Hakan Ulu
Kayıtlı Kullanıcı
Saç ekim merkezinden çıktınız, kafada o meşhur bandaj, aynadaki görüntüye alışmaya çalışırken aklınızda tek bir soru işareti fır dönüyor: Ben bu kafayı ne zaman, nasıl yıkayacağım? Açık konuşalım, operasyonun başarısını belirleyen şey o klinikte geçirilen saatler değil, eve geldikten sonraki o kritik 72 saatlik yönetim modelinizdir. Donör bölgeden mikromotorla alınan greftler, ekildikleri yeni yuvalarında henüz kılcal damarlarla beslenmeye başlamadı; tabiri caizse pamuk ipliğine bağlılar. İlk yıkama, kabuklanmayı minimumda tutmak ve nekroz riskini sıfırlamak adına genellikle operasyondan sonraki üçüncü günde, o da eğer klinikteki uzmanınız yeşil ışık yaktıysa yapılmalıdır. Erken davranırsanız, o binbir emekle yerleştirilen kökleri yerinden söker atarsınız; geç kalırsanız da kuruyan kan pıhtıları köklerin hava almasını engeller ve süreci baştan baltalar.
Bırakın o piyasadaki janjanlı, parfümlü market şampuanlarını bir kenara, şimdi işimiz tamamen medikal ve tamamen koruyucu hekimlik kafası. Panthenol oranı yüksek, epitelizan özellikli bir losyonu kafaya boca etmeden önce ellerinizi cerrah titizliğiyle dezenfekte edeceksiniz abi, başka yolu yok. Losyonu ekim yapılan alana sürerken parmak uçlarınızı kesinlikle sürtmeyeceksiniz, sadece yukarıdan aşağıya doğru hafif tampon hareketlerle, yani dokundurgu yöntemiyle yedireceksiniz. Vallahi billahi o kökler en ufak bir sürtünme kuvvetinde yerinden fırlar, sonra arkasından baka kalırsınız... Losyonun kafa derisinde kalma süresi net 45 dakikadır; ne bir dakika eksik, ne bir dakika fazla. Bu süre, donör ve ekim bölgesindeki kurumuş kan pıhtılarının yumuşaması ve kabukların yerinden oynamaya hazır hale gelmesi için biyolojik olarak şarttır.
Suyu ayarlamak o kadar kritik bir dengedir ki, ne termal otel sıcaklığı olacak ne de buz gibi dağ suyu. İdeal sıcaklık tam olarak 20-22 santigrat derece, yani bildiğimiz ılık su kıvamında olmalı ve daha da önemlisi, suyun basıncı tazyikli olmamalıdır. Duş başlığından doğrudan kafanıza su tutmayı aklınızdan bile geçirmeyin; fıskiye etkisi greftleri yerle bir eder. Suyu bir tasta biriktirip elinizle yavaşça dökeceksiniz ya da duş başlığının önüne elinizi siper ederek o tazyiki tamamen kıracaksınız. Şampuanlama evresine geçtiğinizde ise, Ph değeri 5.5 olan medikal şampuanı önce avucunuzda köpürteceksiniz. Köpüğü kafaya koyarken yine o sürtmeme kuralı devrede; sadece köpüğün ağırlığı ve parmakların dikey dokunuşları temizliği sağlayacaktır.
Durulama bittiğinde işiniz bitti sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, asıl tehlike şimdi başlıyor aslında... Kurulama aşaması, saç ekimi sonrası ilk yıkamanın gizli mayın tarlasıdır diyebiliriz. Havlu kullanmayı tamamen unutun, o havlunun lifleri greftlerin mikroskobik çıkıntılarına bir takılırsa... Çözüm net: Kaliteli, sert olmayan bir kağıt havluyu ekim bölgesinin üzerine sadece koyup çekeceksiniz, kesinlikle sağa sola kaydırmadan nemini alacaksınız. Kurutma makinesi kullanacaksanız da sadece soğuk fön modunda ve en az 30 santim uzaktan tutmak kaydıyla, o da sadece kulak arkasındaki donör bölgeyi kurutmak için kullanılabilir; ön bölgeye sıcak hava üflemek demek, o dokuyu kurutup öldürmek demektir.
Bırakın o piyasadaki janjanlı, parfümlü market şampuanlarını bir kenara, şimdi işimiz tamamen medikal ve tamamen koruyucu hekimlik kafası. Panthenol oranı yüksek, epitelizan özellikli bir losyonu kafaya boca etmeden önce ellerinizi cerrah titizliğiyle dezenfekte edeceksiniz abi, başka yolu yok. Losyonu ekim yapılan alana sürerken parmak uçlarınızı kesinlikle sürtmeyeceksiniz, sadece yukarıdan aşağıya doğru hafif tampon hareketlerle, yani dokundurgu yöntemiyle yedireceksiniz. Vallahi billahi o kökler en ufak bir sürtünme kuvvetinde yerinden fırlar, sonra arkasından baka kalırsınız... Losyonun kafa derisinde kalma süresi net 45 dakikadır; ne bir dakika eksik, ne bir dakika fazla. Bu süre, donör ve ekim bölgesindeki kurumuş kan pıhtılarının yumuşaması ve kabukların yerinden oynamaya hazır hale gelmesi için biyolojik olarak şarttır.
Suyu ayarlamak o kadar kritik bir dengedir ki, ne termal otel sıcaklığı olacak ne de buz gibi dağ suyu. İdeal sıcaklık tam olarak 20-22 santigrat derece, yani bildiğimiz ılık su kıvamında olmalı ve daha da önemlisi, suyun basıncı tazyikli olmamalıdır. Duş başlığından doğrudan kafanıza su tutmayı aklınızdan bile geçirmeyin; fıskiye etkisi greftleri yerle bir eder. Suyu bir tasta biriktirip elinizle yavaşça dökeceksiniz ya da duş başlığının önüne elinizi siper ederek o tazyiki tamamen kıracaksınız. Şampuanlama evresine geçtiğinizde ise, Ph değeri 5.5 olan medikal şampuanı önce avucunuzda köpürteceksiniz. Köpüğü kafaya koyarken yine o sürtmeme kuralı devrede; sadece köpüğün ağırlığı ve parmakların dikey dokunuşları temizliği sağlayacaktır.
Durulama bittiğinde işiniz bitti sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz, asıl tehlike şimdi başlıyor aslında... Kurulama aşaması, saç ekimi sonrası ilk yıkamanın gizli mayın tarlasıdır diyebiliriz. Havlu kullanmayı tamamen unutun, o havlunun lifleri greftlerin mikroskobik çıkıntılarına bir takılırsa... Çözüm net: Kaliteli, sert olmayan bir kağıt havluyu ekim bölgesinin üzerine sadece koyup çekeceksiniz, kesinlikle sağa sola kaydırmadan nemini alacaksınız. Kurutma makinesi kullanacaksanız da sadece soğuk fön modunda ve en az 30 santim uzaktan tutmak kaydıyla, o da sadece kulak arkasındaki donör bölgeyi kurutmak için kullanılabilir; ön bölgeye sıcak hava üflemek demek, o dokuyu kurutup öldürmek demektir.