Sibel Hoca
Kayıtlı Kullanıcı
Bağırsak dediğin yer öyle sıradan bir sindirim borusu falan değil abi ya, vallahi billahi vücudun ikinci beyni, hatta belki de asıl patronun ta kendisi; yani içeride trilyonlarca mikroorganizma sen ne yersen onunla yaşıyor, onunla savaşıyor. Laktobasillus ve bifidobakteri gibi suşlar mukozal bariyeri sağlam tutmak için gece gündüz demeden epitel hücrelerinin arasında kolonize olurken, sen gidip paketli gıdayla beslendiğinde o minik dostlar sessizce ölüp gidiyor işte.
Fermente yoğurt, kefir ya da ev turşusu gibi asidik gıdalarla o florayı beslemediğin sürece, bağışıklık sisteminin belkemiği olan lenfoid dokular savunmasız kalıyor; çünkü gut-brain ekseni üzerinden sinyal gönderen bu bakteriler kısa zincirli yağ asitleri üretemezse, ruh halinden metabolik hızına kadar her şey altüst oluyor maalesef.
Neden herkes kefir içiyor sanıyorsun, sırf moda olduğundan değil herhalde; içerisindeki canlı mikroorganizmalar mide asidini aşıp bağırsak lumenine ulaştığında orada patojen bakterilerle kıran kırana bir rekabete giriyor ve inülin gibi prebiyotik liflerle desteklenmezse o probiyotikler bir işe yaramıyor zaten.
Sabah kahvaltısında fabrika çıkışı reçellerle mideni şişirmek yerine fermente edilmiş gıdalara şans versen, cildindeki o sönmeyen sivilceler bile kendiliğinden kaybolacak belki de; çünkü vücut içeriden temizlenmeye başladığında dışarıya yansıyan o ışık, ne pahalı kremlerin ne de serumların marifeti çünkü mesele tamamen mikrobiyal çeşitlilikte bitiyor.
Peki sen hiç düşündün mü, yediğin o taze sebzeler o bağırsak bakterileri olmadan senin için sadece birer çöpten ibaret; çünkü sindirim enzimlerinin yetmediği yerde bakteriyel fermantasyon devreye girip vitamin sentezliyor, yani kısacası onlarsız bu hayatta adım atmak imkansız abi ya.
Fermente yoğurt, kefir ya da ev turşusu gibi asidik gıdalarla o florayı beslemediğin sürece, bağışıklık sisteminin belkemiği olan lenfoid dokular savunmasız kalıyor; çünkü gut-brain ekseni üzerinden sinyal gönderen bu bakteriler kısa zincirli yağ asitleri üretemezse, ruh halinden metabolik hızına kadar her şey altüst oluyor maalesef.
Neden herkes kefir içiyor sanıyorsun, sırf moda olduğundan değil herhalde; içerisindeki canlı mikroorganizmalar mide asidini aşıp bağırsak lumenine ulaştığında orada patojen bakterilerle kıran kırana bir rekabete giriyor ve inülin gibi prebiyotik liflerle desteklenmezse o probiyotikler bir işe yaramıyor zaten.
Sabah kahvaltısında fabrika çıkışı reçellerle mideni şişirmek yerine fermente edilmiş gıdalara şans versen, cildindeki o sönmeyen sivilceler bile kendiliğinden kaybolacak belki de; çünkü vücut içeriden temizlenmeye başladığında dışarıya yansıyan o ışık, ne pahalı kremlerin ne de serumların marifeti çünkü mesele tamamen mikrobiyal çeşitlilikte bitiyor.
Peki sen hiç düşündün mü, yediğin o taze sebzeler o bağırsak bakterileri olmadan senin için sadece birer çöpten ibaret; çünkü sindirim enzimlerinin yetmediği yerde bakteriyel fermantasyon devreye girip vitamin sentezliyor, yani kısacası onlarsız bu hayatta adım atmak imkansız abi ya.