Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Hyundai sürücülerinin sabahları o soğuk kontak sesinde hissettiği o ani sessizlik, aslında hiç de tesadüf değil. Direksiyonun başına geçip anahtarı çevirdiğinizde ekranda beliren o cılız ışıklar... İnsanın bütün gününü daha başlamadan felç etmeye yeter de artar bile. Yıllarca direksiyon sallamış, türlü türlü araç arızasına tanıklık etmiş biri olarak söylemeliyim ki, bu markanın bazı modellerinde akü şarj sistemi gerçekten insanı çileden çıkarabilecek kadar hassas bir dengede duruyor. Bazen küçücük bir alternatör kararsızlığı, bazen de elektronik donanımların arkada gizlice çalışmaya devam etmesi bütün enerjiyi emip bitiriyor işte.
Modern araçların o imla kılavuzu gibi karmaşık elektronik beyni, ne yazık ki akünün en büyük gizli düşmanına dönüşebiliyor. Otomobil durduğu yerde bile sürekli bir şeyleri beslemek zorunda kalıyor; alarmı, multimedya hafızasını, kapı sensörlerini... Haliyle birkaç gün çalıştırmadığınızda o canım akü bir bakmışsınız tamamen boşalmış. Şarj tutmama derdi başladığında insan önce aküyü suçluyor doğal olarak, ama asıl suçlu çoğunlukla şarj dinamosunun veya akıllı şarj sensörünün o anki keyfi kararları oluyor. Gerçekten de sorun her zaman akünün kendisinde olmuyor.
Alternatörün tam kapasite şarj üretmemesi kadar insanı yolda bırakan çok az arıza vardır bu hayatta. Yolda giderken farların hafifçe sararması, sileceklerin yavaşlaması ya da kadrandaki o kırmızı akü simgesinin bir yanıp bir sönmesi... Bir şeylerin ters gittiğini anlamak için usta olmaya gerek yok aslında, araba sizinle açıkça konuşuyor. Arada sırada bir multimetre alıp kutup başlarındaki voltajı ölçmek lazım belki de. Şarj voltajı 13.8 ile 14.4 volt arasında sabit durmuyorsa, başınız yakın zamanda cidden ağrıyabilir demektir.
Kutup başlarında biriken o bembeyaz oksitlenme tabakası, akünün şarj olmasını engelleyen en sinsi engeldir çoğu zaman. Basit bir temas katsayısı düşüklüğü bile koskoca şarj sistemini kilitler, aküyü şarj olmuyor zannettirir adama. Sıcak suyla temizleyip üzerini biraz greslemek kadar basit bir çözüm varken saatlerce tamirci beklemek... Akıl kârı değil gerçekten. Şarj almıyor diye hemen yeni bir aküye çuvalla para dökmeden önce, o bağlantı noktalarına bir zımpara atmak her zaman en doğrusudur.
Start-stop sistemlerinin o doymak bilmeyen enerji iştahı, akü ömrünü yarı yarıya biçip atıyor maalesef. Şehir içi trafiğinde her kırmızı ışıkta durup yeniden çalışan bir motor, şarj sistemine inanılmaz bir yük bindiriyor. Standart bir akü bu tempoya zaten dayanamaz, kısa sürede pes eder. Eğer aracınızda AGM veya EFB tipi özel bir akü yoksa veya değişimde düz akü takıldıysa, şarj sorunlarıyla vedalaşmanız imkansız hale gelir. Sadece bir tık daha ucuz diye yanlış akü seçmek... Sonradan çekilecek çilenin yanında hiçbir şey.
Kutunun içindeki o minik sigortaların veya şasenin gevşemesi de sistemi tamamen felç edebilir bazen. Elektrik dedin mi bir noktadan koparsa her şey zincirleme bozuluyor. Aküyü değiştirdiniz, alternatörü revize ettirdiniz ama araba hala sabahları zor çalışıyor diyelim. Aracın kaçak akım çekip çekmediğini ölçtürdünüz mü hiç? Teybin ya da sonradan takılan bir kameranın kapalıyken bile aküyü için için yemediğinden asla emin olamazsınız.
Modern araçların o imla kılavuzu gibi karmaşık elektronik beyni, ne yazık ki akünün en büyük gizli düşmanına dönüşebiliyor. Otomobil durduğu yerde bile sürekli bir şeyleri beslemek zorunda kalıyor; alarmı, multimedya hafızasını, kapı sensörlerini... Haliyle birkaç gün çalıştırmadığınızda o canım akü bir bakmışsınız tamamen boşalmış. Şarj tutmama derdi başladığında insan önce aküyü suçluyor doğal olarak, ama asıl suçlu çoğunlukla şarj dinamosunun veya akıllı şarj sensörünün o anki keyfi kararları oluyor. Gerçekten de sorun her zaman akünün kendisinde olmuyor.
Alternatörün tam kapasite şarj üretmemesi kadar insanı yolda bırakan çok az arıza vardır bu hayatta. Yolda giderken farların hafifçe sararması, sileceklerin yavaşlaması ya da kadrandaki o kırmızı akü simgesinin bir yanıp bir sönmesi... Bir şeylerin ters gittiğini anlamak için usta olmaya gerek yok aslında, araba sizinle açıkça konuşuyor. Arada sırada bir multimetre alıp kutup başlarındaki voltajı ölçmek lazım belki de. Şarj voltajı 13.8 ile 14.4 volt arasında sabit durmuyorsa, başınız yakın zamanda cidden ağrıyabilir demektir.
Kutup başlarında biriken o bembeyaz oksitlenme tabakası, akünün şarj olmasını engelleyen en sinsi engeldir çoğu zaman. Basit bir temas katsayısı düşüklüğü bile koskoca şarj sistemini kilitler, aküyü şarj olmuyor zannettirir adama. Sıcak suyla temizleyip üzerini biraz greslemek kadar basit bir çözüm varken saatlerce tamirci beklemek... Akıl kârı değil gerçekten. Şarj almıyor diye hemen yeni bir aküye çuvalla para dökmeden önce, o bağlantı noktalarına bir zımpara atmak her zaman en doğrusudur.
Start-stop sistemlerinin o doymak bilmeyen enerji iştahı, akü ömrünü yarı yarıya biçip atıyor maalesef. Şehir içi trafiğinde her kırmızı ışıkta durup yeniden çalışan bir motor, şarj sistemine inanılmaz bir yük bindiriyor. Standart bir akü bu tempoya zaten dayanamaz, kısa sürede pes eder. Eğer aracınızda AGM veya EFB tipi özel bir akü yoksa veya değişimde düz akü takıldıysa, şarj sorunlarıyla vedalaşmanız imkansız hale gelir. Sadece bir tık daha ucuz diye yanlış akü seçmek... Sonradan çekilecek çilenin yanında hiçbir şey.
Kutunun içindeki o minik sigortaların veya şasenin gevşemesi de sistemi tamamen felç edebilir bazen. Elektrik dedin mi bir noktadan koparsa her şey zincirleme bozuluyor. Aküyü değiştirdiniz, alternatörü revize ettirdiniz ama araba hala sabahları zor çalışıyor diyelim. Aracın kaçak akım çekip çekmediğini ölçtürdünüz mü hiç? Teybin ya da sonradan takılan bir kameranın kapalıyken bile aküyü için için yemediğinden asla emin olamazsınız.