Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Meme estetiği ameliyatına karar verdin, her şey kafanda tamam da... Ameliyat masasına yatmadan önceki o tahlil maratonunu hesaba kattın mı hiç? Bazen insan heyecandan sadece sonuca odaklanıyor, oysa hastane koridorlarında koştururken eline tutuşturulan o tüplerce kan, aslında operasyonun gizli kahramanı. Cerrahlar o tahlil sonuçlarını görmeden cerrahi bıçağı eline almaz, alamaz zaten. İlk durak her zaman standart ama hayat kurtaran biyokimya paneli; tam kan sayımı yani hemogram, pıhtılaşma süreleri...
Gittin doktora, "Ben hazırım" dedin, öyle kolay değil işte! Yaşın kaç senin abi ya, 35'in altında mısın yoksa üstünde mi? Bu soru o kadar kritik ki... Genç dokuda meme ultrasonografisi ilk tercihtir; yoğun meme dokusu mamografide X ışınlarını geçirmeyebilir, görüntüyü kapatır çünkü. Ama yaş 40'ı devirdiyse eğer, ister istemez o mamografi cihazının karşısına geçeceksin. Dokunun derinliklerinde saklanan mikrokalsifikasyonları tespit etmek, ileride başını ağrıtacak bir sürprizi engellemek için şart.
Anestezi doktorunun karşısına geçtiğinde sana sadece "Aç mısın?" diye sormayacaklar vallahi. Elektrokardiyografi (EKG) çekilecek önce, kalbin o ritmik atışları grafik kağıdına dökülecek. Kalpte bir ritim bozukluğu var mı, iskemi riski taşıyor musun? Akciğer grafisi de hemen arkasından gelir. Göğüs kafesinin filmi çekilir ki ameliyat sırasında ventilatöre bağlandığında akciğerlerin bu baskıyı kaldırabilecek mi, anestezi uzmanı net görsün.
Kan sulandırıcı bir şey kullandın mı son günlerde, aspirin falan? Pıhtılaşma faktörleri demiştik ya, PT ve aPTT değerleri tam olarak burada devreye giriyor. Eğer pıhtılaşma süren uzunsa, ameliyat masasında oluşabilecek bir hematom... Düşünmesi bile insanı germeye yetiyor. Kan grubunun belirlenmesi de prosedür icabı değil, tamamen tedbir; ne olur ne olmaz diye bir kenarda hazır durmalı o bilgi.
Şu hormon değerleri, guatr testi falan derken liste uzayıp gidiyor bazen. Tiroid hormonlarındaki ani bir dalgalanma bile vücudun cerrahi strese vereceği yanıtı altüst edebilir. Hele bir de kronik bir rahatsızlığın varsa, hani hipertansiyon veya diyabet gibi... Bulaşıcı hastalık taramaları da yapılır tabii; HBsAg, Anti-HCV ve HIV testleri hem senin güvenliğin hem de cerrahi ekibin korunması için rutin listenin başında yer alır.
Cerrahın sana "Şu testi de yaptıralım" dediğinde sakın içinden "Off, yine mi kan vereceğim!" deme sakın. Bütün bu preoperatif değerlendirmeler, o protezin ya da dikleştirme işleminin vücuduna uyum sağlamasından çok daha ötesi. Sağlığından olmadan güzelleşmenin tek yolu bu laboratuvar verilerinden geçiyor. Tamamen senin anatomik ve biyokimyasal haritan çıkarılıyor orada, her şey senin için...
Gittin doktora, "Ben hazırım" dedin, öyle kolay değil işte! Yaşın kaç senin abi ya, 35'in altında mısın yoksa üstünde mi? Bu soru o kadar kritik ki... Genç dokuda meme ultrasonografisi ilk tercihtir; yoğun meme dokusu mamografide X ışınlarını geçirmeyebilir, görüntüyü kapatır çünkü. Ama yaş 40'ı devirdiyse eğer, ister istemez o mamografi cihazının karşısına geçeceksin. Dokunun derinliklerinde saklanan mikrokalsifikasyonları tespit etmek, ileride başını ağrıtacak bir sürprizi engellemek için şart.
Anestezi doktorunun karşısına geçtiğinde sana sadece "Aç mısın?" diye sormayacaklar vallahi. Elektrokardiyografi (EKG) çekilecek önce, kalbin o ritmik atışları grafik kağıdına dökülecek. Kalpte bir ritim bozukluğu var mı, iskemi riski taşıyor musun? Akciğer grafisi de hemen arkasından gelir. Göğüs kafesinin filmi çekilir ki ameliyat sırasında ventilatöre bağlandığında akciğerlerin bu baskıyı kaldırabilecek mi, anestezi uzmanı net görsün.
Kan sulandırıcı bir şey kullandın mı son günlerde, aspirin falan? Pıhtılaşma faktörleri demiştik ya, PT ve aPTT değerleri tam olarak burada devreye giriyor. Eğer pıhtılaşma süren uzunsa, ameliyat masasında oluşabilecek bir hematom... Düşünmesi bile insanı germeye yetiyor. Kan grubunun belirlenmesi de prosedür icabı değil, tamamen tedbir; ne olur ne olmaz diye bir kenarda hazır durmalı o bilgi.
Şu hormon değerleri, guatr testi falan derken liste uzayıp gidiyor bazen. Tiroid hormonlarındaki ani bir dalgalanma bile vücudun cerrahi strese vereceği yanıtı altüst edebilir. Hele bir de kronik bir rahatsızlığın varsa, hani hipertansiyon veya diyabet gibi... Bulaşıcı hastalık taramaları da yapılır tabii; HBsAg, Anti-HCV ve HIV testleri hem senin güvenliğin hem de cerrahi ekibin korunması için rutin listenin başında yer alır.
Cerrahın sana "Şu testi de yaptıralım" dediğinde sakın içinden "Off, yine mi kan vereceğim!" deme sakın. Bütün bu preoperatif değerlendirmeler, o protezin ya da dikleştirme işleminin vücuduna uyum sağlamasından çok daha ötesi. Sağlığından olmadan güzelleşmenin tek yolu bu laboratuvar verilerinden geçiyor. Tamamen senin anatomik ve biyokimyasal haritan çıkarılıyor orada, her şey senin için...