Karın kası belirginleştirme ameliyatı

Karın kası belirginleştirme ameliyatı

Ceren Kalaycı

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
15 Haz 2026
Mesajlar
423
Tepkime puanı
0
Ceren Kalaycı
Hani günlerce spora gidersin, tavuk pilav yemekten için şişer de o aynadaki görüntü bir türlü istediğin gibi olmaz ya... İşte tam o noktada insan "Acaba kestirip biçtirse miydim?" diye düşünmeden edemiyor vallahi. Karın kası belirginleştirme ameliyatı dediğimiz olay tam da bu çaresizliğin, ya da şöyle diyelim, kısa yoldan sonuç alma isteğinin bir ürünü aslında. İşin uzmanları buna Liposelection diyor, yani bildiğin yağ çekme sanatının biraz daha heykeltıraşçası. Bakıyorsun adama, üç ay önce göbeği olan herif bir geliyor karşında baklava tepsisiyle geziyor. İnsan bir durup "Abi nasıl oldu bu iş ya?" demiyor değil hani.

Geçenlerde bu ameliyatı yaptıran bir arkadaşla oturup çay içiyoruz, adam bana anatomisini anlatıyor sanki tıp fakültesinde ders veriyor. Meğer olay orada kas yapmak değilmiş, tamamen kasların üzerindeki o inatçı yağ tabakasını milim milim kazımakmış. Plastik cerrah orada resmen bir ressam gibi çalışıyor; kasların birleştiği o olukları iyice derinleştiriyor, gölgelendirme yapıyor. Ha ama öyle "Gideyim, yatarım, kaslı çıkarım" rahatlığı da yok ha, bilesin. Yani masadan kalktığın an her şey bitmiyor, hatta asıl çile o zaman başlıyor dersem yeridir.

İyileşme süreci desen... Vallahi dışarıdan bakınca çok havalı duruyor ama o korseyi takıp gezmek, hele ki sıcak havada... Yahu insanı canından bezdirir! Bir de o ilk haftalardaki ödemler yok mu, bakıyorsun aynaya kas beklerken daha da şiş bir göbekle karşılaşıyorsun. "Ulan parayı çöpe mi attık yoksa?" diye insan bir paniklemiyor değil. Sonra zamanla o şişlikler iniyor, morluklar geçiyor da kas hatları yavaş yavaş belirmeye başlıyor. Ama işte o belirsizlik anında çekilen stres insanı birkaç yaş yaşlandırır, net.

Çok garip bir mantığı var bu işin, vücut sana ait ama üzerindeki o çizimler tamamen cerrahın el becerisine kalmış. Yani doktorun estetik anlayışı kötüyse, Allah korusun, karnında garip garip asimetrik çukurlarla gezme ihtimalin bile var. O yüzden "Ben yaptırdım oldu" denecek bir şey değil bu, bayağı iyi araştırmak lazım. Spor salonunda iki sene dirsek çürütüp elde edemediğin görünümü birkaç saatlik ameliyatla alıyorsun, evet, ama ne bileyim... Bazen insan düşünmüyor değil, acaba emeksiz yemek gerçekten oluyor mu diye.

Bir de şey mevzusu var tabii, "Ben bu ameliyatı olayım, sonra kebapları börekleri götüreyim" diyenler... Abi yok öyle bir dünyayı kimse beklemesin vallahi! Kilo aldığın zaman o alınan yağlar yine gidip saçma sapan yerlerde birikiyor, bu sefer görüntün tamamen bozuluyor. Yani kasların şekli kalıyor ama üzeri tekrar yağlanınca ortaya absürt bir şey çıkıyor. Demem o ki, ameliyatı oldun bitti değil; sonrasında da kendine bakacaksın, beslenmene dikkat edeceksin, hafif hafif sporunu yine yapacaksın. Yani yine o disiplin şart, kaçış yok.

İşin psikolojik boyutu ise apayrı bir derya deniz. O aynanın karşısına geçip de yıllardır hayal ettiğin o baklavaları görünce insanın özgüveni bir anda tavan yapıyor tabii. Sahilde tişörtü çıkarırken o tereddüt anı var ya, işte o tamamen silinip gidiyor hafızadan. Ama sonra düşünüyorsun... Bu ben miyim, yoksa bıçak altına yatıp satın aldığım bir İtalyan tasarımı mı? İnsan bazen kendi bedeniyle böyle garip bir yabancılaşma da yaşayabiliyor işte, her şey göründüğü kadar toz pembe olmayabiliyor bazen...

Maliyeti desen zaten ayrı bir dert, hani az buz paralar dönmüyor bu piyasada. Değer mi değmez mi sorusu tamamen senin hayattan ve kendi bedeninden ne beklediğinle alakalı. Eğer gerçekten spora rağmen o son dokunuşu yapamıyorsan ve bütçen de elveriyorsa, mantıklı bir kaçış noktası olabilir. Ama sırf üşengeçlikten, "İki ay mekik çekmeyeyim de gideyim kestireyim" kafasıyla bu işe girilmez, çok net söylüyorum. Ameliyat masası öyle hafife alınacak bir yer değil sonuçta...
 
Geri