Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Geçen hafta klinikte kahvemi yudumlarken bir hastam çekine çekine yanıma yaklaştı, "Hocam," dedi, "yıllardır spor yapıyorum ama tayt giydiğimde o alt karın bölgesindeki kabarıklıktan bir türlü kurtulamıyorum." İnsanların aynaya her baktığında gözüne takılan o küçük detaylar bazen zihni öyle bir meşgul ediyor ki, kıyafet seçiminden tutun da plajda güneşlenmeye kadar her anı zehir edebiliyor. Pubis estetiği—yani tıbbi adıyla monsplasti—tam da bu noktada devreye giriyor işte; bikini altından veya dar bir pantolondan belli olan o fazla yağ ve doku birikimini düzeltme işlemi aslında.
Yıllar önce gazetecilik yaptığım dönemde sağlık haberleri hazırlarken insanların genital estetik kelimesini duyunca nasıl çekindiklerini, sanki ayıp bir şeymiş gibi konuyu kapattıklarını çok görürdüm. Zaman ne çabuk geçiyor... Şimdilerde ise kadınlar bedenleriyle barışmak, kendilerini o dar giysilerin içinde çok daha özgüvenli hissetmek için bu adımı rahatlıkla atabiliyorlar. Vücudun tam da çatı kemiği üzerinde duran o bölgenin zamanla sarkması ya da aşırı yağlanması kader değil sonuçta, ufak bir dokunuşla gayet doğal bir form kazandırılabiliyor.
Hamilelik sonrası verilen o hızlı kilolar yok mu, işte onlar bazen karın bölgesini toparlasa da pubis alanını öylece sarkık bırakabiliyor. Bazen de hiç kilo alıp vermemişsinizdir de genetik olarak orası hep biraz daha dolgundur... İnsan hali işte, her vücut tipi birbirinden o kadar farklı ki! Dolayısıyla uygulanacak yöntem de kişiden kişiye değişiyor; kimi zaman sadece o bölgedeki fazla yağı liposuction ile çekmek yeterli olurken, kimi zaman da sarkan deriyi toplamak için minik bir cerrahi kesi gerekebiliyor.
Geçenlerde bir danışanım "Peki ya iz kalırsa?" diye sordu, sesi hafif titreyerek. İç çamaşırının ya da bikininin tam altında kalan, dışarıdan asla fark edilmeyen o küçücük çizgi mi bütün bu özgüveni gölgeleyecek yani? Gerçekten hiç zannetmiyorum. Zaten modern cerrahi teknikler sayesinde o kesi izleri zamanla öyle güzel belirsizleşiyor ki, aynada bakıldığında bile fark etmek neredeyse imkansız hale geliyor.
Bazen ameliyatsız çözümler arıyor insan, "Hocam hiçi bıçak altına yatmadan bu iş hallolmaz mı?" diye soranlar oluyor. Eğer sorun sadece hafif bir yağ birikimiyse, radyofrekans veya lazer destekli sıkılaştırma cihazlarıyla harikalar yaratılabiliyor vallahi! Ama ciddi bir deri sarkması varsa... İşte orada dürüst olmak lazım, ameliyatsız yöntemler bir yere kadar fayda sağlıyor, mucize beklememek gerek.
Operasyon dediysem gözünüzde öyle büyütmeyin sakın, genelde lokal anestezi altında bitiveren, hastanede yatmaya bile gerek kalmayan bir süreçten bahsediyoruz. İşlemden sonraki ilk birkaç gün hafif bir ödem, belki biraz morluk... Hepsi bu! Bir hafta içinde sosyal hayatınıza geri dönüp, o çok sevdiğiniz ama giymeye çekindiğiniz kıyafetleri dolaptan çıkarabiliyorsunuz.
Bedeninizdeki hiçbir değişim bir başkası için olmamalı, sırf siz aynadaki o görüntüyü sevdiğiniz için yapılmalı. Eğer o kabarıklık zihninizi sürekli kurcalıyorsa, aynalara küsmenize ya da özgürce giyinmekten vazgeçmenize hiç gerek yok abi ya. Uzman bir hekimle oturup durumunuzu açıkça konuşmak, size en uygun yöntemi belirlemek atılacak en sağlıklı adım olacaktır.
Yıllar önce gazetecilik yaptığım dönemde sağlık haberleri hazırlarken insanların genital estetik kelimesini duyunca nasıl çekindiklerini, sanki ayıp bir şeymiş gibi konuyu kapattıklarını çok görürdüm. Zaman ne çabuk geçiyor... Şimdilerde ise kadınlar bedenleriyle barışmak, kendilerini o dar giysilerin içinde çok daha özgüvenli hissetmek için bu adımı rahatlıkla atabiliyorlar. Vücudun tam da çatı kemiği üzerinde duran o bölgenin zamanla sarkması ya da aşırı yağlanması kader değil sonuçta, ufak bir dokunuşla gayet doğal bir form kazandırılabiliyor.
Hamilelik sonrası verilen o hızlı kilolar yok mu, işte onlar bazen karın bölgesini toparlasa da pubis alanını öylece sarkık bırakabiliyor. Bazen de hiç kilo alıp vermemişsinizdir de genetik olarak orası hep biraz daha dolgundur... İnsan hali işte, her vücut tipi birbirinden o kadar farklı ki! Dolayısıyla uygulanacak yöntem de kişiden kişiye değişiyor; kimi zaman sadece o bölgedeki fazla yağı liposuction ile çekmek yeterli olurken, kimi zaman da sarkan deriyi toplamak için minik bir cerrahi kesi gerekebiliyor.
Geçenlerde bir danışanım "Peki ya iz kalırsa?" diye sordu, sesi hafif titreyerek. İç çamaşırının ya da bikininin tam altında kalan, dışarıdan asla fark edilmeyen o küçücük çizgi mi bütün bu özgüveni gölgeleyecek yani? Gerçekten hiç zannetmiyorum. Zaten modern cerrahi teknikler sayesinde o kesi izleri zamanla öyle güzel belirsizleşiyor ki, aynada bakıldığında bile fark etmek neredeyse imkansız hale geliyor.
Bazen ameliyatsız çözümler arıyor insan, "Hocam hiçi bıçak altına yatmadan bu iş hallolmaz mı?" diye soranlar oluyor. Eğer sorun sadece hafif bir yağ birikimiyse, radyofrekans veya lazer destekli sıkılaştırma cihazlarıyla harikalar yaratılabiliyor vallahi! Ama ciddi bir deri sarkması varsa... İşte orada dürüst olmak lazım, ameliyatsız yöntemler bir yere kadar fayda sağlıyor, mucize beklememek gerek.
Operasyon dediysem gözünüzde öyle büyütmeyin sakın, genelde lokal anestezi altında bitiveren, hastanede yatmaya bile gerek kalmayan bir süreçten bahsediyoruz. İşlemden sonraki ilk birkaç gün hafif bir ödem, belki biraz morluk... Hepsi bu! Bir hafta içinde sosyal hayatınıza geri dönüp, o çok sevdiğiniz ama giymeye çekindiğiniz kıyafetleri dolaptan çıkarabiliyorsunuz.
Bedeninizdeki hiçbir değişim bir başkası için olmamalı, sırf siz aynadaki o görüntüyü sevdiğiniz için yapılmalı. Eğer o kabarıklık zihninizi sürekli kurcalıyorsa, aynalara küsmenize ya da özgürce giyinmekten vazgeçmenize hiç gerek yok abi ya. Uzman bir hekimle oturup durumunuzu açıkça konuşmak, size en uygun yöntemi belirlemek atılacak en sağlıklı adım olacaktır.