Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Vücudumuzla barışık olmak diyoruz ya hep, vallahi söylemesi kolay da gerçekleştirmesi bazen epey zaman alıyor işte. Aynadaki aksimize bakarken ya da en sevdiğimiz o daracık taytı giydiğimizde içimizde bir yerlerde kopan o küçük fırtınaları kimselere anlatamayız bazen; genital bölgedeki o minik şekil değişiklikleri, sarkmalar ya da asimetriler de tam olarak böyle bir şey. Kimine göre sadece estetik bir kaygı gibi duruyor dışarıdan bakınca ama işin aslı hiç de öyle değil, yaşayan bilir derler ya, aynen öyle... Fiziksel bir rahatsızlık, bisiklete binerken duyulan o can sıkıcı batma hissi ya da çamaşırın sürekli tahriş etmesi insanı hayattan soğutur abi, net. Labioplasti tam da bu noktada, o sürekli saklanma, kendini kısıtlama hissine son vermek isteyen, "Ben artık kendi tenimde huzur bulmak istiyorum" diyen her kadın için çok ciddi bir dönüm noktası haline gelebiliyor.
Geçenlerde bir dostumla konuşuyorduk, insan bazen en yakınından bile saklıyor bu tarz şeyleri, çekiniyor, utanıyor sanki kendi suçuymuş gibi... Doğumlar, kilo değişimleri ya da tamamen genetik faktörler yüzünden iç dudakların dışarıya doğru taşması, uzaması o kadar doğal ki aslında. Ama gel de bunu o anki psikolojine anlat; denize girerken mayo üzerinden belli olur mu korkusu, partnerinin karşısında duyduğun o anlamsız mahcubiyet... Eğer bu ve benzeri kaygılar yüzünden aynalarla arana mesafe koyduysanız, ilişkilerinizde kendinizi tam olarak akışa bırakamıyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz ve bu durumun çözümü var. Operasyon sonrası o üzerinizden kalkan devasa yükü, o yenilenmişlik hissini düşününce insan "Neden daha önce yaptırmamışım ki" diyor zaten, vallahi billahi diyor.
Bazen de sadece aynadaki görüntüden ibaret değildir mesele, hayat kalitesini doğrudan etkileyen, insanı her adımda rahatsız eden o fiziksel baskıdır asıl sebep. Spor yaparken, yürürken, hatta otururken bile varlığını hissettiren, sürekli bir sürtünme ve acı veren o fazlalıklar... İdrar yaparken yönünün değişmesi ya da hijyen sağlarken yaşanan o gizli zorluklar da cabası tabii. İşte bu yüzden labioplasti, sadece dış güzellik için yapılan bir lüks değil, aksine kadının kendi bedeniyle yeniden sağlıklı bir bağ kurma mücadelesidir bana göre. Kendini bütünüyle sağlıklı, hafif ve özgür hissetmek isteyen, gelişimini tamamlamış her yaştan kadın hekim kapısını çalabilir; yeter ki ne istediğini bilsin, yeter ki o adımı atmaya karar versin...
Peki, gerçekten hazır mıyız, her şey kafamızda netleşti mi derseniz... Uzman gözüyle bakınca, bu kararın tamamen kişinin kendisi için alınması gerektiğinin altını çizerim hep, başkası ne der diye değil, sırf kendiniz için. Ameliyat masasına oturmadan önce o beklentileri gerçekçi bir zemine oturtmak, doktorla her detayı açık açık, hiç çekinmeden konuşabilmek işin en can alıcı kısmı aslında. Çünkü bu operasyon sihirli bir değnek değil ama doğru ellerde hayat kalitenizi göklere çıkaracak, o her gün sırtınızda taşıdığınız gizli özgüven krizini kökünden çözecek bir anahtar. Kendinize bir iyilik yapın, bedeninizi dinleyin ve eğer o iç sesiniz artık bir değişim istiyorsa, bu sese kulak tıkamayın...
Geçenlerde bir dostumla konuşuyorduk, insan bazen en yakınından bile saklıyor bu tarz şeyleri, çekiniyor, utanıyor sanki kendi suçuymuş gibi... Doğumlar, kilo değişimleri ya da tamamen genetik faktörler yüzünden iç dudakların dışarıya doğru taşması, uzaması o kadar doğal ki aslında. Ama gel de bunu o anki psikolojine anlat; denize girerken mayo üzerinden belli olur mu korkusu, partnerinin karşısında duyduğun o anlamsız mahcubiyet... Eğer bu ve benzeri kaygılar yüzünden aynalarla arana mesafe koyduysanız, ilişkilerinizde kendinizi tam olarak akışa bırakamıyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz ve bu durumun çözümü var. Operasyon sonrası o üzerinizden kalkan devasa yükü, o yenilenmişlik hissini düşününce insan "Neden daha önce yaptırmamışım ki" diyor zaten, vallahi billahi diyor.
Bazen de sadece aynadaki görüntüden ibaret değildir mesele, hayat kalitesini doğrudan etkileyen, insanı her adımda rahatsız eden o fiziksel baskıdır asıl sebep. Spor yaparken, yürürken, hatta otururken bile varlığını hissettiren, sürekli bir sürtünme ve acı veren o fazlalıklar... İdrar yaparken yönünün değişmesi ya da hijyen sağlarken yaşanan o gizli zorluklar da cabası tabii. İşte bu yüzden labioplasti, sadece dış güzellik için yapılan bir lüks değil, aksine kadının kendi bedeniyle yeniden sağlıklı bir bağ kurma mücadelesidir bana göre. Kendini bütünüyle sağlıklı, hafif ve özgür hissetmek isteyen, gelişimini tamamlamış her yaştan kadın hekim kapısını çalabilir; yeter ki ne istediğini bilsin, yeter ki o adımı atmaya karar versin...
Peki, gerçekten hazır mıyız, her şey kafamızda netleşti mi derseniz... Uzman gözüyle bakınca, bu kararın tamamen kişinin kendisi için alınması gerektiğinin altını çizerim hep, başkası ne der diye değil, sırf kendiniz için. Ameliyat masasına oturmadan önce o beklentileri gerçekçi bir zemine oturtmak, doktorla her detayı açık açık, hiç çekinmeden konuşabilmek işin en can alıcı kısmı aslında. Çünkü bu operasyon sihirli bir değnek değil ama doğru ellerde hayat kalitenizi göklere çıkaracak, o her gün sırtınızda taşıdığınız gizli özgüven krizini kökünden çözecek bir anahtar. Kendinize bir iyilik yapın, bedeninizi dinleyin ve eğer o iç sesiniz artık bir değişim istiyorsa, bu sese kulak tıkamayın...