Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Modern dünyanın en büyük yanılgılarından biri, klozet kenarını bir yaşam alanı, adeta bir tefekkür köşesi zannetmektir. Akıllı telefon ekranında kaydırılan her gönderi, o dar ve sert koltukta geçen dakikaları sinsice uzatıyor. Farkında bile olmadan anatomik bir intihara sürükleniyor insan… Yerçekimi denen o amansız kuvvet, siz orada sakin sakin makale okurken ya da oyun oynarken boş durmuyor tabii. Bacaklar uyuşur, zaman akar ve günün sonunda o bölgedeki damarlar kelimenin tam anlamıyla isyan bayrağını çeker. Vallahi billahi fark etmiyoruz bile zamanın nasıl geçtiğini ama vücut affetmiyor işte.
Klozet üzerinde geçirilen her fazladan dakika, vücudun kendi elleriyle hemoroid yastıkçıklarını aşağıya doğru itmesinden başka bir şey değildir. Vücut yapısı gereği o pozisyonda uzun süre kalmaya programlanmamıştır, nokta. Pelvik taban kasları gevşiyor, damarlardaki kan basıncı artıyor ve kaçınılmaz son yavaş yavaş hazırlanıyor. Hani bazen insan hisseder ya orada bir şeylerin ters gittiğini, bir dolgunluk, bir ağırlık… İşte o his, damarların "artık kalk da gidelim" feryadından başka bir şey değildir aslında. Beş dakikadan fazla kalmamak gerekiyor o koltukta, net.
Tuvalete gazete, telefon veya kitapla girmek, modern insanın kendine verebileceği en büyük fiziksel zararlardan biridir. Oysa işini bitirip hemen kalkmak bu kadar mı zor abi ya? Kendimize işkence etmeyi resmen bir ritüel haline getirmişiz. O mahrem alanda kurulan kütüphaneler, uzun uzun tüketilen sosyal medya içerikleri aslında doğrudan hemoroid riskini büyütüyor. İhtiyacını gider, temizliğini yap ve hemen uzaklaş oradan… Vücudunu seviyorsan, o ortamı bir keyif alanı olarak görmekten acilen vazgeçmelisin.
Kronikleşen bu oturuş seansları, makat bölgesindeki kılcal damar ağının genişlemesine ve zamanla dışarıya doğru sarkmasına yol açar. Damar duvarları bir kez esnedi mi, eski haline dönmesi öyle sandığınız kadar kolay olmuyor maalesef. Sonra gelsin ağrılar, gitsin kanamalar, bitmek bilmeyen yaşam kalitesi düşüşleri… Basbayağı kendi kendimizi hasta ediyoruz, bile isteye hem de. İşin tuhafı, bu durumun tamamen bizim kontrolümüzde olması ama yine de o alışkanlıktan bir türlü vazgeçemeyişimiz…
Büyük tuvalet esnasında gereksiz yere ıkınmak ve bu eylemi dakikalarca sürdürmek, o bölgedeki dokuların anatomik yapısını doğrudan bozar. Sadece oturmak değil, bir de üstüne baskı uygulamak tam anlamıyla yangına körükle gitmektir. Zorlamamak lazım, gelmiyorsa zorlamayacaksın arkadaş, kalkıp daha sonra tekrar deneyeceksin. Vücudun doğal ritmine saygı duymak, insanı birçok cerrahi müdahaleden kurtarır. Kendinizi o dar alanda saatlerce mahsur bırakmanın, orayı bir düşünme odası gibi kullanmanın mantığı var mı şimdi, sorarım size?
Klozet üzerinde geçirilen her fazladan dakika, vücudun kendi elleriyle hemoroid yastıkçıklarını aşağıya doğru itmesinden başka bir şey değildir. Vücut yapısı gereği o pozisyonda uzun süre kalmaya programlanmamıştır, nokta. Pelvik taban kasları gevşiyor, damarlardaki kan basıncı artıyor ve kaçınılmaz son yavaş yavaş hazırlanıyor. Hani bazen insan hisseder ya orada bir şeylerin ters gittiğini, bir dolgunluk, bir ağırlık… İşte o his, damarların "artık kalk da gidelim" feryadından başka bir şey değildir aslında. Beş dakikadan fazla kalmamak gerekiyor o koltukta, net.
Tuvalete gazete, telefon veya kitapla girmek, modern insanın kendine verebileceği en büyük fiziksel zararlardan biridir. Oysa işini bitirip hemen kalkmak bu kadar mı zor abi ya? Kendimize işkence etmeyi resmen bir ritüel haline getirmişiz. O mahrem alanda kurulan kütüphaneler, uzun uzun tüketilen sosyal medya içerikleri aslında doğrudan hemoroid riskini büyütüyor. İhtiyacını gider, temizliğini yap ve hemen uzaklaş oradan… Vücudunu seviyorsan, o ortamı bir keyif alanı olarak görmekten acilen vazgeçmelisin.
Kronikleşen bu oturuş seansları, makat bölgesindeki kılcal damar ağının genişlemesine ve zamanla dışarıya doğru sarkmasına yol açar. Damar duvarları bir kez esnedi mi, eski haline dönmesi öyle sandığınız kadar kolay olmuyor maalesef. Sonra gelsin ağrılar, gitsin kanamalar, bitmek bilmeyen yaşam kalitesi düşüşleri… Basbayağı kendi kendimizi hasta ediyoruz, bile isteye hem de. İşin tuhafı, bu durumun tamamen bizim kontrolümüzde olması ama yine de o alışkanlıktan bir türlü vazgeçemeyişimiz…
Büyük tuvalet esnasında gereksiz yere ıkınmak ve bu eylemi dakikalarca sürdürmek, o bölgedeki dokuların anatomik yapısını doğrudan bozar. Sadece oturmak değil, bir de üstüne baskı uygulamak tam anlamıyla yangına körükle gitmektir. Zorlamamak lazım, gelmiyorsa zorlamayacaksın arkadaş, kalkıp daha sonra tekrar deneyeceksin. Vücudun doğal ritmine saygı duymak, insanı birçok cerrahi müdahaleden kurtarır. Kendinizi o dar alanda saatlerce mahsur bırakmanın, orayı bir düşünme odası gibi kullanmanın mantığı var mı şimdi, sorarım size?