Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Cinsellik dediğimiz şey aslında kafada başlar, bedende biter derler ya... Vallahi doğru. Günün bütün stresini, o omuzlarındaki ağır yükü yatağa taşımayacaksın abi, bu kadar basit. Zihnin bir rahatlasın, gerisi zaten çorap söküğü gibi gelir.
Kendini olduğun gibi sevmekle başlıyor her şey. Aynadaki o insana bir barışık gözle bak bakalım önce. İnsan kendi bedenine yabancıyken, bir başkasıyla nasıl gerçekten bir bütün olabilir ki?
Konuşabilmek lazım. Ama öyle resmi resmi, ciddi ciddi değil... En doğal halinle, canın ne istiyorsa, neyden çekiniyorsa tatlı tatlı anlatmak eşine. İletişim kopunca o yatak soğuyuveriyor bir anda.
Yoruluyoruz, hayat koşturmacası hiç bitmiyor ki. Bazen sadece sarılıp uyumak istersin ya hani... İşte o anlarda zorlamayacaksın kendini. Her şeyin bir zamanı var, bedenini dinlemeyi öğrenmek gerek.
Yediklerimiz içtiklerimiz bile doğrudan etkiliyor o enerjiyi. Fast food ile nereye kadar? Şöyle taze sebzeler, bol su, hafif yemekler... Vücuda ne kadar iyi bakarsan, o da sana o kadar güzel geri döner.
Monotonluk bir süre sonra her şeyi tüketiyor maalesef. Arada bir rutinin dışına çıkmak, küçük sürprizler yapmak... Acaba diyorum, hayatı biraz daha eğlenceli hale getirmek çok mu zor?
Uykusuzluk her şeyin düşmanı, cinsel arzunun da. Günde yedi sekiz saat deliksiz bir uyku çekmeyen insanın canı ne isteyebilir ki zaten? Önce bir güzelce dinlen, enerjini topla hele.
Kendini başkalarıyla, televizyondaki o sahte dünyalarla kıyaslamayı ne zaman bırakacaksın? Herkesin ritmi, herkesin isteği bambaşkadır. Senin doğrun sadece sana özel...
Bazen de sadece akışına bırakmak gerekir, plan program yapmadan, tamamen o anın tadını çıkararak...
Kendini olduğun gibi sevmekle başlıyor her şey. Aynadaki o insana bir barışık gözle bak bakalım önce. İnsan kendi bedenine yabancıyken, bir başkasıyla nasıl gerçekten bir bütün olabilir ki?
Konuşabilmek lazım. Ama öyle resmi resmi, ciddi ciddi değil... En doğal halinle, canın ne istiyorsa, neyden çekiniyorsa tatlı tatlı anlatmak eşine. İletişim kopunca o yatak soğuyuveriyor bir anda.
Yoruluyoruz, hayat koşturmacası hiç bitmiyor ki. Bazen sadece sarılıp uyumak istersin ya hani... İşte o anlarda zorlamayacaksın kendini. Her şeyin bir zamanı var, bedenini dinlemeyi öğrenmek gerek.
Yediklerimiz içtiklerimiz bile doğrudan etkiliyor o enerjiyi. Fast food ile nereye kadar? Şöyle taze sebzeler, bol su, hafif yemekler... Vücuda ne kadar iyi bakarsan, o da sana o kadar güzel geri döner.
Monotonluk bir süre sonra her şeyi tüketiyor maalesef. Arada bir rutinin dışına çıkmak, küçük sürprizler yapmak... Acaba diyorum, hayatı biraz daha eğlenceli hale getirmek çok mu zor?
Uykusuzluk her şeyin düşmanı, cinsel arzunun da. Günde yedi sekiz saat deliksiz bir uyku çekmeyen insanın canı ne isteyebilir ki zaten? Önce bir güzelce dinlen, enerjini topla hele.
Kendini başkalarıyla, televizyondaki o sahte dünyalarla kıyaslamayı ne zaman bırakacaksın? Herkesin ritmi, herkesin isteği bambaşkadır. Senin doğrun sadece sana özel...
Bazen de sadece akışına bırakmak gerekir, plan program yapmadan, tamamen o anın tadını çıkararak...