Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
İlk dört ay bebeğinizden kesintisiz bir gece uykusu beklemek, akıntıya karşı kürek çekmekten farksızdır. Yeni doğanın biyolojik saati henüz kurulmamıştır ve o sirkadiyen ritim dediğimiz mekanizma hipotalamusta öyle bugünden yarına şekillenmez. Vallahi billahi ilk haftalarda sabretmekten başka çaremiz yok. Melatonin hormonu henüz salgılanmıyor ki çocuk ne yapsın? Hani bazen diyoruz ya "Bu çocuk neden gece sürekli uyanıyor?" diye; yanıt basit, çünkü doğası böyle... Dolayısıyla dördüncü aydan önce atılacak her radikal adım, hem anneye hem bebeğe haksızlıktır.
Bebeklerin uyku olgunluğuna eriştiği o büyülü eşik, genellikle dördüncü ay civarında kendisini göstermeye başlar. Nörolojik gelişim bu dönemde öyle bir sıçrama yapar ki, artık o eski refleksif uykular yerini yetişkin benzeri uyku döngülerine bırakır. İşte tam bu geçiş evresinde, yani dördüncü ay biterken uyku eğitimi için kolları sıvayabilirsiniz. Tabii her bebeğin kendi ritmi, kendi mizacı olduğunu da unutmamak gerek. Acele edip süreci baltalamak mı, yoksa doğru zamanı bekleyip tek seferde çözmek mi... Seçim biraz da sizin gözlem yeteneğinize kalıyor abi ya.
Altıncı ay ise bu işin artık tabiri caizse "kırmızı çizgisi", yani en ideal, en pürüzsüz sonuç veren dönemidir. Ek gıdaya geçişle birlikte kalori alımı gündüze kayar ve gece açlığı hissi biyolojik olarak minimuma iner. Hâlâ gecede beş kere uyanıp memede ya da sallanarak uyumak istiyorsa, bu artık bir beslenme ihtiyacı değil, tamamen bir alışkanlıktır. Alışkanlıkları değiştirmek de nöral plastik sayesinde bu aylarda çok daha zahmetsiz olur. Hadi diyelim altı ayı kaçırdınız; sekizinci, dokuzuncu aylarda ayrılık kaygısı devreye girer ki, o zaman süreç biraz daha sancılı hale gelebilir...
Uykuyu bir eğitim nesnesi olarak görmek yerine, ona kazanılması gereken bir yaşam becerisi gözüyle bakmalıyız. Çocuğu saatlerce odada tek başına ağlatıp "Bak kendi kendine uyumayı öğrendi" demek, açık konuşalım, sadece bir teslimiyet öğretisidir. Güvenli bağlanma dediğimiz o hassas bağ, siz onun her ağlamasında yanında olduğunuzda, ama onu kendi kendine sakinleşmeye de teşvik ettiğinizde kurulur. Hem sakin kalabilen hem de kendi kendine uykuya dalabilen bir bebek yetiştirmek ütopya değil. Sadece doğru zamanda, doğru yöntemle yaklaşmak...
Bütün o fısıltılara, forum sitelerindeki "Biz üç aylıkken eğittik" hurafelerine kulağınızı tamamen kapatın. Kronolojik yaş her zaman gelişimsel yaşla örtüşmeyebilir, bunu bir klinik gerçeklik olarak kabul edelim. Eğer bebeğiniz dördüncü ayını doldurmasına rağmen hâlâ yoğun gaz sancıları çekiyorsa veya bir büyüme atağının tam ortasındaysa, eğitim falan düşünmeyin. Esneklik, bu sürecin en büyük anahtarıdır. Kendinizi de bebeğinizi de bir kalıba sokmak zorunda değilsiniz; ne zaman hazır hissederseniz, o zaman en doğru zamandır.
Bebeklerin uyku olgunluğuna eriştiği o büyülü eşik, genellikle dördüncü ay civarında kendisini göstermeye başlar. Nörolojik gelişim bu dönemde öyle bir sıçrama yapar ki, artık o eski refleksif uykular yerini yetişkin benzeri uyku döngülerine bırakır. İşte tam bu geçiş evresinde, yani dördüncü ay biterken uyku eğitimi için kolları sıvayabilirsiniz. Tabii her bebeğin kendi ritmi, kendi mizacı olduğunu da unutmamak gerek. Acele edip süreci baltalamak mı, yoksa doğru zamanı bekleyip tek seferde çözmek mi... Seçim biraz da sizin gözlem yeteneğinize kalıyor abi ya.
Altıncı ay ise bu işin artık tabiri caizse "kırmızı çizgisi", yani en ideal, en pürüzsüz sonuç veren dönemidir. Ek gıdaya geçişle birlikte kalori alımı gündüze kayar ve gece açlığı hissi biyolojik olarak minimuma iner. Hâlâ gecede beş kere uyanıp memede ya da sallanarak uyumak istiyorsa, bu artık bir beslenme ihtiyacı değil, tamamen bir alışkanlıktır. Alışkanlıkları değiştirmek de nöral plastik sayesinde bu aylarda çok daha zahmetsiz olur. Hadi diyelim altı ayı kaçırdınız; sekizinci, dokuzuncu aylarda ayrılık kaygısı devreye girer ki, o zaman süreç biraz daha sancılı hale gelebilir...
Uykuyu bir eğitim nesnesi olarak görmek yerine, ona kazanılması gereken bir yaşam becerisi gözüyle bakmalıyız. Çocuğu saatlerce odada tek başına ağlatıp "Bak kendi kendine uyumayı öğrendi" demek, açık konuşalım, sadece bir teslimiyet öğretisidir. Güvenli bağlanma dediğimiz o hassas bağ, siz onun her ağlamasında yanında olduğunuzda, ama onu kendi kendine sakinleşmeye de teşvik ettiğinizde kurulur. Hem sakin kalabilen hem de kendi kendine uykuya dalabilen bir bebek yetiştirmek ütopya değil. Sadece doğru zamanda, doğru yöntemle yaklaşmak...
Bütün o fısıltılara, forum sitelerindeki "Biz üç aylıkken eğittik" hurafelerine kulağınızı tamamen kapatın. Kronolojik yaş her zaman gelişimsel yaşla örtüşmeyebilir, bunu bir klinik gerçeklik olarak kabul edelim. Eğer bebeğiniz dördüncü ayını doldurmasına rağmen hâlâ yoğun gaz sancıları çekiyorsa veya bir büyüme atağının tam ortasındaysa, eğitim falan düşünmeyin. Esneklik, bu sürecin en büyük anahtarıdır. Kendinizi de bebeğinizi de bir kalıba sokmak zorunda değilsiniz; ne zaman hazır hissederseniz, o zaman en doğru zamandır.