Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Gülüşün tam ortasında duran o tek bir koyu renkli diş, insanın aynalarla arasını açmaya tek başına yeter. Herkesin bembeyaz parladığı bir dünyada, sadece bir dişin kahverengiye ya da griye çalması can sıkıcıdır elbette. Neyse ki tıp da estetik de yerinde saymıyor; tek bir dişe özel beyazlatma yapmak bal gibi de mümkün. Hatta öyle genel bir beyazlatma gibi jeli sürüp ışık tutmakla da bitmiyor iş, tamamen o inatçı dişe özel bir strateji geliştiriliyor. Vallahi billahi eski zamanlarda olsak "çekelim yerine porselen yapalım" derlerdi ama neyse ki o günler geride kaldı...
Kanal tedavisi görmüş bir dişin zamanla içinin kararması, diş hekimlerinin neredeyse her gün karşılaştığı klasik bir senaryodur. Dişin içindeki canlı doku alınınca, o bölge beslenemez ve adeta kendi içine kapanarak renk değiştirir. İşte tam bu noktada "içten beyazlatma" dediğimiz o muazzam yöntem devreye giriyor. Hekim, dişin arkasında minik bir kapı açıp içine özel bir beyazlatıcı jel yerleştiriyor ve o jel orada birkaç gün mesai yapıyor. Diş içeriden dışarıya doğru adım adım aydınlanıyor, eski rengine dönmek için adeta direnişi bırakıyor.
Darbe almış bir dişin rengi durup dururken solduysa, orada acil müdahale gerektiren gizli bir problem var demektir. Hani çocukken bisikletten düşersiniz de yıllar sonra o diş grileşir ya, işte tam olarak o durumdan bahsediyoruz. Canlılığını kaybeden dokular dişi içten içe boyar ve siz dışarıdan ne kadar fırçalarsanız fırçalayın o leke asla çıkmaz. Boşuna eczanelerde satılan o agresif macunlara paranızı kaptırmayın, hiçbir işe yaramazlar. Bu durumda yapılacak en doğru şey, doğrudan bir hekim koltuğuna oturup o dişe özel bir tedavi planı istemektir...
Ağızdaki diğer dişlerin rengi gayet yerindeyken hepsine birden beyazlatma uygulamaya kalkmak hem bütçeye hem de diş minesine gereksiz bir yük bindirir. Sadece sorunlu bölgeye odaklanmak, hem zamandan tasarruf sağlar hem de sağlam dişlerin yapısını durduk yere bozmamış olur. Neden tüm mahalleyi boyayasınız ki, sadece rengi solan duvarı elden geçirmek varken? Hedefe yönelik çalışmak her zaman daha akıllıcadır ve estetik diş hekimliği de tam olarak bu mantıkla ilerler.
Tedavi bittikten sonra o dişin sonsuza kadar bembeyaz kalacağını düşünmek, ne yazık ki tatlı bir hayalden ibarettir. Diş dediğimiz yapı yaşayan, gözenekli ve çevresindeki her şeyden etkilenen organik bir malzeme nihayetinde. Çay, kahve, sigara ya da renkli yiyecekler o tek dişin de diğerleri gibi zamanla rengini kırabilir, tonunu soldurabilir. Arada bir, belki birkaç yılda bir hekimin kapısını çalıp ufak bir cila ya da destek seansı istemek gerekebilir... İşinizi şansa bırakmayın, gülüşünüzü ertelemeyin derim.
Kanal tedavisi görmüş bir dişin zamanla içinin kararması, diş hekimlerinin neredeyse her gün karşılaştığı klasik bir senaryodur. Dişin içindeki canlı doku alınınca, o bölge beslenemez ve adeta kendi içine kapanarak renk değiştirir. İşte tam bu noktada "içten beyazlatma" dediğimiz o muazzam yöntem devreye giriyor. Hekim, dişin arkasında minik bir kapı açıp içine özel bir beyazlatıcı jel yerleştiriyor ve o jel orada birkaç gün mesai yapıyor. Diş içeriden dışarıya doğru adım adım aydınlanıyor, eski rengine dönmek için adeta direnişi bırakıyor.
Darbe almış bir dişin rengi durup dururken solduysa, orada acil müdahale gerektiren gizli bir problem var demektir. Hani çocukken bisikletten düşersiniz de yıllar sonra o diş grileşir ya, işte tam olarak o durumdan bahsediyoruz. Canlılığını kaybeden dokular dişi içten içe boyar ve siz dışarıdan ne kadar fırçalarsanız fırçalayın o leke asla çıkmaz. Boşuna eczanelerde satılan o agresif macunlara paranızı kaptırmayın, hiçbir işe yaramazlar. Bu durumda yapılacak en doğru şey, doğrudan bir hekim koltuğuna oturup o dişe özel bir tedavi planı istemektir...
Ağızdaki diğer dişlerin rengi gayet yerindeyken hepsine birden beyazlatma uygulamaya kalkmak hem bütçeye hem de diş minesine gereksiz bir yük bindirir. Sadece sorunlu bölgeye odaklanmak, hem zamandan tasarruf sağlar hem de sağlam dişlerin yapısını durduk yere bozmamış olur. Neden tüm mahalleyi boyayasınız ki, sadece rengi solan duvarı elden geçirmek varken? Hedefe yönelik çalışmak her zaman daha akıllıcadır ve estetik diş hekimliği de tam olarak bu mantıkla ilerler.
Tedavi bittikten sonra o dişin sonsuza kadar bembeyaz kalacağını düşünmek, ne yazık ki tatlı bir hayalden ibarettir. Diş dediğimiz yapı yaşayan, gözenekli ve çevresindeki her şeyden etkilenen organik bir malzeme nihayetinde. Çay, kahve, sigara ya da renkli yiyecekler o tek dişin de diğerleri gibi zamanla rengini kırabilir, tonunu soldurabilir. Arada bir, belki birkaç yılda bir hekimin kapısını çalıp ufak bir cila ya da destek seansı istemek gerekebilir... İşinizi şansa bırakmayın, gülüşünüzü ertelemeyin derim.