Uyku düzeni nasıl oluşturulur?

Uyku düzeni nasıl oluşturulur?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Gecenin üçünde ekrana bakıp "Ben yine niye ayaktayım ya?" diye kendimize sorduğumuz o anlar var ya... Vallahi billahi hepimiz aynı gemideyiz, yalnız değilsiniz yani. Vücut saatimiz iyice şaştı, gündüzle geceyi birbirine kattık gitti. Aslında beyin denen o muazzam mekanizma ışığı gördüğü an uyanmak, karanlığı gördüğü an şalteri indirmek istiyor da biz izin vermiyoruz ki. Telefonu yastığın altına koyup uyumaya çalışmak da ne bileyim, kendimizi kandırmak sanki biraz...

Yatak dediğin yer sadece uyumak için var abi, başka hiçbir şey için değil. Çalışma masasına çevirdik karyolayı, diziler orada izleniyor, dertler orada taranıyor, sonra da "Uyuyamıyorum" diye sitem ediyoruz. Beyne şu mesajı çakmak lazım net bir şekilde: Buraya girdiysen yatacaksın ve bitecek! Mesela her akşam aynı saatte o yatağa girmek... Zor mu? Başta feci zor, kabul. Ama o biyolojik saati bir kere oturtursan, alarm bile kurmadan gözünü açmanın o muazzam hafifliği gediğinde diyeceksin ki "Biz bunca zaman ne çekmişiz be..."

Akşam yemeğinden sonra içilen o son kahve yok mu, işte bütün günahların başlangıcı! Kafein vücutta saatlerce dönüp duruyor, biz zannediyoruz ki yorgunluktan sızıp gideceğiz... Yok öyle bir dünya işte, gözler açık tavana bakmaca sonra. Hani derler ya akşam 6'dan sonra kafeini keseceksin diye, ciddiye almak lazım bunu. Bir de şu mavi ışık meselesi var elbette. Ekranı kapatmak, dünyaya bir süreliğine kepenk indirmek şart. Zihni o kadar çok uyarıcıya boğuyoruz ki zavallı beynin melatonin salgılayacak hali mi kalıyor...

Peki sabah o yataktan sürünerek değil de fişek gibi kalkmak mümkün mü gerçekten? Vücudu ritme sokmak için sabah güneşini gözünün içine içine alacaksın arkadaş, başka yolu yok. Perdeleri açacaksın, balkona çıkıp bir nefes alacaksın ki biyolojik saat "Tamamdır, mesai başladı" desin. Kendi kendimizi sabote etmeyi bıraktığımız gün çözülecek aslında her şey ama işte... İrade meselesi biraz da.

Hafta sonu gelince "Bütün haftanın uykusunu alayım" deyip öğlene kadar yatmak kadar tatlı ama bir o kadar da tuzak bir şey az bulunur. Cumartesi pazar ritmi bir bozuyorsun, Pazartesi sabahı yataktan kalkmak adeta bir işkenceye dönüşüyor! Uykunun stoğu olmuyor maalesef, birikmiyor yani o meret. Aynı saatte yatıp aynı saatte kalkma disiplinini kırmamak lazım. Yoksa yine başa dönüyoruz, yine o malum döngü...

Sıcak odada mışıl mışıl uyunur sanıyoruz ama kocaman bir yalan bu. Serin olacak o oda, hafif serin olacak ki vücut ısısı düşsün, derin uykuya rahat geçilsin. Bir de zihni susturmak lazım tabii. Kafada bin tane tilki dolanırken kim uyuyabilmiş ki biz uyuyalım? Yazın bir kenara dertleri, yarının işlerini kağıda dökün gitsin akşamdan. Kafayı boşaltmadan yastığa koyunca o tilkiler gece boyu halay çekiyor sonra...

Bazen de hiç zorlamamak lazım galiba. Yatakta dönüp duruyorsan kalkacaksın abi, zorla güzellik olmuyor çünkü. Çık odadan, loş bir ışıkta iki sayfa kitap oku, için geçmeye başlayınca dön yatağına. Yatakla kavga etmek insanın uykusunu daha çok kaçırıyor vallahi... Kısacası bu iş bir gecede çözülecek bir mucize değil, kendine zaman tanıyacaksın, bedenini dinlemeyi öğreneceksin biraz da.
 
Geri