Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Her şey o mutfağa son derece masum bir niyetle girip, buzdolabının önünde kendinizi çikolata paketini yırtarken bulduğunuz o anla başlar. İrade dediğimiz o kibar kavram, biyolojik bir tsunami karşısında duvardaki kumdan kalecikten ibarettir aslında; vallahi billahi öyle.
Kan şekerindeki o dipsiz düşüşler, beynin acil durum butonuna basmasından başka bir şey değildir. Vücut, bir an önce glikoz bulmak için alarm verirken siz burada hâlâ kendinize mahcubiyet yüklersiniz, abesle iştigal yani.
Asıl mesele midenin boş kalması değil, ruhun o tatlı yalanla kandırılmaya olan derin açlığıdır. Depresyon, yalnızlık ya da sadece sıkıntı... Hayatın törpülediği o keskin köşeleri şekerle yontmaya çalışmak en eski insani refleks.
Yemek masasından kalktıktan yirmi dakika sonra o kaşığın reçel kavanozuna doğru kendi kendine gitmesi kusursuz bir otomasyondur. Beyin lobları ödül mekanizmasını tetiklemek için o şekeri şart koşar, başka türlüsü teklif dahi edilemez.
Porsiyon kontrolü masallarına inanmayın çünkü kriz kapıyı çaldığında o beyin çoktan devre dışı kalmıştır. Bir kare bitter ile durabileceğini sanan insan, yangına su tabancasıyla müdahale ediyordur, net.
Günün sonunda bu tatlı krizleri sadece tatlısızlıktan çıkmaz, insanın kendi kendine kurduğu o sessiz ve yorucu tuzakların ta kendisidir. Şekeri kesmek mesele değil de, o boşluğu neyle dolduracağını bilememek...
Kan şekerindeki o dipsiz düşüşler, beynin acil durum butonuna basmasından başka bir şey değildir. Vücut, bir an önce glikoz bulmak için alarm verirken siz burada hâlâ kendinize mahcubiyet yüklersiniz, abesle iştigal yani.
Asıl mesele midenin boş kalması değil, ruhun o tatlı yalanla kandırılmaya olan derin açlığıdır. Depresyon, yalnızlık ya da sadece sıkıntı... Hayatın törpülediği o keskin köşeleri şekerle yontmaya çalışmak en eski insani refleks.
Yemek masasından kalktıktan yirmi dakika sonra o kaşığın reçel kavanozuna doğru kendi kendine gitmesi kusursuz bir otomasyondur. Beyin lobları ödül mekanizmasını tetiklemek için o şekeri şart koşar, başka türlüsü teklif dahi edilemez.
Porsiyon kontrolü masallarına inanmayın çünkü kriz kapıyı çaldığında o beyin çoktan devre dışı kalmıştır. Bir kare bitter ile durabileceğini sanan insan, yangına su tabancasıyla müdahale ediyordur, net.
Günün sonunda bu tatlı krizleri sadece tatlısızlıktan çıkmaz, insanın kendi kendine kurduğu o sessiz ve yorucu tuzakların ta kendisidir. Şekeri kesmek mesele değil de, o boşluğu neyle dolduracağını bilememek...