Morbid obezite nedir?

Morbid obezite nedir?

Hakan Ulu

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
427
Tepkime puanı
0
Hakan Ulu
Vücut kitle indeksi dediğimiz o meşhur hesaplama varya, hani boyun karesini kiloya bölüyoruz falan, işte orada ibre 40’ın üzerine fırladıysa ya da 35’i geçip yanına bir de tip 2 diyabeti, yüksek tansiyonu yoldaş ettiyse biz buna tıpta morbid obezite diyoruz. Yani aslında mesele sadece aynadaki görüntü veya birkaç kilo fazlalık değil abi, düpedüz kronik bir hastalık bu. Adındaki "morbid" kelimesi bile zaten Latince hastalıklı anlamına gelen "morbus"tan türemiş ki durumun ciddiyetini anlatmaya yetsin... Vücuttaki yağ dokusunun adiposit adı verilen hücrelerin hem sayısının artmasıyla hem de hacimce genişlemesiyle kontrolden çıkması, aslında tüm metabolizmayı sessiz sedasız esir alıyor.

Vallahi billahi bazen insan bu yükün altında nefessiz kaldığını hisseder, çünkü o biriken fazla yağlar sadece göbekte falan durmuyor, diyaframa baskı yaparak akciğer kapasitesini daraltıyor. Tıkayıcı uyku apnesi dediğimiz o geceleri uykuyu bölen, insanı nefessiz bırakan illet tam da bu anatomik baskı yüzünden ortaya çıkıyor işte. Kandaki oksijen satürasyonu gece boyunca düşüp duruyor, kalp bu yükü taşımak için sabaha kadar deli gibi pompalıyor, sonra sabah bir uyanıyorsun ki her yerin dökülüyor... Karaciğerin hepatosteatoz yani yağlanma evresine geçmesi, arkasından o yağların hücre içinde insülin reseptörlerini bloke edip glukozun içeri girmesini engellemesi de cabası.

Tedavi yollarına bakınca insan hangisini seçeceğini şaşırıyor ama işin bilimsel gerçeği şu ki, bu seviyeye gelmiş bir metabolizmayı sadece "boğazını tut, biraz yürü" diyerek çözmek neredeyse imkansız. Gastrik bypass ya da tüp mide yani sleeve gastrektomi gibi bariatrik cerrahi yöntemleri, mide hacmini küçültmenin ötesinde aslında hormonal bir resetleme işlemi sunuyor. Midenin fundus bölgesinden salgılanan ve beyne "açım" sinyali gönderen ghrelin hormonu bu ameliyatlarla öyle bir baskılanıyor ki... İştah mekanizması kökten değişiyor, ince bağırsaktan salgılanan GLP-1 gibi tokluk hormonları tavan yapıyor ve metabolizma adeta yeniden doğmuş gibi temiz bir sayfa açıyor kendine.

Yine de hemen bıçak altına yatmak tek çareymiş gibi düşünmeyin, her şeyden önce o hormonal dengesizliği yaratan leptin direncini kırmak gerekiyor. Yağ dokusundan salgılanan leptin hormonu normalde beyne "doyduk, yemeyi kes" demeli ama morbid obezitede o kadar çok leptin salgılanıyor ki beyin artık bu sinyali duymaz oluyor, reseptörler köreliyor... Bu direnci kırabilmek için endokrinoloji uzmanıyla el ele verip kişiselleştirilmiş bir tedavi protokolü çizmek, belki farmakoterapiden yani yeni nesil zayıflama ilaçlarından destek almak en mantıklısı. Hangi yolu seçerseniz seçin, önemli olan o kısır döngüyü bir yerinden kırıp hücrelerin nefes almasını sağlamak, gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor...
 
Geri