Sık idrara çıkmak prostat belirtisi midir?

Sık idrara çıkmak prostat belirtisi midir?

Cengiz Demir

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
421
Tepkime puanı
0
Cengiz Demir
Gecenin ortasında o sıcak yatak tık diye bölünüyor ya hani… Hani tam en tatlı uykunun ortasındasın, gözün kapalı ama vücudun “kalk” diye bağırıyor, işte o an insanın canı öyle bir sıkılıyor ki abi anlatamam. Banyoya doğru o isteksiz adımları atarken kafanda tek bir soru dönüp duruyor: Yine mi ya, yine mi prostat oldum yoksa? Valla insan korkuyor, genç yaşta da olsan elliyi de devirsen o şüphe insanın içini yiyip bitiriyor.

Gündüzleri bardak bardak su içersin tık yok, gece oldu mu dakika bir gol bir! Aslında her sık tuvalete koşuş prostat demek değil vallahi billahi, vücut bazen sadece “biraz yavaşla, çok çay içtin” diyor ama gel de bunu o an stresten patlayan kafaya anlat… Her idrara çıkışta o idrar torbası tamamen boşalmıyorsa, sanki içerde hep bir şeyler kalmış gibi o sinir bozucu his yapışıyorsa yakanıza, hah işte orda durup bir düşünmek lazım. Prostat bezinin o sinsice büyümesi urethra dediğimiz kanalı alttan alttan sıkıştırmaya başladığında, mesane garibim ne yapsın, azıcık dola bile “ben doldum” çığlığı atıyor.

Bazen bir dost meclisinde laf açılır, “ya bizim hanım kızıyor gece üç kere kalkıyorum” dersin, diğeri atlar “bende de var abi ya yaştandır yaştan” der geçer. Geçmeyin abi, valla geçmeyin. Tamam belki sadece aşırı aktif mesanedir, belki gün boyu içtiğin o koyu çaylar, kahveler yapıyor o numarayı, belki de şeker yükseldi haberin yok… Ama ya prostat kelimenin tam anlamıyla kapıya dayandıysa? O tazik eski tazik değilse, kesik kesik geliyorsa, damla damla bitmek bilmiyorsa…

İnsan kendine konduramıyor baştan, “yok canım üşütmüşümdür ben” deyip geçiştiriyor günlerce. Bir gün, iki gün, bir ay… Sonra bir bakmışsın hayat kalitesi diye bir şey kalmamış, dışarı çıkarken bile tuvalet haritası çıkarıyorsun kafanda. Avm’ye girer girmez gözün hemen o yeşil tuvalet tabelasını arıyorsa, otobüs yolculukları kâbusa dönüştüyse… Tıp dilinde biz buna alt üreter sistem semptomları diyoruz ama siz ona doğrudan “özgürlüğün kısıtlanması” deyin, daha doğru olur.

Doktora gitmek gözde büyüyor, o muayene korkusu yok mu o korku… Erkek adamız ya, yakıştırmıyoruz kendimize o koltuğa oturmayı, bir üroloğun karşısına geçip “ben geceleri rahat uyuyamıyorum” demeyi. Oysa gitsen, iki basit test yaptırsan, bir ultrasonla baksalar ne var ne yok diye… İnanın o kafadaki belirsizlik kâbusundan bin kat daha hafif bir şey o muayene. Ha benign prostat hiperplazisi yani zararsız büyümedir, ha başka bir şeydir, en azından adını koyarsın da mışıl mışıl uyumaya başlarsın yeniden.

Bazen de hiçbir şey çıkmaz biliyor musun, sırf stres yapıyorsun diye mesane kasların çıldırmıştır da sen prostat oldum diye kendini bitiriyorsundur… Beden garip bir makine, zihin neye takılırsa orayı darmadağın ediyor. Yine de sen sen ol, o gece yürüyüşleri alışkanlık haline geldiyse, o idrarı yaparken zorlanma veya sızı hissi çöktüyse içini yakan… Erteleme abi, erteledikçe o küçük dert büyüyor, dev gibi bir dağ olup çöküyor insanın üzerine.
 
Geri