Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
O sabah hastanenin koridorundaki o plastik sandalyede otururken, hayatımda ilk defa zamanın bu kadar yavaş aktığını hissettim. Elindeki o barkodlu kağıtla kalakalıyor insan; hani ne kaçabiliyorsun ne de bir an önce bitsin diyebiliyorsun. Prostat biyopsisi dedikleri şey aslında gözümüzde büyüttüğümüz kadar bir can pazarı değilmiş, oraya girince anladım. Doktor bey sağ olsun, "Gel bakalım" dediğinde ayaklarım geri geri gidiyordu ama içeri adım atınca o soğuk hastane havası biraz dağıldı. Sedyeye yan yatıp bacakları karnıma doğru çekmemi söylediklerinde, insan ister istemez bir tuhaf hissediyor tabii...
Ultrason cihazının o soğuk jelini teninizde hissettiğiniz an, "Tamam, geri dönüş yok" diyorsunuz içten içe. Çoğu insan acıdan korkuyor, vallahi billahi ben de ödüm patlayarak gittim oraya. Ama işin sırrı o ilk başta yapılan lokal anestezideymiş meğer. Küçük bir sinek ısırığı gibi bir şey, hani dişçiye gidersiniz de damağınıza bir iğne yapar ya, aynen öyle. Sonrasında o bölge tamamen uyuşuyor, dünyayla bağınız kopuyor bir nevi.
O çıt çıt sesini duyana kadar her şey aşırı normal ilerliyordu aslında. Cihazdan gelen o mekanik parça alma sesi insanı bir irkiltiyor, yalan yok. Ama canınız yanıyor mu derseniz, hayır, sadece içeride bir şeylerin kıpırdadığını, bir baskı olduğunu hissediyorsunuz. Hani birisi parmağıyla kolunuza bastırır ya, öyle künt bir his işte... Doktor her örnek aldığında içimden "Bir tane daha bitti" diye sayıyordum.
Bunu yaşayan ilk erkek siz değilsiniz, muhtemelen sonuncusu da olmayacaksınız, o yüzden derin bir nefes alıp arkaya yaslanmak en doğrusu. Kendinizi kasmak sadece süreci zorlaştırıyor, kasları rahat bırakınca her şey tıkır tıkır işliyor zaten. Topu topu on beş, bilemediniz yirmi dakikalık bir mevzu bu. Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor derler ya, tam olarak o hesap.
Kapıdan çıkıp eve doğru yürürken "Yahu ben boşuna mı bu kadar uykusuz kaldım günlerdir" diye kendi kendime güldüm. İlk birkaç gün idrarda ya da büyük abdestte hafif kan görmek çok normalmiş, doktor üstüne basa basa söyledi. İnsan panikliyor tabii ilk gördüğünde ama geçici bir durum olduğunu bilince kafanız rahat ediyor. Bol bol su içmek bu aşamada en büyük dostunuz, idrar yollarını temizlemek için birebir.
Ertesi gün işe güce dönebiliyorsunuz ama yine de o gün kendinize bir kıyak geçip dinlenin abi ya, ne gerek var hemen koşturmaya... Şöyle güzel bir çay demleyip televizyonun karşısına geçmek hakkınız sonuçta. Vücut bir şey atlatmış, hafif bir yorgunluk hissi olması son derece olağan. Kendinizi dinleyin ama evham yapmadan, sakin sakin...
Ultrason cihazının o soğuk jelini teninizde hissettiğiniz an, "Tamam, geri dönüş yok" diyorsunuz içten içe. Çoğu insan acıdan korkuyor, vallahi billahi ben de ödüm patlayarak gittim oraya. Ama işin sırrı o ilk başta yapılan lokal anestezideymiş meğer. Küçük bir sinek ısırığı gibi bir şey, hani dişçiye gidersiniz de damağınıza bir iğne yapar ya, aynen öyle. Sonrasında o bölge tamamen uyuşuyor, dünyayla bağınız kopuyor bir nevi.
O çıt çıt sesini duyana kadar her şey aşırı normal ilerliyordu aslında. Cihazdan gelen o mekanik parça alma sesi insanı bir irkiltiyor, yalan yok. Ama canınız yanıyor mu derseniz, hayır, sadece içeride bir şeylerin kıpırdadığını, bir baskı olduğunu hissediyorsunuz. Hani birisi parmağıyla kolunuza bastırır ya, öyle künt bir his işte... Doktor her örnek aldığında içimden "Bir tane daha bitti" diye sayıyordum.
Bunu yaşayan ilk erkek siz değilsiniz, muhtemelen sonuncusu da olmayacaksınız, o yüzden derin bir nefes alıp arkaya yaslanmak en doğrusu. Kendinizi kasmak sadece süreci zorlaştırıyor, kasları rahat bırakınca her şey tıkır tıkır işliyor zaten. Topu topu on beş, bilemediniz yirmi dakikalık bir mevzu bu. Göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor derler ya, tam olarak o hesap.
Kapıdan çıkıp eve doğru yürürken "Yahu ben boşuna mı bu kadar uykusuz kaldım günlerdir" diye kendi kendime güldüm. İlk birkaç gün idrarda ya da büyük abdestte hafif kan görmek çok normalmiş, doktor üstüne basa basa söyledi. İnsan panikliyor tabii ilk gördüğünde ama geçici bir durum olduğunu bilince kafanız rahat ediyor. Bol bol su içmek bu aşamada en büyük dostunuz, idrar yollarını temizlemek için birebir.
Ertesi gün işe güce dönebiliyorsunuz ama yine de o gün kendinize bir kıyak geçip dinlenin abi ya, ne gerek var hemen koşturmaya... Şöyle güzel bir çay demleyip televizyonun karşısına geçmek hakkınız sonuçta. Vücut bir şey atlatmış, hafif bir yorgunluk hissi olması son derece olağan. Kendinizi dinleyin ama evham yapmadan, sakin sakin...