Ahmet Katan
Kayıtlı Kullanıcı
Gecenin bir yarısı aniden nefessiz kalarak uyanmanın verdiği o saf korkuyu yaşamayan, uykunun nasıl ölümcül bir savaşa dönüşebileceğini asla tahmin edemez. Kilolar podyumda yer kapladıkça, boğazın arkasındaki o daracık hava koridoru da sinsice kapanmaya başlıyor işte. Vallahi de billahi de durum bu kadar net; ne eksik ne fazla. Vücut kitle indeksi yukarı doğru tırmanırken, solunum yollarındaki yağ dokuları geceleri resmen boğazınıza sarılıyor. İnsan bazen aynaya bakıp "Alt tarafı birkaç kilo fazlam var" deyip geçiştiriyor ama kazın ayağı hiç de öyle değil...
Fazla kiloları sadece estetik bir kaygı ya da hareket kısıtlılığı olarak görenler, uykuda duran o hayati saatlerin faturasını er ya da geç çok ağır ödemek zorunda kalıyor. Boyun çevresindeki yağlanma arttıkça, uyku esnasında gevşeyen kaslar hava yolunu tamamen bloke ediyor ve beyin panik içinde "Uyan, nefes al!" komutu veriyor. Yani aslında gece boyu dinlenmiyorsunuz, aksine nefes alabilmek için bildiğiniz amansız bir ring savaşı veriyorsunuz. Haliyle sabahları yataktan sanki kamyon çarpmış gibi kalkmanız, gün içinde sürekli esnemeniz, toplantının ortasında gözlerinizin kapanması hep bu bitmek bilmeyen gece nöbetinin birer eseri.
Uykuyu düzeltmeden zayıflamaya çalışmak, motoru bozuk bir arabayla sürekli gaza basıp yol almayı beklemeye benzer. Çünkü vücut gece boyunca oksijensiz kaldığında stres hormonu olan kortizol tavan yapıyor, metabolizma hızı ise adeta yerlerde sürünüyor. Yağ yakmak bir yana, sistem kendini korumak için bulduğu her kaloriyi yağ olarak depolama eğilimine giriyor. Ne yapsanız gitmeyen o inatçı göbek yağlarının arkasında, belki de her gece düzinelerce kez tekrarlanan o gizli nefes durmaları yatıyor... İnsan ne kadar diyet yaparsa yapsın, uykuda oksijen alamadığı sürece o tartıdaki ibre bir türlü aşağı inmek bilmiyor abi ya.
Bu kısır döngüyü kırmanın yolu, sorunun adını koyup hem kilo yönetimine hem de uyku kalitesine aynı anda neşter vurmaktan geçiyor. Çoğu zaman sadece vücut ağırlığının yüzde onunu kaybetmek bile, uyku apnesinin şiddetini yarı yarıya azaltmaya yetiyor da artıyor bile. Akşam saatlerinde ağır yemeklerden kaçınmak, sırt üstü yatmak yerine yan yatış pozisyonunu alışkanlık haline getirmek ilk etapta hayat kurtarıcı olabilir. Bir düşünün; rahat, kesintisiz ve derin bir uyku çekmeyeli tam olarak ne kadar zaman oldu? Kendi sağlığınıza bir şans verin ve o ağır uykulardan, zinde sabahlara geçiş yapmak için bugün hemen küçük bir adım atın derim.
Fazla kiloları sadece estetik bir kaygı ya da hareket kısıtlılığı olarak görenler, uykuda duran o hayati saatlerin faturasını er ya da geç çok ağır ödemek zorunda kalıyor. Boyun çevresindeki yağlanma arttıkça, uyku esnasında gevşeyen kaslar hava yolunu tamamen bloke ediyor ve beyin panik içinde "Uyan, nefes al!" komutu veriyor. Yani aslında gece boyu dinlenmiyorsunuz, aksine nefes alabilmek için bildiğiniz amansız bir ring savaşı veriyorsunuz. Haliyle sabahları yataktan sanki kamyon çarpmış gibi kalkmanız, gün içinde sürekli esnemeniz, toplantının ortasında gözlerinizin kapanması hep bu bitmek bilmeyen gece nöbetinin birer eseri.
Uykuyu düzeltmeden zayıflamaya çalışmak, motoru bozuk bir arabayla sürekli gaza basıp yol almayı beklemeye benzer. Çünkü vücut gece boyunca oksijensiz kaldığında stres hormonu olan kortizol tavan yapıyor, metabolizma hızı ise adeta yerlerde sürünüyor. Yağ yakmak bir yana, sistem kendini korumak için bulduğu her kaloriyi yağ olarak depolama eğilimine giriyor. Ne yapsanız gitmeyen o inatçı göbek yağlarının arkasında, belki de her gece düzinelerce kez tekrarlanan o gizli nefes durmaları yatıyor... İnsan ne kadar diyet yaparsa yapsın, uykuda oksijen alamadığı sürece o tartıdaki ibre bir türlü aşağı inmek bilmiyor abi ya.
Bu kısır döngüyü kırmanın yolu, sorunun adını koyup hem kilo yönetimine hem de uyku kalitesine aynı anda neşter vurmaktan geçiyor. Çoğu zaman sadece vücut ağırlığının yüzde onunu kaybetmek bile, uyku apnesinin şiddetini yarı yarıya azaltmaya yetiyor da artıyor bile. Akşam saatlerinde ağır yemeklerden kaçınmak, sırt üstü yatmak yerine yan yatış pozisyonunu alışkanlık haline getirmek ilk etapta hayat kurtarıcı olabilir. Bir düşünün; rahat, kesintisiz ve derin bir uyku çekmeyeli tam olarak ne kadar zaman oldu? Kendi sağlığınıza bir şans verin ve o ağır uykulardan, zinde sabahlara geçiş yapmak için bugün hemen küçük bir adım atın derim.