst edebilir... Vücudunun hayatta kalma ve neslini devam ettirme içgüdüsüyle duyularını en üst seviyeye çıkardığı, o özel anlardan birindesin işte.
Libidonun aniden tavan yapması, durup dururken gelen o yakınlaşma isteği de tamamen bu hormon dalgalanmasının bir oyunu, yoksa sen durduk yere böyle aşka gelmezdin yani. Doğanın seni üremeye teşvik etmek için salgıladığı o östrojen patlaması, seni bir anda çok daha enerjik, istekli ve çekici bir ruh haline sokabilir. Kendini her zamankinden daha flörtöz ve neşeli hissediyorsan, hormonların ritmine ayak uydurmanın tam sırasıdır diyebilirim.
Göğüslerinde başlayan o hafif sızlama ve dokunduğunda hissettiğin o dolgunluk hissi de yumurtlama günlerinin kapıyı çaldığını gösteren bir diğer klasik işaret. Bazen sütyenin bile batıyormuş gibi gelir insana, hani şöyle hafif bir hassasiyet, bir gerginlik olur ya... Progesteron hormonu yavaş yavaş sahneye çıkmaya başladığında, vücudun olası bir gebelik için hazırlık düğmesine çoktan basmıştır çünkü.
Tüm bu belirtileri aynı anda yaşayacaksın diye bir kural yok tabii ki, bazen sadece tek bir işaretle bile süreci yakalayabilirsin. Kendi döngünü, kendi bedeninin dilini zamanla çözdükçe zaten hiçbir teste ya da uygulamaya ihtiyacın kalmadığını göreceksin...