Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Spor salonunda geçirilen o uzun, kasvetli saatleri düşününce insanın içi şişiyor bazen. Ne kadar ter dökersen dök, o aynadaki görüntü bir türlü istediğin gibi olmuyor ya, işte tam o noktada çıkıyor bu meret karşına. Six pack estetiği dediğimiz şey aslında mucize falan değil, vücudun kendi alt yapısını belirginleştirme sanatı. Aylar boyunca mekik çekip de bir araya getiremediğin o baklavaları, cerrahın eliyle görünür kılma meselesi. Vallahi bak, tıp sektörü insan tembelliğine ne güzel çözümler buluyor bazen...
Aynanın karşısına geçip karnını sıkmaktan yorulduğun anlar oluyor, değil mi? Ne yaparsan yap o alt karındaki küçük yağ tabakası gitmek bilmiyor bir türlü. İşte bu operasyon, tam olarak o dirençli yağı alıp, kasların üzerindeki gölgeyi kaldırmak için yapılıyor. Yani sıfırdan kas yapmıyor adamlar sana; var olanı, o altında saklanan cevheri ortaya çıkarıyorlar. Derinin hemen altındaki yağ dokusu incecik işleniyor, kas olukları belirginleşiyor.
Ameliyat masasına yatma fikri bile insanı ürkütüyor başta, yalan yok. Sonuçta liposuction teknolojisinin biraz daha artistik, biraz daha incelikli bir versiyonundan bahsediyoruz burada. İnce kanüllerle girip o istemediğin yağları tek tek topluyorlar karın bölgesinden. Sadece yağı almakla bitmiyor iş, kas hatlarının üzerine hafif çukurlar, gölgeler yapıyorlar ki kaslı durasın. Bayağı bayağı heykeltıraşlık yani, başka açıklaması yok bunun.
Peki kimler için uygun bu zıkkım, herkes hemen gidip yaptırabilir mi? Vücut kitle indeksin zaten almış başını gitmişse, karnın sarkmışsa unut o işi abi ya. Bu ameliyat kilo verme yöntemi değil çünkü, tamamen bir hat belirginleştirme operasyonu. Zaten spora giden, belli bir kas kütlesi olan ama o son dokunuşu bir türlü yapamayan adamların işi bu. Yani fit olacaksın ama o baklavalar bir türlü dökülmeyecek, ancak öyle...
Hastaneden çıktığın ilk günleri öyle çok da toz pembe hayal etme derim. Korseyle gezmek zorundasın haftalarca, her hareketinde o sızıyı hissediyorsun için cız ederek. Korse sıkıyor, dikiş yerleri sızlıyor, aynaya bakıyorsun her yerin morarmış ve şiş. Ulan diyorsun kendi kendine, ne gerek vardı şimdi durduk yere bu eziyete... Ama sabretmek gerekiyor işte, o ödemlerin dağılması vakit alıyor.
Bazen sanıyorlar ki bu estetiği yaptırınca ömür boyu kaslı kalacaklar. Yok öyle bir dünya vallahi, kendini salarsan o pahalı baklavalar erir gider. Ameliyattan sonra yine beslenmene dikkat edeceksin, yine o sporu aksatmayacaksın bir şekilde. Cerrah sana bir yol açıyor, o yolu yürümek, o görüntüyü korumak tamamen senin elinde. Yatayım, mantı yiyeyim ama karnım baklava kalsın... Maalesef olmuyor öyle şey.
İşin psikolojik boyutu var bir de, o tişörtü çıkardığındaki o özgüven patlaması... Kendini yıllarca saklamış, plajda karnını içeri çekmekten nefes alamamış biri için bu değişim bambaşka bir şey. İnsan sadece aynadaki görüntüsünü değiştirmiyor aslında bu ameliyatla, kendine olan güvenini, duruşunu da baştan yaratıyor. Değer mi o çekilen acıya, harcanan paraya? Kişiden kişiye değişir tabii ama o sonuçları görünce... İnsan iyiki de yaptırmışım diyor be.
Aynanın karşısına geçip karnını sıkmaktan yorulduğun anlar oluyor, değil mi? Ne yaparsan yap o alt karındaki küçük yağ tabakası gitmek bilmiyor bir türlü. İşte bu operasyon, tam olarak o dirençli yağı alıp, kasların üzerindeki gölgeyi kaldırmak için yapılıyor. Yani sıfırdan kas yapmıyor adamlar sana; var olanı, o altında saklanan cevheri ortaya çıkarıyorlar. Derinin hemen altındaki yağ dokusu incecik işleniyor, kas olukları belirginleşiyor.
Ameliyat masasına yatma fikri bile insanı ürkütüyor başta, yalan yok. Sonuçta liposuction teknolojisinin biraz daha artistik, biraz daha incelikli bir versiyonundan bahsediyoruz burada. İnce kanüllerle girip o istemediğin yağları tek tek topluyorlar karın bölgesinden. Sadece yağı almakla bitmiyor iş, kas hatlarının üzerine hafif çukurlar, gölgeler yapıyorlar ki kaslı durasın. Bayağı bayağı heykeltıraşlık yani, başka açıklaması yok bunun.
Peki kimler için uygun bu zıkkım, herkes hemen gidip yaptırabilir mi? Vücut kitle indeksin zaten almış başını gitmişse, karnın sarkmışsa unut o işi abi ya. Bu ameliyat kilo verme yöntemi değil çünkü, tamamen bir hat belirginleştirme operasyonu. Zaten spora giden, belli bir kas kütlesi olan ama o son dokunuşu bir türlü yapamayan adamların işi bu. Yani fit olacaksın ama o baklavalar bir türlü dökülmeyecek, ancak öyle...
Hastaneden çıktığın ilk günleri öyle çok da toz pembe hayal etme derim. Korseyle gezmek zorundasın haftalarca, her hareketinde o sızıyı hissediyorsun için cız ederek. Korse sıkıyor, dikiş yerleri sızlıyor, aynaya bakıyorsun her yerin morarmış ve şiş. Ulan diyorsun kendi kendine, ne gerek vardı şimdi durduk yere bu eziyete... Ama sabretmek gerekiyor işte, o ödemlerin dağılması vakit alıyor.
Bazen sanıyorlar ki bu estetiği yaptırınca ömür boyu kaslı kalacaklar. Yok öyle bir dünya vallahi, kendini salarsan o pahalı baklavalar erir gider. Ameliyattan sonra yine beslenmene dikkat edeceksin, yine o sporu aksatmayacaksın bir şekilde. Cerrah sana bir yol açıyor, o yolu yürümek, o görüntüyü korumak tamamen senin elinde. Yatayım, mantı yiyeyim ama karnım baklava kalsın... Maalesef olmuyor öyle şey.
İşin psikolojik boyutu var bir de, o tişörtü çıkardığındaki o özgüven patlaması... Kendini yıllarca saklamış, plajda karnını içeri çekmekten nefes alamamış biri için bu değişim bambaşka bir şey. İnsan sadece aynadaki görüntüsünü değiştirmiyor aslında bu ameliyatla, kendine olan güvenini, duruşunu da baştan yaratıyor. Değer mi o çekilen acıya, harcanan paraya? Kişiden kişiye değişir tabii ama o sonuçları görünce... İnsan iyiki de yaptırmışım diyor be.