Cengiz Demir
Kayıtlı Kullanıcı
Gözün çizilmesi bitti, o beyaz ışıklar, mor damlalar geride kaldı, şimdi adam kendine gelemedi daha.
Doktor bey içeride "gözünü ovuşturma sakın" dedi ama insan yine de bir tırsmıyor değil, abi ya.
Yani o masadan kalkıyorsun, etraf biraz buğulu, sanki suyun altından bakıyorsun dünyaya,vallahi billahi garip bir his.
Hani arabanın anahtarı cebinde duruyor da, direksiyona geçmek için o ilk birkaç gün resmen işkence gibi...
Gözün üstünde sanki mikroskobik bir toz tanesi var gibi hissediyorsun, halbuki cam gibi ortalık, sadece beyin alışmaya çalışıyor işte.
Trafiğe çıkmak denilen o deli cesareti var ya, insanın gözleri iyileşene kadar adeta bir lüks, hatta biraz da tehlikeli oyun.
Gündüz vakti o güneş vurunca camlara, insan istemsizce gözünü kısıyor, zaten o ilk hafta güneş gözlüğü içeride bile takılıyor neredeyse.
Gece sürüşü zaten ayrı bir bela, farlar böyle dağılıyor, parlıyor, hani yıldız kayması gibi ışık patlamaları oluyor gözde...
Aslında ne zaman direksiyona oturursun biliyor musun, doktor o yeşil ışığı yaktığı an, yani "tamamdır bu iş" dediği gün.
Genelde üç beş gün içinde netleşiyor her şey ama kimisinde bir hafta sürüyor bu adaptasyon, bünye meselesi biraz da bu.
Yola çıkmadan önce bir kez daha düşünmek lazım tabi, sağın solun net mi, aynalara bakarken zorlanıyor musun, acele etmemeli insan.
Çünkü kaza geliyorum demez, hele ki yeni çizilmiş gözlerle o trafiğe dalmak büyük risk, valla değmez üç beş günlük sabırsızlığa.
Doktor bey içeride "gözünü ovuşturma sakın" dedi ama insan yine de bir tırsmıyor değil, abi ya.
Yani o masadan kalkıyorsun, etraf biraz buğulu, sanki suyun altından bakıyorsun dünyaya,vallahi billahi garip bir his.
Hani arabanın anahtarı cebinde duruyor da, direksiyona geçmek için o ilk birkaç gün resmen işkence gibi...
Gözün üstünde sanki mikroskobik bir toz tanesi var gibi hissediyorsun, halbuki cam gibi ortalık, sadece beyin alışmaya çalışıyor işte.
Trafiğe çıkmak denilen o deli cesareti var ya, insanın gözleri iyileşene kadar adeta bir lüks, hatta biraz da tehlikeli oyun.
Gündüz vakti o güneş vurunca camlara, insan istemsizce gözünü kısıyor, zaten o ilk hafta güneş gözlüğü içeride bile takılıyor neredeyse.
Gece sürüşü zaten ayrı bir bela, farlar böyle dağılıyor, parlıyor, hani yıldız kayması gibi ışık patlamaları oluyor gözde...
Aslında ne zaman direksiyona oturursun biliyor musun, doktor o yeşil ışığı yaktığı an, yani "tamamdır bu iş" dediği gün.
Genelde üç beş gün içinde netleşiyor her şey ama kimisinde bir hafta sürüyor bu adaptasyon, bünye meselesi biraz da bu.
Yola çıkmadan önce bir kez daha düşünmek lazım tabi, sağın solun net mi, aynalara bakarken zorlanıyor musun, acele etmemeli insan.
Çünkü kaza geliyorum demez, hele ki yeni çizilmiş gözlerle o trafiğe dalmak büyük risk, valla değmez üç beş günlük sabırsızlığa.