Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Aynadaki o yabancıya bakmaktan yorulmadınız mı artık? Vallahi billahi ben yoruldum. Yıllarca diyet yap, spor salonlarında ömrünü çürüt, o lanet olası dirençli yağlar yine de orada dursun… İnsanın sabrını sınayan cinsten bir çaresizlik bu. Vücut şekillendirme ameliyatları tam da bu noktada, o tükenmişlik hissinin bittiği yerde bir kurtarıcı gibi sahneye çıkıyor işte. Bu iş sadece bir estetik müdahale değil, düpedüz bir zihinsel devrim, bir başkaldırı. Ne kadar çabalarsan çaba, bazen genetiğin o katı duvarlarına çarpıp kalıyorsun ve o duvarı yıkmak için cerrahın neşterinden başka çare kalmıyor.
Gözünüzü karartıp o masaya yatmaya karar verdiğinizde, aslında sadece sarkan derilerden ya da fazla yağlardan kurtulmuyorsunuz. Karın germe mi dersiniz, liposuction mı, yoksa o popo kaldırma operasyonları mı… Hepsi temelde aynı şeyi fısıldıyor kulağınıza: "Bu beden benim ve kontrol bende." Ama kimse size o ameliyattan sonraki ilk sabahın ne kadar sancılı olduğunu anlatmaz, herkes peri masalı satar. İlk günlerde hissettiğiniz o sızıyı, "Ben kendime ne yaptım böyle?" pişmanlığını yaşamayan tek bir insan evladı bile yoktur bu hayatta. Sonra o şişlikler yavaş yavaş inmeye, hatlarınız ortaya çıkmaya başladıkça… İşte o an, her damla acıya değdiğini anlıyorsunuz.
Bıçak altına yatmak, acizliği kabul etmek değil, tam aksine kadere meydan okumaktır abi ya. Kim ne derse desin, sarkan bir karın duvarını ya da formunu kaybetmiş göğüsleri hiçbir sihirli krem, hiçbir ağır dambıl eski haline getiremez. Doğumlar, kilo alıp vermeler, yılların getirdiği o amansız yerçekimi… Hepsini tek bir operasyonla tersine çevirmek, zamanı bizzat kendi ellerinle bükmek gibi bir şey. Tabi bu yolculuk öyle güle oynaya yürünecek bir patika da değil, basbayağı engebeli, insanı psikolojik olarak hırpalayan bir süreç. Kendinize dürüst olun; bu ameliyatlar sizi bambaşka bir insan yapmayacak, sadece içinizdeki o saklı, özgüvenli silüeti dışarı çıkaracak.
Peki, siz gerçekten bu yüzleşmeye hazır mısınız? Kolay mı sanıyorsunuz aylarca o sıkı korselerin içinde nefes almaya çalışmayı, her hareketinizde dikişlerinizin gerildiğini hissetmeyi? Ama işte o acının içinden geçmeden, o aynadaki muazzam dönüşümü kucaklayamıyorsunuz. Vücut şekillendirme operasyonları bir lüks değil, bazen insanın kendi bedeniyle barışması için kalan son çaredir, son çıkıştır. Kendiniz için bir şey yapacaksanız, bunu yarım yamalak değil, tüm riskleri göze alarak, hakkını vererek yapın. Sonunda aynaya baktığınızda göreceğiniz o mağrur duruş, çektiğiniz her çileyi bir anda unutturacak zaten...
Gözünüzü karartıp o masaya yatmaya karar verdiğinizde, aslında sadece sarkan derilerden ya da fazla yağlardan kurtulmuyorsunuz. Karın germe mi dersiniz, liposuction mı, yoksa o popo kaldırma operasyonları mı… Hepsi temelde aynı şeyi fısıldıyor kulağınıza: "Bu beden benim ve kontrol bende." Ama kimse size o ameliyattan sonraki ilk sabahın ne kadar sancılı olduğunu anlatmaz, herkes peri masalı satar. İlk günlerde hissettiğiniz o sızıyı, "Ben kendime ne yaptım böyle?" pişmanlığını yaşamayan tek bir insan evladı bile yoktur bu hayatta. Sonra o şişlikler yavaş yavaş inmeye, hatlarınız ortaya çıkmaya başladıkça… İşte o an, her damla acıya değdiğini anlıyorsunuz.
Bıçak altına yatmak, acizliği kabul etmek değil, tam aksine kadere meydan okumaktır abi ya. Kim ne derse desin, sarkan bir karın duvarını ya da formunu kaybetmiş göğüsleri hiçbir sihirli krem, hiçbir ağır dambıl eski haline getiremez. Doğumlar, kilo alıp vermeler, yılların getirdiği o amansız yerçekimi… Hepsini tek bir operasyonla tersine çevirmek, zamanı bizzat kendi ellerinle bükmek gibi bir şey. Tabi bu yolculuk öyle güle oynaya yürünecek bir patika da değil, basbayağı engebeli, insanı psikolojik olarak hırpalayan bir süreç. Kendinize dürüst olun; bu ameliyatlar sizi bambaşka bir insan yapmayacak, sadece içinizdeki o saklı, özgüvenli silüeti dışarı çıkaracak.
Peki, siz gerçekten bu yüzleşmeye hazır mısınız? Kolay mı sanıyorsunuz aylarca o sıkı korselerin içinde nefes almaya çalışmayı, her hareketinizde dikişlerinizin gerildiğini hissetmeyi? Ama işte o acının içinden geçmeden, o aynadaki muazzam dönüşümü kucaklayamıyorsunuz. Vücut şekillendirme operasyonları bir lüks değil, bazen insanın kendi bedeniyle barışması için kalan son çaredir, son çıkıştır. Kendiniz için bir şey yapacaksanız, bunu yarım yamalak değil, tüm riskleri göze alarak, hakkını vererek yapın. Sonunda aynaya baktığınızda göreceğiniz o mağrur duruş, çektiğiniz her çileyi bir anda unutturacak zaten...