Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Vallahi piyasada o kadar çok bilgi kirliği var ki, insan hangisine inanacağını şaşırıyor. Yok efendim mucizevi kürler, yok bilmem nereden gelen garip otlar falan... Aslında her şey mutfağımızda, yanı başımızda duruyor da biz fark etmiyoruz. Mesela şu yeşil çayı sabahları kahve yerine bir fincan içseniz, o bile metabolizmayı şöyle bir silkeleyip kendilerine getiriyor işte.
Acı biberi sever misiniz bilmem ama yemeklere biraz pul biber serpiştirmek cidden işe yarıyor. İçindeki o kapsaisin maddesi var ya, hani dili yakan şey, meğer vücudu içeriden ısıtıp kalori yaktırıyormuş. Tabii mideniz hassassa hiç zorlamayın, durup dururken kendinizi yakmanın da alemi yok şimdi...
Yoğurt meselesi ise tamamen ayrı bir dünya, her gün mutlaka bir kase yemek lazım bence. Kalsiyum dediğin şey sadece kemiklere değil, doğrudan o inatçı göbek yağlarına savaş açıyor sanki. Hatta içine biraz tarçın atarsanız tatlı krizlerini de anında kesiyor, iki kere iki dört yani.
Bazen durup düşünüyorum da, sadece su içerek bile ne kadar büyük bir iyilik yapıyoruz kendimize. Soğuk su içtiğinde vücut onu ısıtmak için ekstra enerji harcıyor, e bu da dolaylı yoldan yağ yakımı demek. Günde iki litre kadarını devirmek lazım ama nerede, hep unutuyoruz telaştan...
Kahve bağımlılarına müjde gibi olacak ama şekersiz filtre kahve gerçekten bu işin gizli kahramanı. Spor yapmadan yarım saat önce sert bir kahve patlatın, bak nasıl terletiyor insanı o antrenmanda. Ama abartmamak şartıyla tabii, sonra çarpıntı yapıp uykuları kaçırmasın da.
Yumurta yemeden güne başlayan var mı hala aramızda, varsa hemen bu alışkanlığı değiştirsin derim. Sabah o kaliteli proteini alınca gün boyu tok kalıyorsun, canın abur cubur çekmiyor bir kere. Yani dolaylı yoldan o gereksiz kalori bombası atıştırmalıklardan kurtulmuş oluyorsun otomatikman.
Yulaf ezmesi biraz saman gibi geliyor biliyorum, ilk başta ben de nefret ederdim yalan yok. Fakat içine biraz yaban mersini, biraz ceviz ufalayınca hem nefis bir şey oluyor hem de lif deposu işte. Sindirim sistemini öyle bir çalıştırıyor ki, içeride ne var ne yok harekete geçiyor resmen...
Acı biberi sever misiniz bilmem ama yemeklere biraz pul biber serpiştirmek cidden işe yarıyor. İçindeki o kapsaisin maddesi var ya, hani dili yakan şey, meğer vücudu içeriden ısıtıp kalori yaktırıyormuş. Tabii mideniz hassassa hiç zorlamayın, durup dururken kendinizi yakmanın da alemi yok şimdi...
Yoğurt meselesi ise tamamen ayrı bir dünya, her gün mutlaka bir kase yemek lazım bence. Kalsiyum dediğin şey sadece kemiklere değil, doğrudan o inatçı göbek yağlarına savaş açıyor sanki. Hatta içine biraz tarçın atarsanız tatlı krizlerini de anında kesiyor, iki kere iki dört yani.
Bazen durup düşünüyorum da, sadece su içerek bile ne kadar büyük bir iyilik yapıyoruz kendimize. Soğuk su içtiğinde vücut onu ısıtmak için ekstra enerji harcıyor, e bu da dolaylı yoldan yağ yakımı demek. Günde iki litre kadarını devirmek lazım ama nerede, hep unutuyoruz telaştan...
Kahve bağımlılarına müjde gibi olacak ama şekersiz filtre kahve gerçekten bu işin gizli kahramanı. Spor yapmadan yarım saat önce sert bir kahve patlatın, bak nasıl terletiyor insanı o antrenmanda. Ama abartmamak şartıyla tabii, sonra çarpıntı yapıp uykuları kaçırmasın da.
Yumurta yemeden güne başlayan var mı hala aramızda, varsa hemen bu alışkanlığı değiştirsin derim. Sabah o kaliteli proteini alınca gün boyu tok kalıyorsun, canın abur cubur çekmiyor bir kere. Yani dolaylı yoldan o gereksiz kalori bombası atıştırmalıklardan kurtulmuş oluyorsun otomatikman.
Yulaf ezmesi biraz saman gibi geliyor biliyorum, ilk başta ben de nefret ederdim yalan yok. Fakat içine biraz yaban mersini, biraz ceviz ufalayınca hem nefis bir şey oluyor hem de lif deposu işte. Sindirim sistemini öyle bir çalıştırıyor ki, içeride ne var ne yok harekete geçiyor resmen...