Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Günde kaç fincan demleyip içtiğin o bardağın dibinde aslında tam olarak ne birikiyor, hiç düşündün mü? Yeşil çayın yaprağında bulunan ve Camellia sinensis bitkisinin bize en büyük hediyesi sayılan epigallokateşin-3-gallat (EGCG), vücudundaki sempatik sinir sistemini tetikleyerek noradrenalin hormonunun yıkımını engeller, yani o yağ hücrelerinin parçalanma sürecini bayağı bir uzatır. Termojenez denilen o ısı üretim mekanizması bir kez çalışmaya başladı mı, dinlenme halindeki bazal metabolizma hızın bile küçük ama kayda değer bir ivme yakalar. Hatta klinik araştırmalar, kateşin türevlerinin lipolitik enzim aktivitesini doğrudan artırarak visseral yağ dokusundaki trigliseritleri serbest yağ asitlerine dönüştürdüğünü açıkça gösteriyor... Hani şu göbek çevresindeki inatçı yağlar var ya, işte tam da onlardan bahsediyorum.
Sabah aç karnına içtiğin o sıcak kupadan mucize beklemek biraz saflık olur abi, vallahi bak. Kafein ile EGCG maddesinin o mükemmel biyolojik sinerjisi, kahvedeki yalnız kafein molekülünden çok daha farklı bir kulvarda koşar; hücre düzeyinde adenozin reseptörlerini bloklarken bir yandan da kardiyovasküler sistemi yormadan yağ oksidasyonunu hızlandırır. Yağ yakımı dediğimiz olay sonuçta bir enerji dengesi meselesi, kalori açığı oluşturmadan sadece bitki çayına güvenerek zayıflayacağını sanıyorsan... Ne bileyim, kendini kandırırsın sadece. Metabolik süreçlerin o karmaşık çarkları arasında yeşil çay sadece iyi bir vites artırıcıdır, aracın motoru değil.
Masa başında otururken hücresel düzeyde Mitokondri organelinin yağ asitlerini alıp ATP’ye dönüştürme hızını artırmak istemez misin? Spor yapmadan hemen yarım saat önce alacağın yaklaşık 300 miligramlık yüksek kateşin dozajı, egzersiz sırasındaki yağ yakım oranını %17’ye kadar yukarı çekebilir ki bu fizyolojik olarak çok ciddi bir rakam. Yani kaslarındaki glikojen depolarını koruyup doğrudan yağ depolarından harcamaya başlarsın, dayanıklılığın artar, antrenman süren uzar. Tabii demlenme süresine ve suyun sıcaklığına dikkat etmezsen o canım polifenolleri kendi ellerinle yakıp yok edersin; 80 derece sıcaklıkta tam 5 dakika, ne eksik ne fazla.
Eczanelerde satılan o toz extract'lar, takviyeler falan var ya... Ya vallahi billahi taze demlenmiş yaprak çayın yerini tutmuyor, tutamaz da. Bağırsak mikrobiyotandaki yararlı bakterilerin o kateşinleri parçalayıp emilebilir kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürme yeteneği kişiden kişiye değiştiği için, biyoyararlanım oranı herkese aynı etkiyi yapmaz. Sen içersin metabolizman canlanır, yanındaki arkadaşın içersin sadece idrara çıkar; genetik polimorfizm dediğimiz bu bireysel farklılıklar metabolik yanıtı tamamen değiştirir. Sindirim sistemindeki enzimlerin çalışma hızından tut da karaciğerdeki CYP1A2 geninin kafeini metabolize etme kapasitesine kadar her detay bu sürecin kaderini belirler aslında.
Sabah aç karnına içtiğin o sıcak kupadan mucize beklemek biraz saflık olur abi, vallahi bak. Kafein ile EGCG maddesinin o mükemmel biyolojik sinerjisi, kahvedeki yalnız kafein molekülünden çok daha farklı bir kulvarda koşar; hücre düzeyinde adenozin reseptörlerini bloklarken bir yandan da kardiyovasküler sistemi yormadan yağ oksidasyonunu hızlandırır. Yağ yakımı dediğimiz olay sonuçta bir enerji dengesi meselesi, kalori açığı oluşturmadan sadece bitki çayına güvenerek zayıflayacağını sanıyorsan... Ne bileyim, kendini kandırırsın sadece. Metabolik süreçlerin o karmaşık çarkları arasında yeşil çay sadece iyi bir vites artırıcıdır, aracın motoru değil.
Masa başında otururken hücresel düzeyde Mitokondri organelinin yağ asitlerini alıp ATP’ye dönüştürme hızını artırmak istemez misin? Spor yapmadan hemen yarım saat önce alacağın yaklaşık 300 miligramlık yüksek kateşin dozajı, egzersiz sırasındaki yağ yakım oranını %17’ye kadar yukarı çekebilir ki bu fizyolojik olarak çok ciddi bir rakam. Yani kaslarındaki glikojen depolarını koruyup doğrudan yağ depolarından harcamaya başlarsın, dayanıklılığın artar, antrenman süren uzar. Tabii demlenme süresine ve suyun sıcaklığına dikkat etmezsen o canım polifenolleri kendi ellerinle yakıp yok edersin; 80 derece sıcaklıkta tam 5 dakika, ne eksik ne fazla.
Eczanelerde satılan o toz extract'lar, takviyeler falan var ya... Ya vallahi billahi taze demlenmiş yaprak çayın yerini tutmuyor, tutamaz da. Bağırsak mikrobiyotandaki yararlı bakterilerin o kateşinleri parçalayıp emilebilir kısa zincirli yağ asitlerine dönüştürme yeteneği kişiden kişiye değiştiği için, biyoyararlanım oranı herkese aynı etkiyi yapmaz. Sen içersin metabolizman canlanır, yanındaki arkadaşın içersin sadece idrara çıkar; genetik polimorfizm dediğimiz bu bireysel farklılıklar metabolik yanıtı tamamen değiştirir. Sindirim sistemindeki enzimlerin çalışma hızından tut da karaciğerdeki CYP1A2 geninin kafeini metabolize etme kapasitesine kadar her detay bu sürecin kaderini belirler aslında.