Ceren Kalaycı
Kayıtlı Kullanıcı
Aynanın karşısına geçip o sarkan deriyi ellerimle yukarı doğru topladığım o ilk günü dün gibi hatırlıyorum; "Tamam," dedim kendi kendine, "buraya kadar." Ameliyat masasına yatarken kafamda tek bir soru işareti vardı, o da o meşhur çizgi. Evet, kalıyor abi. Vallahi billahi kalıyor, kimse size aksini söyleyip hayal satmasın. Ama o eski, sarkık göbeğin arkasında bıraktığı o moral bozukluğunun yanında, çamaşırın altına gizlenen incecik bir çizgi inan umrunda bile olmuyor insanın.
Doktor odasından içeri girdiğimde gözüm direkt masanın üzerindeki o anatomik çizimlere kaymıştı, heyecan had safhadaydı haliyle. İlk birkaç ay o iz pespembe, hatta bazen gözünü korkutacak kadar belirgin bir halde duruyor orada. Sonra ne oluyor biliyor musun? Zaman geçtikçe, sen o bölgeye iyi bakıp kremlerini düzenli sürdükçe ten rengine dönmeye başlıyor. Rengi açılıyor, silikleşiyor, adeta seninle bir bütün oluyor...
Hastaneden taburcu olup eve geldiğim o ilk hafta, eğilerek yürümekten belim kopmuştu, yalan yok. İşte tam o dönemde insan aynaya bakmaya korkuyor, sanki o dikişler hiç geçmeyecekmiş gibi bir his oturuyor göğsüne. Sabırlı olacaksın, başka çaren yok. Kantaron yağı mı dersin, silikon jeller mi... Ne bulduysam düzenli kullandım ve o kıpkırmızı hat yavaş yavaş soldu.
Geçen gün plajda güneşlenirken fark ettim; bikini altını şöyle bir düzelttim ve çizgi tamamen kayboldu, dışarıdan bakan birinin anlaması imkansız. Yani demem o ki, pürüzsüz bir karın için o küçük çizgiyi sineye çekmeye fazlasıyla değer. Ha, sıfır iz beklentisiyle bu yola çıkıyorsan eğer... Neyse, sen yine de bir düşün derim. En nihayetinde o iz, senin kendi vücudun için verdiğin o cesur kararın en net kanıtı.
Doktor odasından içeri girdiğimde gözüm direkt masanın üzerindeki o anatomik çizimlere kaymıştı, heyecan had safhadaydı haliyle. İlk birkaç ay o iz pespembe, hatta bazen gözünü korkutacak kadar belirgin bir halde duruyor orada. Sonra ne oluyor biliyor musun? Zaman geçtikçe, sen o bölgeye iyi bakıp kremlerini düzenli sürdükçe ten rengine dönmeye başlıyor. Rengi açılıyor, silikleşiyor, adeta seninle bir bütün oluyor...
Hastaneden taburcu olup eve geldiğim o ilk hafta, eğilerek yürümekten belim kopmuştu, yalan yok. İşte tam o dönemde insan aynaya bakmaya korkuyor, sanki o dikişler hiç geçmeyecekmiş gibi bir his oturuyor göğsüne. Sabırlı olacaksın, başka çaren yok. Kantaron yağı mı dersin, silikon jeller mi... Ne bulduysam düzenli kullandım ve o kıpkırmızı hat yavaş yavaş soldu.
Geçen gün plajda güneşlenirken fark ettim; bikini altını şöyle bir düzelttim ve çizgi tamamen kayboldu, dışarıdan bakan birinin anlaması imkansız. Yani demem o ki, pürüzsüz bir karın için o küçük çizgiyi sineye çekmeye fazlasıyla değer. Ha, sıfır iz beklentisiyle bu yola çıkıyorsan eğer... Neyse, sen yine de bir düşün derim. En nihayetinde o iz, senin kendi vücudun için verdiğin o cesur kararın en net kanıtı.