Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Yıllar geçiyor, aynaya bakıyorsun ve o eski gür saçlardan eser kalmamış... Kiminin genetik mirası, kiminin stres yükü derken bir bakıyorsun tepeler açılmış. İşte tam bu noktada devreye giren o mucizevi dokunuşun adı saç ekimi. Aslında olay çok basit bir mantığa dayanıyor; vücudun direnen, dökülmeyen bölgesinden kıl köklerini alıp, o çoraklaşan topraklara tek tek naklediyorsun. Yani tamamen kendi öz sermayenle kel kafaya savaş açıyorsun, dışarıdan ithal malzeme falan yok vallahi.
Süreç nasıl işliyor diye merak ediyorsan, öyle korkulacak bir ameliyat masası falan gelmesin gözünün önüne. Lokal anesteziyi basıyorlar, sen orada arkana yaslanıp kahveni yudumlarken arkada harıl harıl bir çalışma başlıyor. Donör bölge dediğimiz o enseyi sağlam bir maden ocağı gibi düşün abi; oradaki kökler dökülmemeye yeminli çünkü. İşte o inatçı kökleri tek tek toplayıp, önde açılan o boşluklara yerleştiriyorlar. Kolay iş mi dersen, saatlerce süren bir iğne oyası resmen...
Şimdi piyasada bir sürü havalı kısaltma duyarsın; FUE diyorlar, DHI diyorlar, safir bilmem ne anlatıyorlar... Kafan hiç karışmasın, bunların hepsi aslında kökü oradan alıp buraya koymanın farklı yolları. Biri kanalı önceden açıyor, diğeri özel bir kalemle tık diye kökü içeri fırlatıyor. Önemli olan senin kafanın neye ihtiyacı olduğu, yoksa yöntemin adı sadece işin mutfaktaki tekniği. Hangi yöntemi seçersen seç, günün sonunda o saçlar oraya bir şekilde ekilecek.
Yaptırdım bitti, yarın sabah aslan yelesiyle uyanırım sanıyorsan çok yanılıyorsun, baştan uyarayım. İşin en cafcaflı, en sabır isteyen kısmı operasyondan sonra başlıyor zaten. İlk birkaç hafta o ekilen yerler kabuk bağlıyor, dökülüyor, hatta bir ara "Ulan parayı çöpe mi attık" diye panikliyorsun... Şok dökülme diyorlar o evreye, kel kafayla yeniden baş başa kalıyorsun yani. Ama korkma, o kökler derinin altına bir kere tutunduysa, birkaç ay sonra alttan fıtır fıtır yeni saçlar gelmeye başlıyor.
Gidip de merdiven altı, tabelası bile olmayan yerlerde kafayı teslim etme kimseye gözünü seveyim. Bu iş ciddi bir estetik algı ve cerrahi disiplin gerektirir, şakaya gelmez. Ön saç çizgisini bir cetvelle çizmiş gibi dümdüz yaparlar sonra, sokakta oyuncak bebek gibi gezersin, rezillik... Doğal durması, o saçların çıkış yönünün doğru ayarlanması tamamen yapan uzmanın elinin ayarına bağlı. Parana kıy, işin ehli birine git ki sonradan aynaya baktığında pişman olmayasın.
Süreç nasıl işliyor diye merak ediyorsan, öyle korkulacak bir ameliyat masası falan gelmesin gözünün önüne. Lokal anesteziyi basıyorlar, sen orada arkana yaslanıp kahveni yudumlarken arkada harıl harıl bir çalışma başlıyor. Donör bölge dediğimiz o enseyi sağlam bir maden ocağı gibi düşün abi; oradaki kökler dökülmemeye yeminli çünkü. İşte o inatçı kökleri tek tek toplayıp, önde açılan o boşluklara yerleştiriyorlar. Kolay iş mi dersen, saatlerce süren bir iğne oyası resmen...
Şimdi piyasada bir sürü havalı kısaltma duyarsın; FUE diyorlar, DHI diyorlar, safir bilmem ne anlatıyorlar... Kafan hiç karışmasın, bunların hepsi aslında kökü oradan alıp buraya koymanın farklı yolları. Biri kanalı önceden açıyor, diğeri özel bir kalemle tık diye kökü içeri fırlatıyor. Önemli olan senin kafanın neye ihtiyacı olduğu, yoksa yöntemin adı sadece işin mutfaktaki tekniği. Hangi yöntemi seçersen seç, günün sonunda o saçlar oraya bir şekilde ekilecek.
Yaptırdım bitti, yarın sabah aslan yelesiyle uyanırım sanıyorsan çok yanılıyorsun, baştan uyarayım. İşin en cafcaflı, en sabır isteyen kısmı operasyondan sonra başlıyor zaten. İlk birkaç hafta o ekilen yerler kabuk bağlıyor, dökülüyor, hatta bir ara "Ulan parayı çöpe mi attık" diye panikliyorsun... Şok dökülme diyorlar o evreye, kel kafayla yeniden baş başa kalıyorsun yani. Ama korkma, o kökler derinin altına bir kere tutunduysa, birkaç ay sonra alttan fıtır fıtır yeni saçlar gelmeye başlıyor.
Gidip de merdiven altı, tabelası bile olmayan yerlerde kafayı teslim etme kimseye gözünü seveyim. Bu iş ciddi bir estetik algı ve cerrahi disiplin gerektirir, şakaya gelmez. Ön saç çizgisini bir cetvelle çizmiş gibi dümdüz yaparlar sonra, sokakta oyuncak bebek gibi gezersin, rezillik... Doğal durması, o saçların çıkış yönünün doğru ayarlanması tamamen yapan uzmanın elinin ayarına bağlı. Parana kıy, işin ehli birine git ki sonradan aynaya baktığında pişman olmayasın.