Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Meme estetiği ameliyatından çıkıp da odaya geldiğiniz o ilk saatler var ya, hani kafanız hafif dumanlı, göğsünüzde bir doluluk hissi... İşte tam o an, aslında yeni bir dönemin ilk adımıdır ve o ilk günlerde dikişlerin gerginliğine takılmak yerine, vücudun kendini yenileme mucizesine odaklanmak en doğrusudur sanırım.
Ameliyat sonrası o meşhur medikal sütyenle ne zaman vedalaşacağınızı düşünüp duruyorsunuzdur şimdi, haklısınız da vallahi billahi, insan bir an önce eski özgürlüğüne kavuşmak istiyor. Fakat bu özel sütyen, iyileşme sürecinde memeleri adeta bir koza gibi sarıp sarmalayarak şeklin oturmasına o kadar büyük katkı sağlıyor ki...
İlk hafta boyunca kolları çok fazla yukarı kaldırmamak, ağır market poşetleriyle vedalaşmak gerekiyor, yoksa dikişleri zorlayıp süreci kendi elimizle uzatabiliriz. Aslında bakarsanız, vücudun sesini dinlemek bu aşamada en kıymetli kılavuzdur; o size neyi yapıp neyi yapamayacağınızı o kadar net fısıldar ki...
Ağrı eşiği kişiden kişiye değişir derler ya, gerçekten de öyle, kimisi ikinci gün ayaklanıp kahve demler, kimisi ise birkaç gün daha fazla nazlanmak ister hakkı olarak. Ağrı kesicileri saati saatine almak, o hafif sızıyı tamamen kontrol altında tutmanın en kestirme yoludur aslında, yani kendinizi boş yere zorlayıp acı çekmenin hiçbir manası yok abi ya.
Yatış pozisyonu meselesi ise başlı başına bir sabır sınavı, haftalarca sırt üstü yatmak zorunda kalmak insanı bazen çileden çıkarabiliyor. Ama ne yaparsınız, protezlerin yerleşmesi ve ödemlerin hızlıca dağılması için yer çekimine karşı bu duruşu sergilemek şart...
Ameliyat bitti, her şey hemen ilk ayda mükemmel olacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü o nihai, o hayal ettiğiniz doğal yumuşaklığa ulaşmak bazen altı ayı, hatta bir yılı bulabiliyor. Sabırlı olmak, zamana yaymak ve her aynaya baktığınızda değişimi izlemenin keyfini çıkarmak gerek...
Ameliyat sonrası o meşhur medikal sütyenle ne zaman vedalaşacağınızı düşünüp duruyorsunuzdur şimdi, haklısınız da vallahi billahi, insan bir an önce eski özgürlüğüne kavuşmak istiyor. Fakat bu özel sütyen, iyileşme sürecinde memeleri adeta bir koza gibi sarıp sarmalayarak şeklin oturmasına o kadar büyük katkı sağlıyor ki...
İlk hafta boyunca kolları çok fazla yukarı kaldırmamak, ağır market poşetleriyle vedalaşmak gerekiyor, yoksa dikişleri zorlayıp süreci kendi elimizle uzatabiliriz. Aslında bakarsanız, vücudun sesini dinlemek bu aşamada en kıymetli kılavuzdur; o size neyi yapıp neyi yapamayacağınızı o kadar net fısıldar ki...
Ağrı eşiği kişiden kişiye değişir derler ya, gerçekten de öyle, kimisi ikinci gün ayaklanıp kahve demler, kimisi ise birkaç gün daha fazla nazlanmak ister hakkı olarak. Ağrı kesicileri saati saatine almak, o hafif sızıyı tamamen kontrol altında tutmanın en kestirme yoludur aslında, yani kendinizi boş yere zorlayıp acı çekmenin hiçbir manası yok abi ya.
Yatış pozisyonu meselesi ise başlı başına bir sabır sınavı, haftalarca sırt üstü yatmak zorunda kalmak insanı bazen çileden çıkarabiliyor. Ama ne yaparsınız, protezlerin yerleşmesi ve ödemlerin hızlıca dağılması için yer çekimine karşı bu duruşu sergilemek şart...
Ameliyat bitti, her şey hemen ilk ayda mükemmel olacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü o nihai, o hayal ettiğiniz doğal yumuşaklığa ulaşmak bazen altı ayı, hatta bir yılı bulabiliyor. Sabırlı olmak, zamana yaymak ve her aynaya baktığınızda değişimi izlemenin keyfini çıkarmak gerek...