Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Gösterge panelindeki o meşum kırmızı çaydanlık sembolünün ansızın yanıp ardından hiçbir şey olmamış gibi kendiliğinden sönmesi, pek çok sürücünün yüreğini ağzına getiren ama sonrasında "neyse, geçti" diyerek geçiştirdiği tehlikeli bir illüzyondur aslında. Motor bloğunun derinliklerinde akıp giden o hayati sıvının basıncı anlık olarak kritik eşiğin altına indiğinde, sistem sizi uyarır ve sonra basınç bir şekilde toparlanınca ışık kaybolur. Ancak bu durum, sorunun kendi kendine çözüldüğü anlamına asla gelmez; aksine, motorun içinde bir yerlerde fırtınanın kopmak üzere olduğuna dair çok kibar bir ön ikazdır. Yağ pompasının süzgecine takılan küçük bir kurum parçası anlık bir tıkanmaya yol açmış olabilir ya da belki de motor yağı yüksek sıcaklık altında viskozitesini kaybetmiş, incelmiş ve o anlık devir düşüşünde basıncı tutamamıştır... Sonra devir yükselir, pompa biraz daha sert döner ve ışık söner ama içerideki o aşınma hissettirmeden devam eder.
Müşavirliğini yaptığım pek çok araç sahibinde gördüğüm en büyük yanılgı, bu sönme eylemini sistemin kendi kendini tamir etmesi olarak yorumlamalarıdır. Peki, gerçekten ne oldu da o lamba söndü? Çoğu zaman modern araçların hassas elektronik algılayıcıları, yani o küçük yağ basınç sensörleri, soketlerindeki gevşeklik veya korozyon sebebiyle anlık temassızlıklar yaşar. Aracınızla bir kasisten geçersiniz veya sert bir viraj alırsınız, kablo yerinden oynar, lamba yanar; az sonra sarsıntı durur, temas yeniden sağlanır ve gösterge normale döner. İşte tam bu noktada yanılgıya düşmemek, o anlık sönüşün arkasındaki elektriksel kopukluğu veya anlık yağ dalgalanmasını doğru analiz etmek gerekir. Şayet karterdeki yağ seviyeniz sınırda geziniyorsa, virajlarda yağ bir tarafa yığılınca pompa havayı solur ve basınç sıfırlanır, düzlüğe çıktığınızda ise her şey süt liman görünür...
Otomobilinizin kalbine giden damarlarda dolaşan sıvının durumunu kendi gözlerinizle görmeden, sadece paneldeki ışığın keyfine bırakamazsınız hayatınızı. Bagajı açıp o yağ çubuğunu çekmek, üstündeki o siyah sıvıyı parmaklarınızın arasında ezip kıvamına bakmak bu işin ilk alfabesidir. Eğer yağın değişim zamanı geldiyse ve hatta çoktan geçtiyse, özelliğini yitiren sıvı artık köpürmeye, yüksek ısıda su gibi incelemeye başlar. Bu incelme, rölantide çalışan bir motorda basıncın düşmesine, gaza bastığınızda ise pompanın devirlenmesiyle basıncın tekrar yükselip lambayı söndürmesine neden olur. Kendi kendime hep söylerim; sönen bir lamba bir kurtuluş değil, ustanın yolunu tutmak için verilmiş kısa bir mühlettir aslında.
Bazen de sorun tamamen mekaniktir ve motorun iç dünyasındaki aşınmaların bir fısıltısıdır bu durum. Krank mili yatakları veya eksantrik yatağı zamanla aşındığında, yağ bu boşluklardan hızla kaçar ve sistemde istenen basınç bir türlü oluşturulamaz. Motor soğukken yağ kalındır ve basınç yüksek kalır, lamba yanmaz; ancak motor ısınıp da yağ iyice akışkan hale geldiğinde o boşluklardan sızan sıvı yüzünden lamba kırpışmaya başlar. Sonra ışıklarda beklerken yanan o lamba, yeşil yanıp da gaz pedalına dokunmanızla birlikte anında gözden kaybolur. Sırf lamba söndü diye motorun içindeki o yatak boşluklarının kapandığını düşünmek, safdillik olur...
Şahsi tavsiyem, bu tarz bir durumla karşılaştığınızda takviminizi kontrol etmeniz ve aracı hemen bir diagnostik testine sokmanız yönündedir. Servise gittiğinizde bilgisayarın hafızasındaki arıza kodlarına bakılmalı, eğer elektronik bir iz bulunamazsa mekanik bir yağ basınç saati motor bloğuna bağlanarak gerçek değerler ölçülmelidir. Çünkü o lamba kendiliğinden sönebilir ama motorun kilitlenmesiyle sonuçlanacak bir hasarın faturası kendiliğinden asla ödenmez. Yağ filtresinin kalitesizliği bile içindeki bypass valfinin takılı kalmasına ve anlık basınç düşüşlerine sebep olabilir ki, bu da parça kalitesinin ne kadar hayati olduğunu gösterir bize. Kendinizi güvende hissetmek istiyorsanız, o ışığın bir daha yanmasını beklemeden, motorun sesini dinlemeli ve yağ analizini uzman bir göze teslim etmelisiniz.
Müşavirliğini yaptığım pek çok araç sahibinde gördüğüm en büyük yanılgı, bu sönme eylemini sistemin kendi kendini tamir etmesi olarak yorumlamalarıdır. Peki, gerçekten ne oldu da o lamba söndü? Çoğu zaman modern araçların hassas elektronik algılayıcıları, yani o küçük yağ basınç sensörleri, soketlerindeki gevşeklik veya korozyon sebebiyle anlık temassızlıklar yaşar. Aracınızla bir kasisten geçersiniz veya sert bir viraj alırsınız, kablo yerinden oynar, lamba yanar; az sonra sarsıntı durur, temas yeniden sağlanır ve gösterge normale döner. İşte tam bu noktada yanılgıya düşmemek, o anlık sönüşün arkasındaki elektriksel kopukluğu veya anlık yağ dalgalanmasını doğru analiz etmek gerekir. Şayet karterdeki yağ seviyeniz sınırda geziniyorsa, virajlarda yağ bir tarafa yığılınca pompa havayı solur ve basınç sıfırlanır, düzlüğe çıktığınızda ise her şey süt liman görünür...
Otomobilinizin kalbine giden damarlarda dolaşan sıvının durumunu kendi gözlerinizle görmeden, sadece paneldeki ışığın keyfine bırakamazsınız hayatınızı. Bagajı açıp o yağ çubuğunu çekmek, üstündeki o siyah sıvıyı parmaklarınızın arasında ezip kıvamına bakmak bu işin ilk alfabesidir. Eğer yağın değişim zamanı geldiyse ve hatta çoktan geçtiyse, özelliğini yitiren sıvı artık köpürmeye, yüksek ısıda su gibi incelemeye başlar. Bu incelme, rölantide çalışan bir motorda basıncın düşmesine, gaza bastığınızda ise pompanın devirlenmesiyle basıncın tekrar yükselip lambayı söndürmesine neden olur. Kendi kendime hep söylerim; sönen bir lamba bir kurtuluş değil, ustanın yolunu tutmak için verilmiş kısa bir mühlettir aslında.
Bazen de sorun tamamen mekaniktir ve motorun iç dünyasındaki aşınmaların bir fısıltısıdır bu durum. Krank mili yatakları veya eksantrik yatağı zamanla aşındığında, yağ bu boşluklardan hızla kaçar ve sistemde istenen basınç bir türlü oluşturulamaz. Motor soğukken yağ kalındır ve basınç yüksek kalır, lamba yanmaz; ancak motor ısınıp da yağ iyice akışkan hale geldiğinde o boşluklardan sızan sıvı yüzünden lamba kırpışmaya başlar. Sonra ışıklarda beklerken yanan o lamba, yeşil yanıp da gaz pedalına dokunmanızla birlikte anında gözden kaybolur. Sırf lamba söndü diye motorun içindeki o yatak boşluklarının kapandığını düşünmek, safdillik olur...
Şahsi tavsiyem, bu tarz bir durumla karşılaştığınızda takviminizi kontrol etmeniz ve aracı hemen bir diagnostik testine sokmanız yönündedir. Servise gittiğinizde bilgisayarın hafızasındaki arıza kodlarına bakılmalı, eğer elektronik bir iz bulunamazsa mekanik bir yağ basınç saati motor bloğuna bağlanarak gerçek değerler ölçülmelidir. Çünkü o lamba kendiliğinden sönebilir ama motorun kilitlenmesiyle sonuçlanacak bir hasarın faturası kendiliğinden asla ödenmez. Yağ filtresinin kalitesizliği bile içindeki bypass valfinin takılı kalmasına ve anlık basınç düşüşlerine sebep olabilir ki, bu da parça kalitesinin ne kadar hayati olduğunu gösterir bize. Kendinizi güvende hissetmek istiyorsanız, o ışığın bir daha yanmasını beklemeden, motorun sesini dinlemeli ve yağ analizini uzman bir göze teslim etmelisiniz.